
Із Алушти Віють Вітри
Ukraynaca
Master King Publishing (Ukrayna)
2022
Dansa ve müziğe çok yetenekli olan Nehar, köyünden ayrılarak Akmescit'teki bir tiyatro kumpanyasına katılır. Burada ömür boyu dost kalacağı Bilal Ağa ve Rebiye’yle tanışır. İkinci Dünya Savaşında Kırım’ın Alman Orduları tarafından işgaliyle başlayan süreç, Nehar’ın da hayatına bir Alman subayı olan Rudolf’un girmesiyle sıra dışı bir aşkın fitilini ateşler. Bir peri masalı gibi başlayan bu aşk hikâyesi Rebiye ve Bilal Ağa sayesinde evlilikle neticelenir. Ancak savaşın acımasızlığı bu hikâyenin mutlu sonla bitmesine izin vermez. Savaşın en şiddetli olduğu dönemde eşi cephedeyken, Nehar oğlu Selim ile birlikte Kırım’ı terk edip Almanya’ya kaçmak ve Rudolf’un ailesinin yanına gitmek zorunda kalır. Almanya’da Nehar’ı değişik sürprizler beklemektedir.
Nehar’ın en büyük hayranlarından biri Bilal Ağa’nın en küçük kardeşi Fatma’dır. Kırım Almanlar tarafından işgal edildiğinde henüz 12 yaşında olan Fatma, Bilal Ağa’nın Kırım’ı ve Kırımlıları savaşın ezici etkilerinden korumak için yaptıklarının en yakın tanığıdır. İşgal altındaki 2 yılın sonunda Bilal Ağa da Almanya’ya kaçmak zorunda kalır. Eşi Rebiye ve iki çocuğunun yanında Fatma’yı da Almanya’ya götürmek ister ancak anneleri Fatma’nın gitmesine izin vermez. Bilal Ağa çekirdek ailesiyle Almanya’ya giderken, Fatma annesi ve diğer kardeşleriyle Kırım’da kalır. Ailenin diğer erkekleri Kızıl Ordu saflarında savaşmaktadır. Aile Kırım’da onların yolunu beklemektedir.
Almanya’da Rudolf’un ailesini bulamayarak büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Nehar, Kırım’dan Almanya’ya kaçan Kırım Türklerinin kamplardaki yaşam mücadelesinin içinde bulur kendini. Rudolf’tan haber alamaz. Yaşayıp yaşamadığını bile öğrenemez. Hayata küser. Ancak küçük oğlu için hayatta kalmak zorundadır. Bir süre sonra Almanya’ya gelen Bilal Ağa ve Rebiye onun en büyük destekçileri olur. Mittenwald kampında Bilal Ağa’nın kurduğu Çankaya ekibiyle yine Kırım türküleri eşliğinde milli danslarını yaparak hayata tutunmaya çalışırlar.
Savaş biter. Rudolf’tan hiç haber yoktur.
Savaşın sonunda Sovyetlerin Kırım’ı tekrar ele geçirmesiyle Kırım’daki Türkler tarihlerindeki en karanlık günü yaşamak zorunda kalırlar. 18 Mayıs 1944 günü sabaha karşı Sovyet askerleri ellerinde tüfeklerle Fatmaların evine gelip kırarcasına çalarlar kapıyı. Sürgün edileceklerdir. İnsani olmayan koşullarda 21 gün süren zorlu bir tren yolculuğuyla, Fatma, ablaları ve annesi Ural’a gelirler. Aynı gün bütün Kırım Türkleri Asya’nın içlerinde değişik yerlere sürgün edilmiştir. Fatma’nın bir ağabeyi Sibirya’da, bir ağabeyi Özbekistan’dadır. Ancak birbirlerinden haber alamadıkları için kimin nerede olduğunu bilemezler. Sürgün ve sonrasındaki acımasız yaşam şartları Fatma ve ailesi için tam bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Türkçe konuşmak, dua etmek, seyahat etmek ve mektuplaşmak yasaktır. Fatma bu koşullar altında diğer kardeşlerini bulmak ve tekrar onlara kavuşmak için insanüstü bir çaba harcar. Sonunda inanılmaz bir şekilde haberleşmeyi başarırlar ve yıllar sonra tüm aile Özbekistan’da buluşur. Ancak Almanya’ya giden Bilal Ağa’dan haber alabilmeleri mümkün olamaz. Stalin’in politikaları Kırım’daki aileleri, sevgilileri birbirinden koparak dünyanın dört bir yanına savurmuştur.
Savaş biteli 6 yıl olmasına rağmen Nehar, Rudolf’a kavuşamaz. Kocasının öldüğünü kabullenmek ve yeni bir hayat kurmak zorundadır. Türkiye’ye gitmeye karar verirler. Nehar, oğluyla birlikte 1950’lerin Türkiye’sine gelip İzmir’de kendine yeni bir hayat kurar. Erkek berberliği yapmaya başlar. Kadın bir erkek berberi, Türkiye’de bir ilktir. Çok geçmeden başka sıra dışı gelişmeler Nehar’ın hayatına damga vuracaktır.
Fatma ise kendisini bir özgürlük mücadelesinin ortasında bulur. Çünkü Kırım Türklerinin yaşamak zorunda kaldıkları zorlu sürgün yılları ve ardından uğradıkları haksızlıklar bir özgürlük mücadelesi doğurmuştur. Demokratik bir halk mücadelesi olan bu sürecin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’dur ve onun abisi, Fatma’nın ablasıyla evlidir. Yıllar içinde tüm dünyanın haberdar olduğu bu siyasi mücadele, hep demokratik platformda kalarak tüm dünyanın desteğini arkasına almayı başarır ve 50 yıl sürer. Sonunda Kırım Türkleri yeniden Kırım’a dönmeyi başarırlar. Bu mutlu sonu görmek Fatma’nın ailesindeki herkes için mümkün olamasa da, Fatma ile Nehar tekrar Kırım’da buluşmayı başaracaklardır.
Hem Nehar’ın hem de Fatma’nın yarım asırlık bu hasret öyküsünde her hayal kırıklığı yeni bir hayata tutunuş, her son yeni bir başlangıç olur. Her iki kadının yaşama tutunma çabası da inanılmaz bir hayat mücadelesi ve vatan hasretiyle örülüdür. Nehar’ın aşkın peşindeki arayışları, Fatma’nın ise vatan hasreti; hayat sürdükçe umudun varlığının, umut var oldukça hayatın sürdüğünün kanıtıdır.
Tekrar Kırım’da buluştuklarında birlikte söylerler Ey Güzel Kırım Türküsünü;
Aluşta’dan esen yeller yüzüme vurdu
Balalıktan ösken eve gözyaşım düştü
Men bu yerde yaşalmadım
Yaşlığıma doyamadım
Vatanıma hasret kaldım
Ey güzel Kırım
Öyküde yer alan tüm karakterler gerçek hayattan alınmıştır. Fatma karakteri yazarın büyük halası olup hikâyesi bütünüyle gerçektir. Nehar’ın hikâyesindeki kişi ve yer adları değiştirilmiştir. Öykünün Menekay ailesiyle ilgili bölümlerinin tamamı gerçek olup olayı birebir yaşamış tanıklarla yapılan görüşmelerin, nitelikli bir tarih araştırması ve konunun uzmanlarından alınmış tarih danışmanlığının üzerine oturtulması ile yazılmıştır.
Yabancı Dillerdeki Baskıları

Із Алушти Віють Вітри
Ukraynaca
Master King Publishing (Ukrayna)
2022
Romanları :
Çocuk Kitapları :