Aşka Gem Vurulmaz

Çellist Edward ve sosyal aktivist karısı Marna ve aşk üçgenini tamamlayan biseksüel tarih profesörü Hugh, ilişkilerini Londra, Oxford arasında sürdürmektedirler. Oxford’da iken Marna profesör ile, Londra’da iken de kocası Edward ile birlikte olmaktadırlar. Oyun başlangıcında pencereden karşı eve yeni taşınan komşuyu dürbünle gözetlerler. Çok geçmeden bu komşu psikiyatrist Otto (eşcinseldir) ziyaretlerine gelir ve tesadüf bu ya Edward’ın eski psikanalisti çıka. Hugh ile ortak yanı da vardır. nolimitstolove2Her ikisi de Rinaldo isimli İtalyan genç bir delikanlıya aşık olmuşlardır. Entelektüel, siyaset ve sanat ile haşır neşir bu insanların arasına ansızın düşen psikiyatrist Otto’nun getirdiği geçmiş ile işler sarpa sarar ver her karakter kendisini hem diğer karakterlerin gözlerinden görmeye, diğerlerinin fikirlerine maruz kalmaya mecbur kalırlar ve zamanla kendilerini nesnel bir şekilde değerlendirmeye başlarlar. Otto’nun Edward’ın evinin karşısında bulunan ve eskiden ablasına ait bu eve taşınma isteği de gerçekleşemeyecektir. Yol ayrımına gelen karakterler sürpriz seçimler yapmak durumunda kalırlar.

Her karakterin kendisini ve diğerlerini tanıyıp anlamasının yolculuğu diye de özetlenebilecek ve 1970li yılların İngiltere’sinin ve dünyadaki siyasi çalkantıların, gerçeklerinin bugüne yansımaları, göndermeleri ile tuttuğu ışık ölçüsünde düşündürücü, değerli bir argümantatif kara komedi. Oyunun hemen hemen bütün aksiyonu düşünsel, entelektüel ve söze dayalı. Patlayan tek silah bile karakterlerin kişiliğini komikleştirmek için, hayatlarına sözde bir heyecan katmak için ve oyunun kusursuz kurgusuna yükselen bir geniyil ivmesi kattığı için var. Mercer’ın 1980 yılında ölümünden önce bitirdiği son sahne oyunu No Limits to Love için söylediklerinden ise şöyle özetlenebilir:  “Oyundaki karakterler grotesk kişilerdir ve günümüze göndermeleri ile değerli prototiplerdir. Amacım, yoksunluk komedyası yaratmaktı ve bu yolla aborijinlerde görebileceğimiz arkaik benliklerimiz ve modern insanın arasındaki korkunç uçurumları sergilemekti. Kendi arkaik özümüzden uzaklaşıyoruz, bizi yeniden şekillendiriyorlar, biz de kendimize yeni şekiller veriyoruz ve aslımızdan uzaklaşıp gerçek duygularımızı yaşayamıyoruz. Kastettiğim arkaik kişi Rousseau-vari bir kişilik değildir. Aksine 17. yüzyıl metafizik İngiliz şairi John Donne’ın “Her birimizin içinde mahpus bir prens yatar” derken kastettiğidir.”

 

Yazar : David Mercer
Çevirmen : Yusuf Eradam
Tür : Kara Komedi (Yoksunluk komedyası/Comedy of Absence)
Bölüm : 2 perde (3’er sahne)
Oyuncu adedi: 3 erkek – 1 kadın