Amália

 

Amalia Rodrigues’in yaşam öyküsünden yola çıkılarak yazılan oyunda, Rodrigues’in dünyaya tanıttığı fado müzik ve bu müziğin doğduğu topraklar ve dönem hakkında bilgi içermektedir. Bütün dünyada olduğu kadar ülkemizde de çok sevilen fado ve Amalia Rodrigues’in ünlü parçalarıyla birbirine bağlanan sahnelerle tek perde olarak kurgulanan oyun , yazarın yaşam öyküsü kadar adeta bir fado konseri olarak da önem kazanacaktır. Oyunu oynamak isteyen oyuncunun fadoları söylemek istemesi halinde iki enstrümanla (portekiz ve bas gitar) canlı olarak sahnelenebileceği gibi Amalia Rodrigues’in kendi sesi de kullanılabilecektir.

Perde açıldığında akşam karanlığının hafifçe karartmaya başladığı eski bir Lizbon sokağı ve sokağın muhteşem karoları seçilir. Eski model bir sokak lambası yavaşça yanmaya başlar ve karanlığın içinden süzülerek Amalia gelir. Üzerinde siyah uzun elbisesi ve siyah şalı vardır. Şalına sarılıp elektrik lambasının altında durur. Pesao’dan bir şiir okur, Portekiz’den Lizbon’dan ve ayrılıp gitmekten söz eder. Uzaktan bir yerden bir fadistanın fadosu duyulur. (Tabii bu Amalia’dır) Amalia fadodan, ülkesinden halkından söz eder… İlerde hayli kalabalık olduğunu insanların ağır ağır bir yere gitmekte olduğunu söyler. Fado yükselirken sahne yavaşça kararmaya başlar.

İkinci sahnede Amalia kulis odasındadır. Bir yandan sahne için hazırlanmakta ve fadonun denizlere çok erkek kurban vermiş Portekiz kadınlarının ağıtı olduğundan söz eder. Portekiz’li kadınlar da aslında bütün ülkelerin kadınları kadar belki biraz daha fazla beklemişlerdir erkeklerini. Portekiz erkeklerinin çoğunluğu denizcidir, balığa giderler, keşifler yapmaya giderler, gezmeye giderler… Erkeklerin kadınlardan hizmet beklediği ve yönetimi asla paylaşmadığı yıllardır. Amalia’nın da dokuz kardeşi vardır bunlardan – ne yazık ki yıllar içinde hepsi genç ölen- erkek kardeşlerine itaat etmek zorunda kalmıştır. Yaşayabilen tek kardeşi Celeste’yle birlikte bir sabah evi terkedip miço olarak gemilerde çalışmak niyetiyle erkek kardeşlerinin giysileriyle sokağa fırlarlar. Bütün maceraları yarım saat sürer çünkü sokaktaki sabah vardiyası işçilerin onlara tuhaf tuhaf baktıklarını farkedip kendileri de kendilerine bakınca çok komik göründüklerini anlarlar. Üstlerine büyük gelen erkek giysileri içinde tuhaf genç kızlardır. Hiçbir gemici onları gemiye sokmayacaktır. Dayak yemeden elbiseleri yerlerin koymak için koşarak eve dönerler. Çok yoksuldurlar ilkokuldan sonra okuyamayacak iş bulup çalışacaktır. Kendisinin küçücükken evde fado söylediğini dedesinin de pencerede oturup Amalia’nın sesine durup dinleyenleri kendisine anlattığını hatırlar.
Üçüncü sahne yine kuliste devam eder. Erkek kardeşleri sokakta fado söylemesine izin vermez, duyarlarsa da cezalandırırlar ama Amalia sokakta şarkı söylemeyi çok sevmektedir, vazgeçemez. Annesinin limandaki tezgahında şarkı söylemeye başlaması izin konusunu aşmasına yardımcı olur. Sonunda bir yarışmaya girip fado kraliçesi olmuş ve giderek çok ünlü olmuştur.

