Elveda Bay Haffman

 

1942 yılı, Paris. Alman işgalindeki Fransa’da Yahudilere “Sarı Yıldız” takma zorunluluğu getirilmiştir. Mücevheratçılık yapan Yahudi Joseph, eşini ve çocuklarını Nazilerin zulmünden kurtarmak için her türlü riski göze alır ve onları kızkardeşinin yanına, Cenevre’ye göndererek kaçmalarını sağlar. Ardından on yıldır yanında çalışan Pierre’e dükkânı işletmesini ve ücret ödemeden karısı Isabelle’le birlikte kendi evinde yaşamalarını teklif eder. Karşılığında da kendisini daha güvenli günlere ulaşana dek saklamasını ister. Pierre ve karısı tüm risklerine rağmen bu teklifi kabul ederler. Ancak Pierre de Joseph’ten ciddi bir istekte bulunur. Pierre kısırdır ve karısı Isabelle’le birlikte çocuk sahibi olmak istemektedirler. Joseph’ten karısı Isabelle hamile kalana kadar onunla birlikte olmasını talep eder. İstemeyerek de olsa Joseph bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Pierre karısına bundan söz ettiğinde, Isabelle önce tepki gösterir, ancak çocuk sahibi olmayı gerçekten çok istediği için o da bunu istemeyerek kabul eder. Aradan aylar geçer…

Joseph ve Isabelle’in belirli günlerde çocuk için birlikte olması bir türlü sonuç vermez. Bu arada Pierre de bir yandan dükkânı çevirmeye çalışmaktadır. Geçen  süre içinde, üçünün aynı evde yaşaması da giderek zorlaşmaya başlar. Joseph akşam yemekleri dışında bütün gününü mahzende geçirmektedir…

Pierre yaptığı tasarımlarla müşteriler için dükkânı çok cazip bir hâle getirmiştir. Nazilerin Paris sorumlusu Büyükelçi Otto Abetz de onun müşterilerinden biridir. Bir süre sonra Otto, karısı Suzanne ile birlikte bir şekilde kendisini akşam yemeği için Pierre’in evine davet ettirir. Bu, Joseph için çok tehlikeli bir durumdur, fakat Joseph bunu öğrenince beklenmedik, şaşırtıcı bir tepki gösterir ve yemeye katılmak istediğini söyler, hatta ısrar eder. Sonuçta  o da  akşam yemeğine dahil olur…

Ve şimdi… Nazilerin Paris sorumlusu Büyükelçi Otto ve Yahudi Joseph, aynı masada yemek yiyeceklerdir…

–  Acaba Otto ve karısı Suzanne, kendilerini neden yemeğe davet ettirmiştir ?

–  Bu yemeğin ne gibi sonuçları olacaktır ?

–  Cesaret korkuyu yenebilecek midir ?

Ve…

–  Isabelle hamile kalabilecek midir ?

Oyun, Nazi döneminde Yahudilerin yaşadığı zorluklara, acıya, zulme, korkuya ve cesarete ayna tutarken ; aynı zamanda da bu distopik, baskıcı sistem içinde, insanların kendi ütopyalarının ışığına sarılarak sevginin gücünü, aile kavramını, çocuk özlemini ve çocuk sahibi olabilmek uğruna yapılan inanılmaz fedakârlığı ve bu fedakârlığın – acı, tatlı, ekşi – kekremsi tadını ve her şeyden önemlisi de, cesaretin korkudan daha güçlü olup olmadığını sorgular, gözler önüne serer. İster istemez o dönemi, şartları, beklentileri, insana özgü ahlâkî duyguları, çaresizliği vb. düşündürür ve… günümüz şartları ve dünyasıyla samimî bir empati kurmaya, düşünmeye zorlar…

İnsanî açıdan pek çok duyguyu sorgulayan, sorgulatan, oldukça çarpıcı, etkileyici ve başarılı olan oyun ;
2018 yılında, “Yaşayan En İyi Fransız Yazar” da dahil olmak üzere dört Molière ödülü almış olup, hâlen Paris’te sahnelenmektedir. Geçen yıl orijinal dilinde, yazarın yönetiminde ve alt yazı eşliğinde Los Angeles’ta sahnelenmiştir…

 

 

Yazar : Jean-Phillippe Daguerre
Çevirmen: R. Sümer Tunçay
Oyunun Türü : Dram
Bölüm : Tek Perde
Oyuncu adedi:  3 Erkek – 2 Kadın

 

 

 

 

 

Sahnelendiği Tiyatrolar

Brot Tiyatro, İstanbul (2020-2021)

 

 

 

Yapıt Hakkında

Yazar : Jean-Phillippe Daguerre

R, Sümer Tunçay

Çevirmen : R, Sümer Tunçay

Tür : Dram

Bölüm : Tek perde

Oyuncu Bilgisi : 3 Erkek - 2 Kadın 

Oyun Arşivi Kategorisine Geri Dön