Katil Kadın ve Arkadaşları

 

Oyunun birinci bölümünde ilginç bir adamın, gittiği müşterilerine intihar yöntemleri öneren bir organizasyonun kadın çalışanıyla diyaloglarına seyirci oluyoruz.

İkinci bölümde ise elektrikli sandalye ile ölüme mahkum edilmiş, bir çok insanı öldürmüş bir kadın suçlu; gardiyanını ve seyirciyi aslında yaptığının o insanların ölümlerine yardım etmekten başka bir şey olmadığına ikna etmeye çalışıyor. Bunu başarırsa hapishane müdürü – belki – suçunu hafifletmeye hazır.

 

Çevirmenin notları :

Doksan üç yaşında hayata gözlerini yumduğunda çok az sayıda tiyatrocuya nasip olmuş ‘ Üreten en kıdemli ‘ anlamına gelebilecek ‘ Tiyatro Kralı ‘ unvanına sahip George Tabori, aslında bu oyunu “Hayatımdaki insanlar arasında en sevdiğim” dediği dördüncü eşi oyuncu Ursula Höpfner için yazmış. Oyunun uzun süredir Avrupa repertuvarlarında da olmamasının temel sebebinin, Tabori’nin öldüğü 2007 senesine kadar bu oyunun başkaları tarafından oynanmasına izin vermemesi olduğu görülüyor.

Sürrealist, Dadaist ve Anarşist bir başyapıtla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.

Oyun aslında üç bölümden oluşuyormuş. Ancak, Premiere akşamı perdenin kalkmasına saatler kala sıra dışılığıyla tanınan Tabori, bugüne kadar kimsenin bilmediği bir sebepten oyunun ilk bölümünü yırtıp sahnede oynatmamış. Göreceğiniz Çıkış / Exit bu yüzden.

Diğer bölümlerin adı Don Juan Cennette ve Katil Kadın ve Arkadaşları.

Oyunun ( ikinci ) ilk bölümünde yan oyuncu olan kadın, sonraki ana bölümde monologlarıyla tümün lokomotifliğini üstleniyor. Burada Tabori’nin kuşaktaşı sayılabilecek Jaques Rigaut’un ‘ İntihar Acentası ‘ öyküsünden esinlendiği aşikar. Sürrealist ama bir o kadar da gerçekçi bir düzlemde ölümün anlamsızlığını sorgularken, belki bize yazılmamış şu başlığı veriyor : ‘ Öldür beni yoksa katilim olacaksın. ‘

İkinci ve ana bölümde, bir idam mahkumu kadının gardiyanına ve seyirciye aslında yardım olarak gördüğü ölümlerdeki payını anlatıyor ve soruyor. ‘ Suçlu ben miyim? ‘

‘ Sağlıklı yaşayan insan aslında ölümün provasını yapıyordur ‘ diyen Tabori, oyun boyunca aşk, bir başınalık, pedofili, tecavüz, cinsiyetler savaşı, yas, şaka ve ölüm temaları arasındaki ipleri büyük bir ustalıkla oynatıyor.

Yazdıklarını sağlıklı ve verimli hissedebilmek için Ustalar Ustası’ ndan biraz daha bahsetmek gerektiğini düşünüyorum.

Annesi Avusturyalı, Babası Macar olan Yahudi George Tabori tipik bir dünya vatandaşı. İki büyük dünya savaşıyla yoğrulmuş bir çocukluk ve gençlik, Yahudi soykırımında mucize eseri kurtulan anne dışında tamamıyla yitirilmiş bir aile…
Genç yaşta sığınmacı olarak gittiği İngiltere’de çevirmenlik, gazetecilik ve hatta bir süre casusluk yapıyor.

Tiyatro yazmaya Amerika’ya göçtüğünde tanıştığı Bertolt Brecht’in yönlendirmesiyle başlıyor. Yazdığı ilk oyun 1952’de Elia Kazan tarafından Broadway’de sahneye konuyor. Eserlerini hep İngilizce yazsa da ana dili için Macarca diyor. Üç dile de yüksek düzeyde hakim. Ayrıca Fransızca, İspanyolca ve Yahudice biliyor.

Amerika yıllarında Brecht, Thomas Mann, Adorno, Aldos Huxley, Lee Strassberg gibi dönemin aydın ve sanatçılarıyla komün gibi yaşarken, Alfred Hitchcock, Joseph Losey gibi isimler için üretiyor.

George Tabori sanat kariyeri boyunca otoritenin her türlüsüyle uğraşmış, kuralları değiştirmeye / yıkmaya çabalamış , sanatı da bunun üzerinden tanımlamış bir tiyatro insanı. Bu eserindeki kendine has dil, dili de bu otoritelerden biri olarak görüp onunla uğraşması sonucu şekillenmiş gibi görünüyor.

Oyunun birçok metaforlarından biri olan ‘ şarkıyı yanlış çalma ‘ aslında belki de tamamıyla kendine bir gönderme. Kendisini müzikal anlamda ‘ okuma yazma bilmez ‘ olarak tanımlayan Usta, çok kötü bir kulakla 1986 yılında Leoncavallo’nun Bajazzo Operası’nı sahneye okuyor. Şaşırtmayı, provoke etmeyi ve her şeye tersinden bakmayı çok seven bir sanatçı olarak eseri olması gereken ihtişamından uzak, derme çatma dekor ve sıradan kostümlerle sahneye koyduğu için kendini eleştirenlere :
‘ Fazla teknik ve kostüm sahnede ve seyircide bizi insandan uzaklaştırıyor. Oysa olması gereken tam tersi. Aslolan insandır ‘ diye cevap veriyor.

Kendisine yönetmen denmesini istemeyen  “Bu kelime içinde otoriteyi barındırıyor. Reji bana rejimi çağrıştırıyor. Bunun tiyatroyla bir alakası olamaz. Ben oyun kurucuyum.” diyen Tabori, Avrupa’da oyuncularla terapi ve ritüel metotlarını çalışan ilk yönetmenlerden. Provaları ve oyunu işin yüzde otuzu görürken, kalan yüzde yetmişin çalışmak olduğunu söylüyor. Bertolt Brecht’i, Schiller ve Goethe’den de büyük bulan Usta, yan yana uyudukları dostu için şöyle diyor:  “Kendisi hiç böyle formüle etmedi ama ondan öğrendiğim en önemli şey, tiyatroda konunun asla mükemmellik olmadığıdır. Tiyatro yaşam gibi olmalıdır. ( asla ) Mükemmel değil!”

 

Yazar : George Tabori
Çevirmen : Haktan Pak
Tür : Fars / Kara Komedi
Bölüm : Tek Perde
Oyuncu adedi : 1 erkek – 1 kadın – 1 dış ses (erkek)