Yıkımımızın Mimarları

Yazar Jason Wells iletişimin bilhassa kritik önem arz eden diplomaside ne kadar önemli olduğunu düşünürken bir diplomasi komedisi yazmaya karar verir. Yazarın dördüncü oyunu adı açıklanmayan bir Ortadoğu ülkesi ile Amerika arasında yapılacak sıradan bir ticari anlaşmanın yanlış anlaşılmalar ve farklı kişisel gündemler yüzünden nasıl uluslararası bir krize dönüştüğünü anlatan bir kara komedi. İç işlerine müdahale ettikleri tüm ülkelere demokrasiyi götürdüklerini iddia eden Amerikalılar demokrasinin mi yoksa yıkımın mı mimarlarıdır?

İletişim, duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması demektir. Güç bir sorunun çözümünde ortaya konulan “ beceriklilik ve ustalık” gibi mecazi anlamları bir kenara bırakılırsa, politikanın devletler arasındaki ilişkileri şekillendiren antlaşmalar bütününe ve bu kapsamda yapılan girişimleri yürütme ve yönetme sanatına diplomasi; bu çerçevede kullanılan “kendine özgü” üsluba da diplomatik iletişim denir. Yaptırım ve savaş seçenekleriyle birlikte uluslararası ilişkilerin uzlaşmaya en yakın olan ve taraf devletlerin temsilcileri vasıtasıyla yürütülen diplomasinin, başarılı bir iletişim temelinde gerçekleştirilmesinin önemi ortadadır. Uluslararası ilişkilerin tüm diğer araçlarının diplomasinin başarısızlığı sonucu kullanılması, diplomatik iletişimin önemini perçinleyen bir gerçekliktir. Çevirmenlik ve tercümanlık genellikle aynı şey gibi kabul edilir, ancak birbirleriyle bağlantılı olsalar da farklı beceriler gerektirirler. Çeviri, yazılı kelimeyi kullanma sanatıdır. Çevirmenler, sözlükler gibi, onları destekleyecek zamana ve referanslara sahiptir. Öte yandan simultane çeviri yapan tercümanlar ise, ayakları üzerinde ve sahada hiçbir destek olmadan çalışmaktadır. Bilgi ve deneyime dayalı kararlar alırlar. Profesyonel durumlarda, tercümanın her iki dilde de akıcı konuşmasını, konuşmacının söylediklerinin anlamını çarpıtmadan doğru bir şekilde ifade edebilmesini ve konuşmacının tonu ve duygularına dair bir ipucu vermesini bekleriz.

Profesyonel bir tercümanın bir takım etik kuralları vardır, ve hassas konuları tercüme ederken kendi kişisel düşünceleri ve bakış açılarını bir kenara bırakır, yargılamadan işlerini yaparlar. Tercümana gereksinim duyan her iki taraf da birbirlerinin dilini bilmediğinde tercümana güvenmek durumundadırlar.

Peki ya hassas dengeleri olan bir politik toplantıda görev alan bir tercüman hile yapmaya kalkarsa? Çevirmesi gereken konuşmaları kasten yanlış yorumlayıp çarpıtırsa? İşin içine yanlış çeviri, yanlış anlaşılmalar ve farklı gündemler girdiğinde her şey sarpa sarabilir. Diplomatik bir görüşmede tercüman konuşulanları olduğu gibi çevirmekle yükümlüdür ama eğer kendine ait farklı bir gündemi varsa ve konuşmaları istediği gibi yorumlayıp aktarırsa neler olabilir? Başka gündemler de işin içine karıştığında işler ne kadar sarpa sarabilir?

Diplomasinin potansiyel bir mayın tarlası gibi olduğunu gösteren oyunda pek de dostane ilişkileri olmayan iki ülke yetkilileri basit bir ticari anlaşma için bir araya gelirler. İki ülke ilişkilerini geliştirmesi düşünülen anlaşma kendi gündemi olan çevirmenin katkılarıyla uluslararası bir krize dönüşür. Yanlış yönlendirilmiş idealizm, manipülasyon ve birilerinin üstünlük sağlama çabalarıyla işler karışır. Buna sebep olan kişiler arasında dengeleri bozan kendine ait bir gündeme sahip çevirmen, muhtemelen CIA ajanı olan biri, ateşli bir doğrucu ve ünü odaya gelmeden yayılan ürkütücü biri vardır..

Bir grup beceriksiz Amerikalı diplomat çoğunluğu Müslüman olan bir Ortadoğu ülkesinde iki ülke arası ilişkileri geliştirmek adına basit bir ticari anlaşma yapacakken yanlışlıkla istemeden darbe başlatırlar. Birbirine zıt gündemleri olan iki ülke diplomatları arasında yaşanan iletişim kazaları ve kendi gündemine göre konuşmaları yorumlayan çevirmenin katkıları sonucu işler karışır. Her iki tarafın da onayladığı konuk olunan ülkeden tercüman Razi bu bilinmeyen ülkedeki kadın haklarının ve kadınların eğitim olanaklarının geliştirilmesi için konuşulanları istediği gibi yorumlayınca işlerin rengi değişir. Her iki tarafın da konuşup tartışmaya hazır olmadıkları, ilgilenmedikleri bir konudur kadın hakları. Yaşanan karışıklık üstüne bir de egoların çatışmasıyla aksilikten çok daha tehlikeli noktalara doğru kayacaktır.

Oyunun ödül ve adaylıkları:
LA Drama Critics Circle Award nomination- Writing
LA Stage Alliance Ovation Award nomination -Playwriting for an Original Play
Stage Raw Awards nomination – Playwriting
ArtsInLA Sage Award – Playwriting (world premiere)

Chicago’da yaşayan 1960 doğumlu oyuncu ve oyun yazarı Jason Wells’in ilk oyunu “Men of Tortuga” 2010 M. Elizabeth Osborn Ödülünü aldı. ATCA Steinberg/Yeni Oyun Ödülü finalisti oldu. Yazarın ikinci oyunu “Perfect Mendacity” Amerikan Tiyatrosu Eleştirmenler Birliği ödülleri finalisti oldu. Yazar ilk oyunu Men of Tortuga’nın ardından Perfect Mendacity, The North Plan ve son olarak The Engine of Our Ruin oyunlarını yazdı. İlk oyunundan itibaren dikkatleri üzerine çekmeyi başaran, eleştirmenlerin ve izleyicilerin beğenisini kazanan yazarın oyunları eleştirmenler tarafından Mamet, Tarantino ve Kafka eserlerine benzetiliyor.

“Tiyatro güncel gerçekleri yansıtmalı ve tehlikeleri daha az zehirli, daha insani ve anlaşılabilir kılacak biçimde sunmaya çalışmalı. Eğer anlaşmazlıklarımızın altında yatan aptallığa, egolarımızın kırılganlığına, önyargılarımızın körlüğüne, zaaflarımızın basitliğine gülebilirsek o zaman geçmişe empati duyup, geleceğe umutla bakabiliriz.” Jason Wells

 

Yazar : Jason Wells
Çevirmen : Nazlı Gözde Yolcu
Tür : Kara Komedi
Bölüm : İki perde
Oyuncu adedi : 6 erkek – 3 kadın