Sahne Yaratıkları
Sahnenin Unutulmaz Kadınlarının Zamansız Hikâyesi
1642’de Puriten yönetimin tiyatroları kapatmasıyla Londra sahneleri uzun bir sessizliğe gömülür. Yıllar süren bu karanlık dönemin ardından, 1660’ta tahta dönen II. Charles, sürgünde geçirdiği yıllarda Fransa ve Hollanda’da edindiği görkemli eğlence kültürünü ve tiyatro tutkusunu beraberinde getirir. Yeniden açılan Londra sahnelerinde bizzat Kralın himayesindeki King’s Company ve karalın kardeşi York Dükü’nün himayesindeki Duke’s Company’ye tiyatro yapma ayrıcalığı tanınır. II. Charles’ın en radikal kararı, yüzyıllardır genç erkek oyuncuların oynadığı kadın rollerini, nihayet kadınlara teslim etmek olur. Ve kadınların sahneye çıkmasına izin verir. Kadınların sahneye çıkışı yalnızca İngiliz tiyatro tarihinde değil, kadınların toplumsal görünürlüğünde de büyük bir kırılma yaratır. Bu karar bir yandan kadınlar için özgürleşmenin simgesi olurken, öte yandan kadın bedeninin bir seyir nesnesine dönüştüğü çelişkili bir kırılma noktasını da işaret eder.
April De Angelis, 1993’te kaleme aldığı Playhouse Creatures oyunuyla bu çelişkili ve büyüleyici dönemi sahneye taşıyor. Yazar, Restorasyon dönemi Londra’sını ve tiyatro dünyasını kuru bir tarih tablosu gibi resmetmek yerine, sahnenin ışığını da kulislerin karanlığını da gösteren çok katmanlı bir dramatik yapı kuruyor. Oyunun odağındaki beş kadın: Zekası ve cazibesiyle parlayarak hem halkı hem kralı büyüleyen Nell Gwynn, zarafeti ve disipliniyle sahnede ustalığın simgesi Mary Betterton, asi ruhlu, gözü kara Rebecca Marshall, hayalleri skandallarla gölgelenen Elizabeth Farley ve kurmaca bir figür olan sahnenin belleği Doll Common karakteri. Onlar yalnızca tarihsel figürler değil; sahneye tutunmaya çalışan, zekâlarıyla hayatta kalmaya çabalayan, rekabetle dostluk arasında sıkışan, var olma mücadelesi veren kanlı canlı kadınlar.
Restorasyon tiyatrosunun kulis dünyası başlı başına bir mikrokozmos gibi. Portakalcı kızlar, meyve ve içecek satmanın ötesinde dedikodu ve haber taşıyarak kulisle seyirci arasında görünmez bir sosyal ağ kurar. Bu ortamda sahneye çıkan öncü kadınlar ise sahnedeki alkışın parıltısının ötesinde ağır bir yük taşır. Mesleklerinde kalıcı olabilmek için yalnızca yeteneklerine değil, zekâlarına, dayanıklılıklarına ve stratejik sezgilerine yaslanmak zorundadırlar. Kulisteki patronaj ilişkileri, aristokrat seyircilerin bazen hayranlığa, bazen zorbalığa varan ilgisi ve erkek egemen düzenin sert kuralları, her adımlarını şekillendirir. Seyircinin izlediği ihtişamın, görkemli kostümlerin ve Shakespeare tiratlarının arkasında; kırılgan ama inatçı bir direniş, gizli dayanışmalar ve küçük zaferler vardır. Bu katmanlı gerçeklik, tiyatronun büyüsünü daha sahici kılar; sahne parıltısının ardındaki emek, bedel ve hayatta kalma mücadelesi, o dönemin sahnesini bugünün seyircisine de dokunur hale getirir. Yazarın kurduğu çok katmanlı dramatik yapıyla dönemin ruhunu yakalarken; ihtişamla sefalet, sahne büyüsüyle kulisin karanlığı, özgürlükle sömürü arasındaki ince çizgi sahnede yanyana yerini buluyor. April De Angelis’in asıl başarısı, bu kadınları kahraman olarak yüceltmeden ya da mağdura indirgemeden; onları kırılganlıkları, çelişkileri, dostlukları ve rekabetleriyle sahici insanlar olarak anlatmasında yatıyor.
Dünya prömiyerini 1993’te Theatre Royal Haymarket’te yapan oyun hem eleştirmenlerin hem de seyircilerin büyük beğenisini kazandı. Oyun sonraki yıllarda Old Vic Theatre (1997-Londra), Dundee Repertory Theatre (2007-İskoçya), Chichester Festival Theatre (2012), Castlemaine Theatre Company (2014- Avustralya), The MAC- Bruiser Theatre Company (2015-Belfast), New Vic Theatre (2018-İngiltere) ve City Theatre (2018-Austin, ABD), Chapter Arts Centre (2019-Cardiff), Lion Woman Productions (2024-Houston, ABD) ve Orange Tree Theatre (2025-Londra) gibi pek çok önemli tiyatroda sahne aldı.
