Suat Derviş Yeni Yayımlanan Eserler | İthaki Yayınları

Suat Derviş'in bugüne kadar kitap halinde hiç yayımlanmamış eserleri İthaki Yayınları'ndan üç kitap halinde çıktı.

Bunlardan ilki yazarın "Sevdiği Bendim" adlı romanı. "Sevdiği Bendim " her şeye sahip olmak isterken elinde ne varsa kaybetmenin eşiğine gelerek kendi kurduğu oyunun kurbanı olan Nuran’ın hikâyesini anlatıyor. Nuran ve onun entrikasına çekilen çocukluk arkadaşı Selma, Suat Derviş’in aşk ile para, kalp ile mantık ikilemlerinde gelgit yaşayan kadınlarından. Derviş, romanı hem bu iki genç kadının hem de Nuran’ın kocası Macit ve sevgilisi Yılmaz’ın gözünden derinlikli bir şekilde anlatırken, ters köşe finaliyle külliyatının en önemli yapıtlarından birine imza atıyor.

Ünlü senarist Melek Gençoğlu, “Benim Suat Derviş’im” başlıklı sonsözünde Suat Derviş edebiyatının ayırt edici yönlerinden birini vurguluyor: “Suat Derviş yargılamaya müsaade etmez, karakterleri kendi kendilerine bunu gerçekleştirirler çoğunlukla. Okuyucuya sorgulamak kalır ki, o müthiş kalem sayesinde o kadar yakından tanıdığımız ve özdeşleştiğimiz karakterle empati kurabilir, ‘Ben olsaydım ne yapardım?’ sorusunu sorarız kendimize.”

İkincisi "Üç Papatyalı Kadın". Geçmişini neredeyse hiç bilmediği kocası Atıf’ın yanında kendini beklenmedik biçimde ölümcül bir tehlikenin içinde bulan Suna’nın karanlık bir gecede başlayan kaçışını anlatıyor.Annesi Jale’nin ölümünden sonra yalnız kalan Suna, ona güvenli ve rahat bir hayat sunan Atıf’la evlenir. Yıllar sonra annesinin arkadaşı Tunç’la karşılaşmasıyla geçmişin sırları gün yüzüne çıkar. Tunç’un getirdiği üç papatya, Suna’yı kocasının sakladığı korkunç hakikatle karşı karşıya bırakır. Paris’ten İstanbul’a uzanan hikâye aşk, kayıp, kıskançlık ve suç etrafında soluksuz bir polisiye gerilime dönüşür.

Aynı kitabın sonunda "Günahtan Kaçan Kadın" adıyla tefrika edilmiş, Üç Papatyalı Kadın’la benzer karakter ve tema etrafında şekillenen bir çizgi roman da okurla buluşuyor.

Son kitapta ise iki novella var. "Bitmeyen Korku" bir cinayetin ardından suçluluk duygusu, vicdan azabı ve yakalanma korkusu içinde sıkışan Aysel’in gözünden anlatılıyor. Delicesine sevdiği ressam Demir Altuğ’un sakladığı hakikati öğrenen Aysel’in dünyası bir gecede altüst olur. Demir’in ölümünün ardından cinayet ânı zihninde durmadan yeniden canlanırken polis soruşturması adım adım ona yaklaşır, suçsuz insanların zan altında kalmasıysa taşıdığı yükü daha da ağırlaştırır.

"Bir Köşede Bir Kadın" novellasında ise roller tersine dönüyor. Kocası ve en yakın arkadaşı tarafından öldürülmek istenen Sevgi, ateşler içinde yattığı yatağında, çoğu zaman gözlerini bile kıpırdatmaktan aciz hâlde hayatta kalma mücadelesi verir. Peki, bedenine hapsolmuş bir kadın kendini nasıl kurtarabilir?

Tarihçi Gizem Sivri, bu iki metni merkeze aldığı sonsözünde Suat Derviş’in suçlu ve katil kadınlarını analiz ederken yazarın suçu ve suçluyu nasıl ele aldığını da ortaya koyuyor.

 

24 Temmuz 2026