Sahnenin sonuna doğru hazırlığını tamamlamış olarak dışarıya görevliye seslenir. Salonun ışıklarının karartıldığını, yemek servisinin kesildiğini ve fado evinin kapısının kapandığını öğrenir, sahneye çıkacağını söyler. O gece söyleyeceği fado yükselirken sahne yavaşça kararmaya başlar.

Dördüncü sahne bir Lizbon kafesinde geçer. Sahnede bir kaç masa masalarda karanfilli, vazolar vardır. Amalia birisinde yalnız oturmaktadır. Boğazında bir fular sarılıdır. Biraz rahatsız gibidir. Gece pencereyi açıp önünde durmuş ve hastalanmak için epey çaba harcamıştır. Kafede de bir arkadaşının getireceği keskin sirkeyi beklemektedir. Bütün amacı Camille filminde Greta Garbo’nun rol icabı oynadığı gibi tüberküloz olmaktır. Çünkü Francisco isimli bir gitariste aşık olmuştur ve onun pek ilgisini çekememektedir. O kafede bulunmasının bir nedeni de iş çıkışı Francisco’nun yolunun üzerinde olmasıdır. Ne yazık ki Francisco’nun Amalia’yı görünce geri dönüp gittiğini anlarız. Sahne bir fadoyla kararır…

Beşinci sahne Amalia’nın kendi evindedir. Amalia o mutsuz aşk nedeniyle intiharı denediğini ancak ailesi tarafından kurtarıldığını anlatır. Bu olaydan bir süre sonra Francisco’yla evlenmiş ancak bir kaç yıl sonra ayrılmışlardır. Sonra evlendiği eşi Cesar Seabra’yla 36 yıl birlikte yaşamışlardır.

Portekiz’in büyük aile yaşamlarının renkli taraflarını anlatır, ona yıllarca bakmış olan büyükannesini anımsar. Büyükanne, öğretmenin coğrafya için bir kitap daha istemesine kızıp önceki yepyeni duruyorken niye yenisini istediğini sorar öğretmene, çünkü okuma yazma bilmez ama 16 Çocuk doğurmuş olan büyükanne bütün çocuklarını ve torunlarını haftada bir gün evinde toplamakta ve onlarla güzel bir gün geçirmektedir.

Amalia yurtdışından gelen ısrarlı çağrıları kabul edip bir çok ülkeye gider. Gittiği yerlerdeki konserleri anımsar, Roma’da ilk kez senfonik orkestra eşliğinde verdiği konserin büyük heyecanını, korkusunu İspanya’da karşılaştığı kendi kültürüne yakın müzikal tınıyı ve diğer ülkeleri anlatır. En ilginç bulduğu ülke Amerika’dır. Yadırgamış, kendini yabancı hissetmiştir, kendisine önerilen birçok olanağı ve maddi vaatleri reddedip ülkesine dönmüştür.

Altıncı sahnede yine konser öncesi kulistedir. Odası biraz daha görkemlidir ama duvarda yazılı Pesseo’nun sözleri, gitar ve fotoğrafları görülür. Bu sahnede Salazar yönetimiyle ilişkisini ve faşist yönetimin işbirliğinde olduğuna ilişkin suçlamaların kendisini nasıl incittiğini anlatır. Oysa elinden geldiğince demokrat unsurlara destek vermiş, Salazar’ın çağrılarına yalnızca konuklarına konser vermek amacıyla yanıt vermiştir. Zaten Salazar’ın da kendisini “küçük yaratık” olarak tanımladığını ve masasına davet etmek gibi bir nezaket göstermediğini iyi bilmektedir. Sahne sonuna doğru giderek toplumda gelişen hoşnutsuzluğun bir direnişe ve isyana dönüştüğü anlatılır ve Via Grandola fadosu girerken Amalia çekilir ve videoyla 1974 Karanfil Devrimi’nin kitlesel barışçı görselleri tüm sahneye yansır.

