Doğru Bildiğim Şeyler

Avusturalya’nın “Hallet Cove” isimli banliyösünde yaşayan orta yaşlı “Bob” ve “Fran Price” çifti, hep idareli yaşamış ve hayatlarını kendi sahip olamadıklarına sahip olabilmeleri için dört çocuğuna adamıştır…

Bob, çalıştığı fabrikadan çıkarıldığı için erken yaşta emekli olmak zorunda kalmış ve kendini evlerinin bahçesiyle ilgilenmeye vermiştir. Fran ise hâlâ hemşire olarak çalışmaya devam etmektedir. En büyük kızları “Pip” ise evli ve iki çocuk sahibidir, ancak mutlu değildir. Kendisine yapılan bir iş teklifini kabul eder ve çocuklarını kocasına bırakarak Kanada’ya gitmeye karar verir. Fran, kendisinden daha güçlü olan kızına çocukluğundan itibaren hep daha sert davranmıştır çünkü kendi gösteremediği kararlılığı Pip göstermektedir. En büyük oğulları  “Mark” ise yirmi yıldır gerçekte kim olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Kadınlarla ilişki yaşamaya çalışsa da, sonunda ailesine de itiraf etmek zorunda kalacağı ve hayatını değiştirecek önemli bir tercih yapar. Diğer oğulları “Bob” ise kazandığından fazla para harcadığını düşünen babası tarafından sıkça uyarılmaktadır. Sürekli savunmada olan “Ben” ise, ait olmadığı sınıftan biriymiş gibi davranmaya çalışmasının bedelinden kurtulmak için yine ailesine başvuracaktır. 19 yaşındaki en küçük kızları “Rosie” ise daha hayatının baharındadır. Büyümek ve hayatı tanımak için çıktığı Avrupa gezisinden büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak döner. Bildiği şeylerin ne kadar az olduğunu anlamıştır. Ama günün birinde yeniden kendi ayakları üzerinde durmaya çalışacak ve evden uzak bir yerde okumaya karar verecektir. Bu sırada dışarıdan mükemmel bir aile görüntüsü çizen Price’ların yaşamının, yaşanan olaylar sayesinde aslında hiç de öyle olmadığı anlaşılır. Birbirini çok seven ve sıkı bağlarla birbirine bağlı görünen aile, bir anlamda parçalanmış, herkes bir tarafa dağılmıştır. Ancak finalde yaşanan olay onların yeniden bir araya gelmesine sebep olacaktır… Rosie’nin doğru bildiği şeyler ise, artık daha fazladır…

Çevirenin notları :

– Bir insanı otuz yıl boyunca aynı şekilde sevebilir misiniz ?

– Ya da, tüm hayatınızı paylaştığınız birinin sizden sakladığı önemli şeyler olduğunu öğrenince bunu kaldırabilir misiniz ?

– Peki ya, evlenip çocuk sahibi olduktan sonra karşınıza bir başkası çıkarsa seçiminiz ne olur ?

– Ya da olmadığınız birinin bedeninde yaşadığınızı düşünüyorsanız, zor bir seçim yapmaya ve bunu yüksek sesle dile getirmeye cesaret edebilir misiniz ?

– Veya, bulunduğunuz sınıftan başka bir sınıfa aitmiş gibi davranmaya kalkarsanız, ödeyeceğiniz bedel sizce ne kadar ağır olabilir ?

– Peki ya, hayatınızın başında hayatı tanımak için maceraya atılmaya kalkarsanız yaşayacağınız hayal kırıklığını kaldırabilir misiniz ? Ve doğru olduğunu bildiğiniz şeyleri sayabilir misiniz ?

Kısaca…  Yukarıdaki soruların ışığında, oyun ; kendi hayatlarını çocukları için feda eden bir anne baba ve hayatlarıyla ilgili kendi seçimlerini yapan dört çocuk üzerinedir…

Oyun, birbirini çok seven, mutlu görünen bir ailedeki bireylerin yaptığı seçimleri ve sonuçlarının aileye getirdiklerini son derece gerçekçi, duygusal ve etkileyici bir şekilde anlatır…

Andrew Bovell’ın diğer oyunlarında olduğu gibi ustalıkla kurguladığı oyun, Avusturalya’nın ardından kısa bir süre öncesine kadar Londra’da da sahnelenmiş ve büyük beğeni kazanmıştır…

 

 

Yazar : Andrew Bovell
Çevirmen : Ekin Tunçay Turan
Tür : Dram
Bölüm :  İki perde
Oyuncu adedi : 3 erkek – 3 kadın