Yazlık
Perde açıldığında anneyle kızı (Nazlı) yazlık evlerinde görürüz. Kız koltukta dergi okurken anne açık mutfakla yemek masası arasında gidip gelerek sofrayı kurmaktadır. Yaz başıdır, yazlık site henüz boştur. Evin ne kadar iyi yapılmış olduğundan, camların hava geçirmezliğinden, kilerin kendilerine yıllarca yetecek yiyecekle dolu olduğundan sözederler. Bir bulut tehdidi vardır, belli ki bu kötü bulut (radyasyon? Kimyasal bir zehir?) gittiği yerde büyük bir tehlike yaratmaktadır. Bir yandan İstanbul’dan kaçmış olduklarına sevinirler, bir yandan da kırklı yaşlarındaki, hiç evlenmemiş olduğunu öğrendiğimiz kızın aslında burada annesiyle tek başına olmaktan sıkıldığını, başka insanlar görmek istediğini anlarız. Sitenin her işe bakan emektar ustasıyla tanışırız. Sonra kız aile geçmişlerini sorgulamaya başlar. Özel okullarda okutulmuştur. Annesi sürekli ne denli yetenekli olduğunu söylese de kız reddeder. Onca özel derse rağmen piyanoyu doğru dürüst çalamamıştır. Burada kızın lise mezuniyeti sonrası Londra’da bir resim yarışmasında ödül aldığını öğreniriz.
Bulut tehdidinin konuşmaların arasına sürekli girdiği anne-kız diyaloğunda kız çocukluğunu, anne-babasının kendisi için verdikleri kararları sorgularken anne hep kaçamak cevaplar verir. Artık hayatta olmayan babanın ve yakın aile dostu Feray Teyze’nin kızın hayatı da dahil ailenin tüm önemli kararlarını veren iki kişi olduğunu görürüz. Kız bir yandan da yeniden karşılaşmış olduğu ilkokul arkadaşı Tülin’den ve lise aşkı Selim’den sözeder. Bu iki defteri de kapatamamıştır.
Oyunun ortalarına yaklaşırken gerçeklikteki ilk kırılma yaşanır. Kahvaltının hemen ardından hava kararır, anne kızı akşam yemeğine davet eder. Kız “daha şimdi kahvaltı ettik, ne zaman akşam oldu?” dese de durumu kabullenir. Birden elektrikler kesilir, karanlıkta anne sahneden çekilir ve kapıda Selim belirir. Sitedeki boş evi onlar almıştır, o ve karısı Tülin. Kız kendisini ele vermemeye çalışır, havadan sudan konuşmak ister ama Selim aslında hep onu sevdiğini söyler. “Seni bir daha kaybetmeyeceğim” der. Ama şimdi markete gitmesi gerekmektedir, aceleyle çıkar.
Bu noktadan sonra gerçeklik algısı tamamen kırılır. Selim’in çıkmasıyla akşam tekrardan güne döner, anne yanında ustayla son derece neşeli bir havada geri gelir. Ama usta usta gibi değildir, ve babaya dönüşür. Anne ise babanın bir işaretiyle Feray Teyze’ye dönüşecek, sonra hepsi sahneden bir bir çekilirken kız yalnız başına koltuğa geri dönüp yatacaktır.
Finalde sahneye radyosyon koruma giysili iki adam girerler. Anne kız daha eve girerken ölmüşlerdir. Annenin cesedi kapının önünde, kızın cesediyse koltukta, son sahnede yattığı halde durmaktadır.
Bütün bu seyrettiklerimiz kızın ölürken gördüğü bir rüya mıydı?
Yazarın Notu: Yazlık 80’lerde kendilerine has bir hayat düzeni içinde yaşamış küçün burjuva bir ailenin çöküşünü anlatır. Kızını “dışarıdaki hayattan” korumaya çalışmış bir baba onu bir yalnızlık kafesine hapsetmiştir. Kızın dramının yanısıra babanın sıkışmışlığını da görürüz. Kendisine yetmediğine inandığı karısının yerine yakın aile dostları bekar anneyi koymuştur. Aralarında gerçekten bir ilişki olmuş mudur bilemeyiz, ama kız Bu Feray Teyze’nin ailenin tam merkezinde olduğunu hep hissetmiştir. Baba kızını “dışarıdaki hayattan” koruyamadığı gibi elleriyle yaptığı çok korunaklı yazlık ev de anneyle kızı radyasyondan koruyamamıştır.

