Gönülçelen

18 yaşındaki Allegra yaz tatili için bir bakımevinde çalışmaya başlar ve Suzy adındaki sevimli ama kötücül bir kızın kanatları altına girer. Allegra, yeni liseden mezun olmuş ve Dartmouth’da üniversiteye başlamak üzeredir. Tam bir aptal olan erkek arkadaşı ise gençken başkalarını da tanımak istediği gerekçesiyle Allegra’dan ayrılır. En iyi arkadaşı ya da bu tanıma en yakın olan kişi ise son derece pervasız, zerre kadar sadakat duygusu olmayan, önüne ne gelirse yürüten bir arakçı olan Suzy olacaktır. Onunla yakınlaşması Allegra’yı beklenmedik ve tehlikelerle dolu bir maceraya sürükler. Tek başına olan Allegra’nın babası hastanede komada ölmek üzeredir, annesi ise bir başka alemde soğuk nevalenin tekidir. Allegra bakımevi sakinlerinden otistik ve kırılgan genç Joe ile beklenmedik bir dostluk kurar. Joe bir şeyleri tamir etmekte oldukça iyidir. Birlikte atölyesinde çalıştıkları ve ona değer veren babasını kaybeden Joe’yu annesi bakımevine yollamıştır. Ancak giderek Suzy’nin sabote etmesiyle işler ters gitmeye başlar ve herşey raydan çıkar. Suzy annesinin arabasını çalar ve birlikte seyahate çıkarlar. Ancak Allegra’ya arabayı ödünç aldığını söyler. Ve yolculuk sırasında tanıştıkları ve asla yakalanamayacağı iddiasındaki gizemli hırsız Marco ile arkadaş olurlar. Marco kendisini sanat hırsızı olarak tanımlayan ve güzel olanı çaldığını söyleyen bir adamdır. İşler iyice sarap sararken yardıma ihtiyacı olan genç kızlara yardım edeceğini söyler. Allegra içine düştüğü bu tehlikeli maceradan kurtulmayı başarabilecek midir?

Hikayede aileleri tarafından yalnız bırakılan gençlerin yaşam mücadelesi anlatılıyor. Ve iki genç kızın sevgi-nefret karışımı ilişkisi ve Allegra ile Joe arasında kırılgan dostluğa odaklanıyor. İlginç karakterlerin yer aldığı oyunda masumane başlayan bir macera tehlike rüzgarlarıyla savrularak tuhaflığın ötesine geçiyor. Oyun insanların zarar görüp incinebileceği dehşet verici bir dünyada konumlanıyor ve iyi ya da kötü masum izleyenler de payına düşeni alıyor. Yazar yalnızca hırsızlık kavramını irdelemiyor aynı zamanda insanlığın en kötü taraflarını da açığa çıkarıyor. Eğer çabalarsak içimizdeki iyiye ulaşabileceğimizin de altını çiziyor. Sade, yalın güçlü diyaloglar ve mizah yoluyla mesajını iletmeyi başarıyor. Sıradan gibi görünen hayatların içindeki korkuyu açığa çıkaran yazar bizleri sürprizlerle dolu, şok edici ve beklenmedik derecede dokunaklı ve aynı zamanda komik bir dünyaya yolculuğa çıkarıyor. Tehlikeli yabancılar, gençken çalışılan yazlık işler, delilik, arkadaşlık ve baleden söz eden oyun Adam Szymkowicz’in oyunlarında genelde olduğu gibi bir yandan yüreğinize dokunurken bir yandan da sizi güldürmeyi başarıyor ve herşeyin içindeki harika tarafı da sergiliyor. Kayıp ve ilgiye sevgiye aç yeni nesli sahici bir biçimde sahneye taşıyor. Ödüllü yazar Adam Szymkowicz’in oyunları Amerika, Kanada, Yeni Zelanda, Litvanya, Hollanda, İngiltere ve Almanya’da sahnelenmiştir. Genellikle online randevular, farklı cinsiyet rolleri gibi çağdaş konular üzerine yazmaktadır.Oyunlarında her zaman beklenmedik yerde beklenmedik şeyler karşımıza çıkar. Yazar’ın okulda bitirme tezi olarak yazdığı Nerve oyununun ardından yazdığı ilk oyun olan Pretty Theft, yazarlık sınıfında istenen ünlü Amerikalı heykeltraş Joseph Cornell’den esinlenerek oyun yazma projesinden hareketle yazılmış. Cornell’in balerinlere olan düşkünlüğü ve Cornell Kutuları (Cornell Boxes) adlı sanatsal tasarımlarından yola çıkmış.

 

Yazar : Adam Szymkowicz
Çevirmen : Nazlı Gözde Yolcu
Tür : Dramatik-Komedi
Bölüm : Tek perde/90 dk
Oyuncu adedi : 3 erkek – 4 kadın