Yapıt Hakkında

1919 yılında Yunanlıların Batı Anadolu’yu işgaliyle birlikte Ege’de direniş de başlar, 1920 yılının sonuna gelindiğinde Çerkez Ethem ve onun lideri olduğu Kuvayı Seyyare, Batı Anadolu’daki milli direnişin en güçlü çetelerinden biri olur. Ancak Ankara hükümetinin düzenli ordu konusundaki ısrarı ve çetecilik faaliyetlerini yasaklamasına Çerkez Ethem itiraz eder. Ankara ile Çerkez Ethem arasındaki inatlaşma Kuvayı Seyyarenin dağılmasıyla neticelenir. Çerkez Ethem 50 atlıyla Yunan tarafına geçerken, onun Kuvayı Seyyaresinde yer alan Parti Pehlivan Ağa ve Usturumcalı Halil Efe liderliğindeki Rumeli çeteleri Gördes’e çekilirler. 

Öte yandan o günlerde eli silah tutan, vatan için çarpışmaya gönüllü herkese ihtiyaç vardır. Çetecilik faaliyetlerini yasaklamış olsa da Ankara hükümeti Yunan işgali altındaki topraklarda düşmanı arkadan taciz edecek, istihbarat toplayacak, düşmana sürpriz baskınlar düzenleyerek kayıplar verdirecek, eşkıyaya karşı halkın canını, malını, namusunu koruyacak bir gerilla gücünün varlığına muhtaçtır. Ancak bu gerilla kuvveti sadece başına iyi bir lider bulunursa kurulabilecektir. Bu lider sahip olduğu gücü akıllıca yönetebilme ve güç sarhoşu olmadan Ankara hükümetiyle bağlantıyı kurabilme yeteneğine sahip olmalıdır. Çok geçmeden aranan lider bulunur; Rumelili avukat İbrahim Ethem Bey. Zorlu bir yolculukla Balıkesir’den Ankara’ya gelip görev isteyen İbrahim Ethem Bey, Demirci Kaymakamlığına atanır. Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey göreve başlar başlamaz köşesine çekilen Parti Pehlivan Ağa’yı yeniden milli mücadeleye katılmaya ikna etmek için Gördes’e gider.

Gördesli Makbule, Gördes’in bilindik ailelerinden birinin kızıdır. Babası tarafından erkek gibi yetiştirilmiş bir genç kızdır. Çok iyi ata biner, attığını vuran bir nişancıdır. Yunan işgaline karşı direnmek gerektiğine inanmaktadır. Gördes’e yerleşip orada evlenen Parti Pehlivan Ağa’nın düğününde, Parti Pehlivan’ın yeğeni Usturumcalı Halil Efe’ye gönlünü kaptırır Makbule. Nişanlanırlar. İlk görüşte aşktır onlarınki. Ölümün bile ayıramayacağı, kudretli bir aşk. Geri dönüşlerle Gördesli Makbule’nin, Halil Efe’nin ve Parti Pehlivan Ağa’nın hayat hikâyelerini öğrenir okur/seyirci. Makbule nişanlısını yeniden Kuvayı Milliyeye katılmaya ikna eder. Hâlbuki direnişçi olmak çok risklidir. Yunanlılar direnişi kırmak için direnişçilerin ailelerini esir edip onlara türlü işkenceler yapmaktadırlar. Ancak Makbule esaret altında yaşamaktansa ölmeyi yeğ tutacak bir karaktere sahiptir.

Yunan ordusu Gördes’e doğru ilerlerken, direnişçiler aileleriyle beraber Demirci’ye taşınmak zorunda kalırlar. Makbule ve Halil Efe, Demirci’de evlenirler. Kaymakam İbrahim Ethem Bey; “Ben bekâr adamım, hükümet binasında da yaşarım.” diyerek kendi evini yeni evlilere verir. Çok geçmeden Yunan ordusu Demirci’ye de dayanır. Direnişçilerin dağa çıkmaktan başka çareleri kalmaz. Makbule daha iki aylık evliyken kocasıyla beraber dağa çıkmak zorunda kalır. Henüz düğününde ellerine yaktığı kınaları bile solmamıştır. Kınaları görünüp kadın olduğu anlaşılmasın diye eldiven takar, saçlarını kalpağının altına saklar.
Kaymakam İbrahim Ethem Bey, Demirci Akıncılarını kurar. Yağcıdağı Tavak yaylasına çıkıp “Düşman denize dökülene kadar savaşacaklarına” yemin ederler. Yarı düzenli bir ordu gibi çalışır Akıncılar. Ankara hükümeti ile yakın temastadırlar ve verilen emirlerin hepsini uygulayarak bir kahramanlık destanı yazarlar. Makbule ise kısa sürede biniciliği ve nişancılığıyla Akıncılar arasında saygın bir yer edinmeyi başarır. Yaptığı kahramanlıklar nedeniyle Kaymakam İbrahim Ethem Bey, Yunandan ele geçirilen doru bir at armağan eder Makbule’ye. Dağlarda düşmanla savaşarak, soğukla ve açlıkla mücadele ederek zorluklarla dolu 1,5 yıl geçirir Akıncılar. 

Yazık ki tarihler 17 Mart 1922’yi gösterdiğinde bir Yunan baskınında pusuya düşer ve şehit olur Gördesli Makbule. Halil Efe de ondan tam 2 ay sonra şehadete koşar. Yıllarca bilinmez ikisinin de mezarlarının yerleri. Yıllar sonra uzun çabalar sonucu bulunur. 
Şehadetlerinin yüzüncü yılında mezarları başlarında onların anısına yazılmış bir roman ve kendileri için yakılmış bir zeybekle yeni kuşaklar onlara olan minnetlerini sunacaktır.

Kınalı Efem (söz: Serra Menekay, beste: Aysim Dolgun Ildız)
Gâvur da çıkmış İzmir’e, yürekler bölünür mü?
Ulus’taki ateşi ihanet söndürür mü?

Kınalı efem uyan! Halil’in seni bekler. 
Sarı da yazman solmadan dünyadan göçülür mü?
Uyan Makbule’m uyan! Halil’in de seni bekler.
Bebelerin doğmadan toprağa düşülür mü?

İbrahim Ethem başta, Pehlivan da yanında 
Akıncılık yolunda vurulup ölünür mü?

Kınalı efem uyan! Halil’in seni bekler. 
Yârine doyamadan dünyadan göçülür mü?
Uyan Makbule’m uyan! Halil’in de seni bekler.
Kınaların solmadan toprağa düşülür mü?

Not: Öyküde yer alan tüm karakterler gerçektir. Bölgede savaşanların anıları ve onlarla yapılıp basılmış mülakatlar tek tek okunmuş ve çapraz karşılaştırmalar yapılarak esere aktarılmıştır. Demirci Akıncılarının muharebeleri Kaymakam İbrahim Ethem Bey’in günlüklerinden olduğu gibi aktarılmıştır. Eser, nitelikli bir tarih araştırması ve konunun uzmanlarından alınmış tarih danışmanlığının üzerine Gördesli Makbule ve Halil Efe aşkının oturtulması ile yazılmıştır.