Yedinci ve son sahne ilk sahnenin aynı sokak görüntüsüdür.. Amalia yine yavaşça süzülür sahneye. Lizbon akşamlarından geceden, ölümden, fadonun içerdiği hüzünden söz eder, ilerde gittikçe artan kalabalığa bakar. İnsanların ağır ağır büyük bir üzüntüyle bir yere gittiklerini gördüğünü söyler. Evlerin pencerelerinde ve balkonlarında keten işlemeli Portekiz örtülerinin asılı olduğunu görür, aktarır. Biraz daha baktığında insanların bir yere gitmediklerini, gelmekte olduklarını farkeder. Portekiz, Lizbon yani halkı ona gelmektedir, sevgisini göstermeye, yolcu etmeye….

Yazarın notları :

Amalia Rodrigues’i ilk kez Roma’da bulunduğum bir turistik gezide 1976 yılında tanıdım. Üniversite önünde öğrenciler, o zamanın tekniğiyle kasetlerini satıyorlardı. Muhteşem bir sesti. Sesin rengine, adeta isyan haykırır gibi gücüne, buna karşın bekleyen sanki gelmeyeceğini bildiği erkeğini bekleyen bir kadının hüznüne hayran olmuştuk. Dinlediğimiz parça “Nem as Paredes Confesso” isimli bir fadoydu. Hemen satın aldık birlikte yolculuk yaptığım üç kız arkadaşımla. Öğrencilerin elinde bir de afiş vardı.. 1974 Karanfil Devrimi’ni simgeleyen afişte çıplak ayaklı yoksul küçük bir kız çocuğu bir tüfeğin namlusuna kırmızı karanfil takmaya çalışıyordu. Tabii o afişten de aldım ve halen evimin bir duvarında durur. Aynı stantta ayrıca İnti İllimani kasetleri de vardı. Çünkü o yıl Şili’de Amerika destekli bir faşist darbeyle Allende iktidarı devrilmişti. Siyasi sığınmacı olarak İtalya’da kalmak zorunda olan İnti İllimani topluluğunun kasetlerinden de 6 adet alıp ülkeme getirdim ve kopyalamaları dışında kimseye vermeden sakladım.

Yıllar sonra 12 Eylül askeri darbesiyle ilgili yazdığım “Nehir” isimli oyunda hem Amalia’nın o şarkısını hem de İnti İllimani’nin bazı parçalarını kullandım. Ankara Devlet Tiyatrosu’nda altı sezon kesintisiz kapalı gişe oynayan Nehir’de rastlantıyla yolları kesişen iki kadının travmatik yaşam kesitine Amalia’nın sesi anlam katmıştı.

Doğumunun 100. yılında saygıyla andığımız Amalia’nın yaşam öyküsünün ve yaşadığı dönemin Portekiz sosyal kültürünün, Akdeniz akrabalığı nedeniyle ülkemiz seyircisinin ilgisini çekeceğini umuyorum.

Amalia Rodrigues’in 100. doğum yılını hatırlatarak ve bilgi sağlayarak bu oyunu yazmama neden olan sevgili Gözde Yolcu’ya, yazım sürecindeki ilgi ve destekleri için Portekiz Büyükelçiliği Kültür Ataşesi Sayın M. Tiago Matos Paixão ve fadoların Türkçeye çevirilerini yapan sevgili eşi Bengi De Sa Matos Paixao’ ya teşekkür ediyorum. Amalia Rodriguez’in 100. Doğum yıldönümü etkinliklerinde oyuna yer verecek olan Portekiz Büyükelçiliğine teşekkürler.

Son olarak tanıdığım andan itibaren bana ve ülkemdeki dinleyicilerine, ‘o muhteşem sesiyle duygu ve düşüncelerimizi paylaşarak’ değer katan sanatçı Amalia Rodrigues’e teşekkür ve saygılarımı sunuyorum.

 

Yazar : Gülşen Karakadıoğlu
Tür : Biyografik Müzikli Oyun
Bölüm : Tek Perde
Oyuncu adedi:  1 Kadın

 

 

Yapıt Hakkında

Gülşen Karakadıoğlu

Yazar : Gülşen Karakadıoğlu

Tür : Biyografik Müzikli Oyun

Bölüm : Tek perde

Oyuncu Bilgisi : 1 K

Yeni Yerli Oyunlar Kategorisine Geri Dön