Audrey ya da Keder
Gerçekliğin ve Kederin Kıyısında: Marina Carr’dan "Audrey ya da Keder"
23 Şubat 2024’te Abbey Theatre ile Landmark Productions’ın ortak yapımı olarak dünya prömiyerini gerçekleştiren, yazarın 60. yaşını ve Abbey Theatre’daki Kıdemli Ortak Yazar olarak üçüncü yılını taçlandıran Audrey or Sorrow (Audrey ya da Keder), çağdaş İrlanda tiyatrosunun en sarsıcı, tavizsiz ve grotesk yapıtlarından biri. Samuel Beckett’in varoluşsal absürdizmini İrlanda gotiğinin tekinsiz dünyasıyla buluşturan metin; zamanın büküldüğü, mekânın zihinsel bir manzaraya dönüştüğü, gerçekliğin sürekli yer değiştirdiği eşiksel bir evren kuruyor.
Oyun, ölümün her şeyi bitirdiği bir son durakta değil, hayatın içine sızıp onu zehirlediği yerde başlıyor. Bir ev, birkaç aile üyesi, çocuk oyunlarına benzeyen tuhaf ritüeller, çay, kömür, oyuncaklar, bebekler ve deniz… İlk bakışta son derece gündelik görünen bütün bu unsurlar, Carr’ın evreninde kısa sürede başka bir gerçekliğin parçalarına dönüşüyor. Yaşayanlarla ölüler arasındaki geçirgen zar ortadan kalkıyor; hafızanın güvenilirliği sarsılır; geçmiş, unutulmuş bir hikâye olmaktan çıkarak bugünün tam merkezine yerleşir. Buradaki ölüler yalnızca geçmişten gelen pasif gölgeler değildir; çay içer, kavga eder, kıskanır, şakalaşır, cezalandırır ve gündelik hayatın bütün küçük ayrıntılarına sahip çıkarlar. Yaşayanlar ise giderek onlardan daha kırılgan, daha huzursuz ve daha gerçekdışı görünmeye başlar. Böylece oyun, basit bir hayalet anlatısının ötesine geçerek şu rahatsız edici soruyu ortaya atar: Bir insanı gerçekten hayatta tutan nedir? Kaybettiklerinden asla kurtulamayan insan, yaşayan bir ölüden ibaret değil midir?
Bu ontolojik gerilimin merkezinde Audrey vardır. O, yalnızca ölmüş bir kız çocuğu değildir; araftaki bu mikrokozmosun otoritesi, kural koyucusu ve cezalandırıcısıdır. Çocukça bir zalimlikle neredeyse metafizik bir bilgeliği aynı bedende buluşturan Audrey, travmanın sahnede cisimleşmiş hâlidir. Onun dünyasında keder, romantik bir acı ya da arındırıcı bir yas süreci değildir. Marina Carr’ın metnindeki en radikal kırılma da burada ortaya çıkar: Keder burada iyileştirmez; tüketir, çürütür, hafızayı bozar ve insanın kendisi hakkında kurduğu hikâyeyi elinden alır. “Kişisel, dışsal ve doğaüstü” olmak üzere üç ayrı keder biçimi, evin duvarları arasında yaşayanları yutan karanlık bir ekosistem yaratır.
Marina Carr, bu tekinsiz atmosferi kurarken seyirciye güvenli bir trajik mesafe sunmaz; tragedya ile komediyi birbirini keskinleştiren iki kuvvet olarak kullanır. Çocukça oyunların, aile içi didişmelerin ve sıradan ev işlerinin arasından birdenbire şiddet, suçluluk ve ölüm çıkar. Seyirci bir repliğe gülerken hemen ardından o gülüşün ne kadar karanlık bir yere dokunduğunu fark eder. Grotesk komedi, trajediyi hafifletmek bir yana, onun şiddetini daha görünür kılar. Aile, böylece geçmişin aktarıldığı, suçluluğun miras bırakıldığı ve rollerin tekrarlandığı kapalı bir cehennem döngüsüne dönüşür.
Bütün bu klostrofobik yapının omurgasında deniz vardır. Dalgalar, iskele, sığırcıklar ve sürekli geri dönen çocukluk imgeleri, hafızanın, suçluluğun ve ölümün sınırını çizer. Deniz hem çağırır hem saklar; hem geçmişi geri getirir hem onu sonsuza dek yutar. Oyunun sonuna doğru bu imgelerin yeniden belirmesi, zamanın doğrusal değil döngüsel bir yapı kazandığını ve geçmişin hiçbir zaman gerçekten geride kalmadığını daha da belirginleştirir.
