Prenses

 

Osmanlı Padişahı I. Abdülmecid’in kızı Cemile Sultan’ın torunu Prenses Mevhibe’nin yaşadığı yıllar Osmanlı Devleti’nin sonlandığı, kurtuluş savaşının başladığı ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını kapsıyor.

Mevhibe’nin İstanbul Nişantaşı’nda evinde pencerenin önünde başlar. 1919 Yılında işgal altındaki İstanbul’dadırlar. İtalyan işgal komutanının verdiği baloya katılmış ve sonrasında evinde misafir ettiği birisini yolcu etmiştir. Oyun yolcu ettiği konuğunun ardından, onunla yaptığı konuşmayı anımsayıp, o konuşma ve kişi üzerine düşünürken başlar. Bir davet almıştır, yanıt olarak ; “düşünmem lazım” demiştir.

Sonraki sahnede Mevhibe’nin aslında bir prenses olduğu anlaşılır. Çocukluğunu, gençliğini anlatır. Fındıklı Sarayı’nda doğmuştur. Yüzlerce hizmetlinin çalıştığı sarayın piyano odasındadır. Ailesini, çocukluğunu, gençliğini, saray hayatının geleneksel sosyal kültürel özelliklerinden anılarla söz eder. Ferace giymeye başlamasını, evlenişini anlatır. Büyükannesi kardeşi Abdülhamit’le görüşmemektedir çünkü kocası Abdülaziz’e suikast düzenlemek suçlamasıyla eski Sadrazam Mithat Paşa’yla birlikte Taif’te zindana atılmış sonra da boğdurulmuştur. Bu olayın etkisiyle çocukluğunun hüzünlü bir ortamda geçtiğini hatırlar.

Kandilli Sarayı’nda yatak odasındadır. Penceresine atılan minik taşlarla uyanır. Sarayın rıhtımında kendisini aşağıya çağıran Kıbrıslı ailesinden Şevket Bey vardır. Kocasının arkadaşı olan bu genç adam Mevhibe’ye aşık olmuştur, Mevhibe’de bu aşka karşılık vermekten kendini alıkoyamaz. Doğal koşullarda evlendiği ve oğlunun babası olan kocasıyla yaşamadığı bir tutkuyla sever Şevket’i. Şevket mevcut iktidara karşı eylemler içindedir, arkadaşlarıyla bastırdıkları muhalif derginin dağıtılmasına yardımcı olur. Şevket Bey eski Sadrazamlardan Kıbrıs’lı Mehmet Kamil Paşa’nın yeğenidir, Yahya Kemal’in de içinde olduğu modern bir gurup gençle arkadaştır. Kocasından Cemile Sultan’ın desteğiyle boşanıp, Şevket’le evlendiği , Avrupa’da özellikle Paris’te yaşadıkları anlaşılır.

Bu kez Kıbrıslılar Yalısındadırlar. Şevket Bey’le evlenip Avrupa’da yaşadıktan sonra İstanbul’a dönmüşlerdir. Babası boşanmasını ve Şevket’le evliliğini tasvip etmemiştir. Şevket Bey’in siyasi faaliyetleri nedeniyle de Mevhibe’yle görüşmemektedir. Boşanma ve Şevket’le evliliği konusunda kendisini Cemile Sultan desteklemiştir. Cephelerde süren savaş nedeniyle Kandilli Sarayının selamlığı hastaneye dönüştürülmüştür, Mevhibe’de yaralılara yardımcı olmaktadır. Kocası ve kayınbiraderi Enver Paşa’nın başlattığı bir askeri girişim nedeniyle tutuklanırlar. Büyükannesinin adını kullanarak onları dönemin sorumlu paşalarının yardımıyla yurt dışına çıkmaları koşuluyla kurtarır. Tekrar yurtdışında bu kez İsviçre’de Cenevre’de yaşamak zorunda kalır.

İstanbul’da Lebon Pastanesindedir. İstanbul’a dönmüş. Şevket Bey kendisine ilgisini eksik etmese de flörtcü ve kumarbazdır, babasını ve büyükannesini kaybetmiştir ve artık evliliğini sürdürmek istemediği için boşanmayı seçmiştir. Pastanede İsviçre’de arkadaş edindiği Münire’ye yazdığı mektupta İstanbul’u anlatır. İşgal altındaki ülkenin acı durumunu ve o günlerde tanıştığı genç zabit Mustafa Kemal’i anlatır. İş aradığını ve başarısız bir santral memureliğinden sonra Muhsin Ertuğrul’la tanışmak üzere olduğunu yazar arkadaşına.

