Sinema

 

 

SAM, sinema salonunda çalışan, üniversiteye gitmemiş ve hâlâ ailesiyle yaşayan 35 yaşında biridir. Orada makinistlik yapan ve fırlama bir kız olan ROSE’a da derin bir aşkla bağlıdır. ROSE ise bunun farkında değildir ve her ne kadar belli etmeyip, rahatmış gibi davransa da pek kendine güveni olmayan biridir. AVERY ise babasıyla yaşayan, devam ettiği üniversiteye biraz da psikolojik sorunları nedeniyle bir süreliğine ara vermiş, sinemaya tutkun, bu konuda da oldukça bilgili siyahî genç bir delikanlıdır. Sinemada yeni işe başlamıştır. Bu “Sinema” ise, o bölgedeki tek 35 milimetrelik film oynatan sinemadır…

SAM, yeni işe başlayan AVERY’ye, birlikte salonu temizledikleri sırada, nelere dikkat etmesi gerektiğini ve bilmesi gereken şeyleri anlatarak onu tanımaya, anlamaya çalışır…

SAM, ROSE ve diğer çalışanlar, çok düşük ücretle çalıştıkları için bazı biletleri iki kez satmakta ve elde ettikleri parayı da, mesai bitiminde “Akşam Yemeği Parası” adı altında bölüşmektedirler. Önce karşı çıkmasına rağmen AVERY’yi de bu duruma ortak ederler. Hepsinin kendine göre yaşadığı mutsuzluklar, sıkıntılar, çıkmazlar vardır…

Bu sırada sinemanın sahibi gerek ekonomik, gerekse başka sebeplerden dolayı sinema salonunu satar. Sinemayı satın alan kişi de, eski sistem yerine dijital sistem kurarak dijital çekilmiş filmleri oynatmaya karar verir. Ayrıca kredi kartıyla da bilet satışına başlanır. Sonrasında da çalışanların bir şekilde aynı bileti iki kez sattıklarını anlar. Kutuda bulduğu bir not yüzünden bunu sadece AVERY’nin yaptığını düşünür, onu suçlar. AVERY ise, SAM ve ROSE’a giderek gerçeği patrona anlatmalarını ister. Ancak ikisi de buna yanaşmaz. Büyük bir hayal kırıklığına uğrayan AVERY, sonunda işten atılır…

Bu arada SAM de daha önce ROSE’a aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamıştır. Ancak işler değişir. ROSE, yaşananlardan sonra SAM’e ilgisiz kalmaz. Bir süre sonra, artık AVERY’nin yerinde yeni bir çalışan vardır ve SAM, ona da işin inceliklerini ve yapması gerekenleri anlatırken, AVERY’yi de unutmamıştır. 35 milimetrelik film hastası olan ve yaşadıklarından sonra ihanete uğradığını düşünen AVERY’nin kalbini kazanabilmek için de, eski patronunun hurda olarak vermesini istediği film makinesini ve birkaç tane de 35 milimetrelik filmi onun için saklamayı başarabilmiştir. AVERY onları almak için geldiğinde SAM’le sohbet eder ve ona, aslında kimseye güvenmemek gerektiğini anladığını söyler. Kendinin bir gün başka yerlerde yaşayabileceğini, ama onun yaşamı boyunca temizlik yapmaya devam edeceğini ekler ve ders niteliğindeki son sözü söyleyerek oradan, “Sinema”dan ayrılır…

Çevirmenin notları ;

Oyun ; teknolojinin de gelişmesiyle hızla değişen dünyada, insanların gerçeklik, güvenilirlik, sevgi, aşk, gerçek arkadaşlık arayışını, kaybolan değerleri, insanî zaafları ve basit hayatların sıra dışı beklentilerini vb. anlatır. Ayrıca, yaşamın tıpkı filmlerdeki gibi an ve anılardan oluştuğuna özenli ve estetik bir dille dikkat çeker…

Bu açılardan bakıldığında, her zaman toplumsal karşılığı olabilecek, başarılı, sıra dışı bir oyun olduğunu açıkça söyleyebiliriz. 2013 yılında “Obie” ve “Susan Smith Blackburn”, 2014 yılında da “Pulitzer” ödüllerini kazanmış olan oyunun pek çok ödül için de adaylığı bulunmaktadır.

 

Yapıt Hakkında

Annie Baker

Yazar : Annie Baker

Ekin Tunçay Turan

Çevirmen : Ekin Tunçay Turan

Tür : Dramatik Komedi

Bölüm : İki perde

Oyuncu Bilgisi : 3 E - 1 K

Yeni Yabancı Oyunlar / Türkçe Kategorisine Geri Dön