“Audrey ya da Keder”, geleneksel tiyatro formlarını zorlayan, seyircinin savunma mekanizmalarını darmadağın eden ve son derece hassas bir ansambl disiplini gerektiren çarpıcı bir çağdaş tiyatro metni. Yönetmenler, dramaturglar ve oyuncular için gülünç olanla korkunç olanın, çocuklukla ölümün, sevgiyle şiddetin aynı anda nasıl var olabileceğini araştıran özgün bir sahneleme alanı açar. Carr’ın asıl başarısı belki de burada yatar: Kederi anlatmak yerine onu sahnenin atmosferine, ritmine ve ilişkilerine dönüştürür. Ve geriye şu soru kalır: Ölüler gerçekten gider mi, yoksa onları yaşatmayı sürdürdüğümüz sürece hâlâ bizimle mi kalırlar?
Yazar Hakkında:
17 Kasım 1964’te Dublin’de dünyaya gelen Marina Carr; oyun yazarı ve besteci Hugh Carr ile şair Maura Eibhlín Breathnach’ın kızı olarak edebiyat ve tiyatro dünyasının içine doğmuştur. Çocukluğunun büyük bir kısmını County Offaly’deki Pallas Gölü çevresinde geçiren yazar, daha küçük yaşlarda kardeşleriyle birlikte bir kulübeyi tiyatro sahnesine dönüştürerek ilk sanatsal üretiminin temellerini atmıştır.
1987 yılında University College Dublin (UCD) İngiliz Dili ve Felsefe bölümünden mezun olan Carr; ilk oyunu “Ariel” ile erken yaşta dikkatleri üzerine çekmiş, ardından “The Mai”, “Portia Coughlan”, “By the Bog of Cats” ve “Woman and Scarecrow” gibi sarsıcı metinlerle çağdaş tiyatro kanonunda sarsılmaz bir yer edinmiştir. Eserlerinde İrlanda mitolojisinin kadim yankıları ile Antik Yunan tragedyalarının acımasız kader döngüsü kusursuz bir sentezle buluşur. Kadın psişesini, yıkıcı aile bağlarını ve varoluşsal buhranları edebi taviz vermeyen, keskin bir dille sahneye taşır. “Audrey or Sorrow” (Audrey ya da Keder) oyunu, yalnızca parlak bir tiyatro zihninin değil, insan ruhunun en karanlık dehlizlerine inmekten çekinmeyen cesur bir felsefecinin izlerini taşımaktadır. Pek çok dile çevrilen Carr’ın yapıtları, İrlanda içinde ve dışında; ABD, Kanada, Güney Amerika, Avrupa’nın yanı sıra Japonya, Güney Kore ve Çin gibi pek çok ülkede sahnelenmeye devam etmektedir.
Susan Smith Blackburn Ödülü, E.M. Forster Ödülü, Macaulay Bursu ve prestijli Windham-Campbell Edebiyat Ödülü başta olmak üzere pek çok uluslararası saygın ödülle onurlandırılan yazar, İrlanda’nın seçkin sanatçı birliği Aosdána’nın üyesidir. Akademik sahada da son derece aktif bir profil çizen Carr; Trinity College Dublin, Princeton Üniversitesi ve Villanova Üniversitesi’ndeki kürsüleri/derslerinin yanı sıra Abbey Theatre’da yerleşik yazar (writer-in-residence) olarak görev yapmıştır. 2011 yılında mezun olduğu University College Dublin tarafından Edebiyat dalında Onursal Doktora unvanına layık görülen yazar, hâlen Dublin City University (DCU) bünyesinde akademik çalışmalarını sürdürmektedir. Eşi Dermot Hickey ve dört çocuklarıyla Dublin’de yaşamaktadır.
Yapıt Hakkında
Çevirmen : Nazlı Gözde Yolcu
Tür : Gotik Absürt Kara Komedi
Bölüm : Tek Perde
Oyuncu Bilgisi : 3 E - 5 K
Yeni Yabancı Oyunlar / Türkçe Kategorisine Geri Dön