Aradan geçen bir kaç yılda Ferah Tiyatrosu’nda bir role hazırlanmaktadır. Muhsin Ertuğrul kendisini oyuncu olarak kadroya almıştır. Halit Fahri Ozansoy’un Baskın isimli oyununda önemli bir rolü vardır. Halit Fahri rolü başaramayacağından korkmaktadır. Bırakmak ister Muhsin Ertuğrul kızar. Eline geçen eski bir gazeteden, kocasını yurtdışına kaçırmasını sağlayan paşalardan Talat Paşa’nın Berlin’de vurulduğunu öğrenir. Cenevre’deyken bu suikast hazırlığını duymuş ve hemen Berlin’e gidip Paşa’ya haber vermiştir. Ama Talat Paşa Almanya’da böyle bir şeyin asla olmayacağını söyleyip kendisine inanmamıştır. Anlaşılan bu görüşmeden üç gün sonra vurulmuştur. Neyire Neyir ve Kınar Hanımın yardımlarıyla rolüne hazırlanmaktadır.
Son sahnede Osmanlı Bankası’nın santralinde çalışmaktadır. Türkçe, Fransızca ve Almanca arayanları cevaplar ve istedikleri yere bağlar. Bu arada kendisine beklediği gibi saygıyla davranmayan bir memuru tokatladığını anlatır arayan bir müşteriye. Son arayan eski arkadaşı Münire’dir. Öğle tatilinde arayan arkadaşıyla konuşurken eski kayınvalidesiyle yaşayan oğlunun ve Şevket Bey’in öldüğünü anlatır. Yaşamının tek anlamlı yanının, yaşama bağlayan tek şeyin Osmanlı Bankası’ndaki işi olduğunu söyler. Her şeye karşın yaşamayı sürdürecektir.

Yazarın Notları :

Ne yazık ki bizim kuşağın bile tarihimize ilişkin bilgilerimiz çok yüzeysel ve hayli eksikliydi. Kaldı ki yeni kuşakların bilgileri bizlerle kıyaslanamayacak kadar yoksuldu. Klişe bilgilerle “Osmanlı”, “Atatürk” “Kurtuluş Savaşı” ve “Cumhuriyet” kavramlarının içi biraz ders kitaplarının yetersiz ve çoğu kez yanlış bilgileriyle dolu biraz kulaktan dolma bilgilerdi. Tiyatro eğitimim sırasında Hocam Özdemir Nutku’nun sahneye koyduğu “Nutuk” oyununda dramaturg olarak görevliydim kişisel ilgim yanında ders gereğince de yakın tarihimizle ilgili bilgi ve belgelere ulaşma şansım olmuştu. Dünyanın tarihsel süreçleriyle ilgili belki de daha sağlıklı bilgilere sahiptik. Ama kuşkusuz bu bilgilerimizin oluşmasının nedeni yalnızca tarih kitapları değildi. Sayısız edebiyat eserleri, plastik sanatlar ve tiyatro oyunlarıyla filmler bu konuda belleğimizi zenginleştiriyordu.
“Piçhane” oyununun ön hazırlıklarını yaparken Osmanlı İmparatorluğu’nun sosyal, kültürel yaşamına ilişkin bir hayli bilgiye ulaştım. Uzun zamandır hazırlamakta olduğum “Gedikpaşa” isimli oyun için de gereken araştırma ve okuma sürecinde edindiğim yeni bilgiler, yıllar itibariyle okumayı seven biri olmama karşın yakın tarihimize ilişkin yine bilgilerimin eksik olduğunu farkettim. Belki de geçmişte okuyup edindiğim ama belleğimde izi kalmamış bilgilerdi bunlar. “Gedikpaşa” için çalışırken, tiyatro konusunu yeniden kurcalıyordum ve Ferah Tiyatrosu’nda oyunculuk yapan bir Prenses ilgimi çekti. Basından daha önce gözüme ilişmiş bir kişiydi Prenses Mevhibe; Mustafa Kemal’le kurtuluş çalışmalarına katılmış aydın bir kadındı ilk edindiğim izlenim. Sonra bu ilginç kadını daha iyi tanımak isteyince yine hayli şaşırtıcı bilgilere ulaştım.

Tanıdıkca gördüm ki Prenses Mevhibe her şeyden önce örneği kolay görülemeyecek kadar güçlü bir kadın. Şaşaalı bir yaşamın içine doğmuş gençliğini Osmanlı saltanatının bir bireyi olarak varlık ve olanaklar içinde geçirmiş. Osmanlı’nın yıkılışına, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç çalışmalarına tanık olup genç Cumhuriyet’in ilk günlerinde sıradan bir vatandaş olarak yaşamayı başarmış bir kadın figürü. Prenseslikten tiyatro oyunculuğuna ve sonra santral memurluğuna kişiliğinden ödün vermeden geçmeyi başarmış saygın bir kişilik. Prenses Mevhibe’nin yaşamı ülkemin yakın tarihini kapsadığı için söz konusu dönemi bir daha yakından ve yeniden okumam ve değerlendirmem gerekti.

Bazen bir küçük nokta için bir kaç kitap okumam gerekti. Oyunun ana dramatik olaylar dizisini Prenses’in yaşam öyküsüne sadık kalarak yazdım ancak doğal olarak bir çok sahne gerçekte olmayan tasarım kurgu olarak yer aldı oyunda.

 

 

 

Yapıt Hakkında

Gülşen Karakadıoğlu

Yazar : Gülşen Karakadıoğlu

Tür : Biyografik Drama

Bölüm : 2 Perde

Oyuncu Bilgisi : 1 K

Yeni Yerli Oyunlar Kategorisine Geri Dön