İçsel Kentler | İthaki Yayınları

İthaki Yayınları, haklarını ajansımız aracılığıyla sağlayarak, Anaïs Nin’in “İçsel Kentler” serisini  Püren Özgören’in çevirileriyle yayımladı.

Dünya edebiyatının en tartışmalı isimlerinden Anaïs Nin hayatı boyunca başkalarının kaçtığı, cinsellik, kürtaj, ensest, evlilik dışı ilişkiler gibi konuları yazdı. Nin’in, Henry Miller ve eşi June’la ilişkisinden de beslenip kaleme aldığı, “kadın gelişiminin öyküsü” diye nitelendirdiği beş kitaplık İçsel Kentler serisi şairane üslubu ve bireyselliğiyle iz bırakan bir başyapıt oldu.

Ateş Merdivenleri

Serinin ilk kitabı Ateş Merdivenleri’yse hikâyesi diğer kitaplarda da devam eden karakterlerle tanışılan coşkulu bir sofra gibi.

Arzunun sularında yıkanmak isteyen, onun kendisine dönüşmek isteyen hayatlar. Gerard’la evliliğinde boğulan Lillian. Hoyrat ressam Jay. Şehvetten kaçmayan Djuna. Anlatacakları bitmeyen Sabina. Boş kadehlerde ruj izi, sönmüş sigaralar, kaçamak bakışlar, temasın elektriği. Savrulan adamlar ve sınırları aniden geçen kadınlar.

Anaïs Nin’in kendi sözleriyle “kadındaki yıkımla ilgili” olan Ateş Merdivenleri daimi, yerleşik meskeni olmayan ruhların içsel kentlerden dışarı taştığı yakıcı bir roman.

Albatrosun Çocukları

Serinin ikinci kitabı Albatrosun Çocukları ise “Mühürlü Oda” ve “Kafe” adlı iki kısımdan oluşuyor ve Djuna’nın gençliğini anlatarak başlıyor.

Ağlamayı bile sanata dönüştüren Djuna dans okulunda. Öğretmeninin en ufak davranışının bıraktığı etkiler devasa. Atlıkarınca gibi dönen duygular. Yaşlı erkeklerin otoritesi, gençlerin cazibesi. Ve yolların kesiştiği bir kafe. Bir de öteki odalarda kalan erkek ile kadının bitmek bilmez tartışmaları.

Anaïs Nin’den Albatrosun Çocukları, kökleri çocukluğun yaralarına kadar uzanan zaaflara, pusulasız kaybolmaktan korkacağınız içsel kentlere ve insanların sığındığı arzu adalarına dair sarsıcı bir roman.

Dört Odalı Kalp

Nin, serinin üçüncü kitabı Dört Odalı Kalp’te ise Perulu şair Gonzalo Moré ile ilişkisinden ilham aldığı bir aşkı yazıyor.

Rango bakır tenli, gözleri kömür karası bir gitarist. Müziği damıtıyor sanki bu adam. Âşıkların içtiği iksiri başkaları değil, kendileri hazırlar. Djuna kapılıp gidiyor Rango’nun müziğine. Kiralık bir tekne oluyor aşk yuvaları. Ancak adamın eşi Zora var bir yanda, üstelik kadın hasta. Rango ile Djuna’nın arasındaki çekim ise kaçınılmaz bir kaza âdeta.

Anaïs Nin’den Dört Odalı Kalp, bir gitarın tellerinin melodisinden yaratıyor hikâyesini ve derinlerden değil sığ hayattan korkanları anlatıyor.

Aşk Evindeki Casus

Serinin dördüncü kitabı Aşk Evindeki Casus’ta ise gizemin cazibesini de kullanan Sabina, bir yalan makinesiyle karşı karşıya kalıyor.

1950’lerde New York. Sabina rasgele bir telefon numarası çeviriyor. Çünkü herkesin uyuduğu gece saatlerinde bir yabancının sesini duymak iyi geliyor nedense. Sessizlikten korkan birinin telaşıyla anlatıyor yabancıya, soluksuzca, taşkınca. Bir yanda vazgeçemediği eşi Alan, öte yanda başka bedenlerin hikâyeleri.

Aşk Evindeki Casus’ta üzerindeki gözlerin farkında olan bir kadın yürüyor kalabalıkta ve Anaïs Nin sevginin peşindeki parçalanmış özü ne kadar iyi anladığını kanıtlıyor bir kez daha.

Minotor’u Kışkırtmak

Serinin beşinci ve son kitabı Minotor’u Kışkırtmak’ta ise Lillian evliliğindeki sorunları unutmak için Meksika’ya seyahat ediyor.

Lillian güneşin her şeyi altın rengine boyadığı Golconda’da. Evliliğini bir kenara bırakması, her türlü düşüncesini ortadan kaldırıp sadece zevk alması, durağan hayatına can üflemesi lazım. Neyse ki dertlerini ardında bırakmaya çalışan biriyle daha tanışıyor burada. Doktor Hernandez. Ancak herkesin yolculuğu başka ve bazılarınınki çok daha korkunç.

Anaïs Nin, Minotor’u Kışkırtmak ile İçsel Kentler serisini herkesin içindeki labirentte saklı canavarla yüzleşip kapatıyor ve unutmanın ne anlama geldiğini sorguluyor.

12 Aralık 2020