Playhouse Creatures, yalnızca 17. yüzyıl İngiltere’si atmosferini yansıtan bir dönem oyunu değil, aynı zamanda bugünün tiyatro dünyasına da güçlü bir ayna tutuyor. Kadınların sahnede görünür olmak, seslerini duyurmak ve kendi hikâyelerini anlatmak için verdikleri mücadele, hâlâ sürüyor. Roller değişir, sahne teknolojisi gelişir, tiyatro anlayışı evrilir; ama sahne özü itibarıyla hep aynı kalır: Onu var edenlerin sesiyle, onların emeğiyle yeniden inşa edilen bir alandır sahne. Bir zamanlar “sahne yaratığı” olarak küçümsenen bu kadınlar, artık tiyatro tarihinin kurucu özneleri olarak hatırlanıyor. April De Angelis’in metni, yüzyıllar ötesinden bugüne yankılanan bir çağrıyla şunu söylüyor: Sahne bizim, hikâye bizimdir. Bu hikâye, sahneye tutunanların hikâyesidir: aktris, sevgili, emekçi, hayalet… hepsi birden.
Yazar Hakkında:
1960 yılında Londra’da İngiliz bir anne ve İtalyan bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen April De Angelis, çağdaş İngiliz tiyatrosunun en üretken ve etkili oyun yazarlarındandır. Oyun yazarlığının yanısıra libretto, radyo oyunu ve senaryo yazarlığı da yapmaktadır. Genç yaşta Old Vic Youth Theatre’da oyunculukla başladığı sanat yaşamını E15 Acting School’da aldığı eğitimle pekiştirmiş; Monstrous Regiment ve ReSisters gibi politik tiyatro topluluklarında hem oyuncu hem yazar olarak yer almıştır.
İlk oyunu Breathless (1986), Second Wave Women’s Writing Festival’de ödül kazandı. Ardından Women in Law (1987), Me (1988), Wanderlust ve Bombshell (1989) oyunları geldi. 1989 tarihli Ironmistress’te tarihle dönemin siyaseti arasında ince bir köprü kurdu. April De Angelis, tarihsel figürleri ve olayları kullanarak kadınların görünmezliğini sorgulayan bir üslup geliştirdi; Crux (1990), A Warwickshire Testimony (1999) ve Wuthering Heights uyarlaması (2008) bu yaklaşımın örnekleridir.
Onu geniş kitlelere tanıtan Playhouse Creatures (1993) dışında, The Positive Hour (1997), A Laughing Matter (2002), Wild East (2005), ortak yazarlı Catch (2006), Jumpy (2011; Olivier adayı) ve After Electra (2015) öne çıkan yapıtlarıdır. Son yıllarda My Brilliant Friend’in iki bölümlük sahne uyarlaması (National Theatre, 2019/20), Kerry Jackson (National Theatre, 2022), Infamous (2023) ve Sarah Siddons’a odaklanan The Divine Mrs S. (Hampstead, 2024) oyunlarıyla dikkat çekmiştir. Eserleri Royal Court Theatre, National Theatre, RSC, Hampstead Theatre, Birmingham Rep Theatre gibi en saygın tiyatro toplulukları tarafından defalarca sahnelenmiştir. Üniversitelerde ve uluslararası projelerde oyun yazarlığı dersleri veren yazar Manchester’daki Royal Exchange Theatre için 2018’deki Frankenstein uyarlaması gibi çeşitli projeler üretmiştir.
April De Angelis ayrıca opera librettolarıyla da tanınır. Jonathan Dove’un müziğiyle Flight (1998), Errollyn Wallen’ın müziğiyle The Silent Twins (2007) ve The Day After (2017) en bilinen eserleridir. Radyo ve televizyon için de eserler üreten yazar BBC için çeşitli uyarlamalar yapmıştır. 1991–92’de BBC Radio 4’te yayımlanan The Outlander ile Writers’ Guild Ödülü’nü almıştır (1992).
Kariyeri boyunca hem bireysel hem de ortak projelerde yer alan yazarın eserlerinde kadınların görünürlüğü, kimlik, iktidar ilişkileri, tarih ve toplumsal dönüşüm temaları öne çıkmaktadır.
Yapıt Hakkında
Çevirmen : Nazlı Gözde Yolcu
Tür : Dramatik Komedi
Bölüm : İki Perde
Oyuncu Bilgisi : 5 K
Yeni Yabancı Oyunlar / Türkçe Kategorisine Geri Dön