Click for English page

KARANLIĞIN GÜNÜ FRANSA'DA

13.02.2012
Türkiye’nin yaşayan en büyük yazarlarından Leyla Erbil’in başyapıtlarından “Karanlığın Günü” Fransa’nın en önemli yayınevlerinden Actes-Sud tarafından “Jour d’Obscurité” adı altında yayımladı. Kitapları şimdiye kadar Almanca ve Kürtçe’ye çevrilen yazarımız böylece Fransızca’ya ilk defa çevrilmiş oldu.

Le Quotidien du Pharmacien 5 Mart 2012
Leylâ Erbil: Karanlığın Günü
1960’lı yılların yenilikçi öykücü ve romancısı Leyla Erbil’in
Fransızca’ya çevrilen ilk kitabı « Jour d'obscurité » (Karanlığın
Günü). 1980’li yıllarda geçen romanın kahramanı İstanbul’a
yerleşmiş, iki çocuk sahibi, evli, bir de sevgilisi var. Annesi
Alzheimer hastalığından muzdarip olduğu için kliniğe
yerleştirilmesi gerekiyor. Aşkları, günlük hayatı, arkadaşlarıyla
karşılaşmaları, sol entelektüelleri… Annesinin hafıza kaybı
onu yeniden geçmişe götürür, ülkesinin kayıp izlerini yeniden
keşfeder gibi.

- Center France, Le Populaire, 24 Şubat 2012


Türkiye’nin karmaşıklıkları
Türk Edebiyatı, yayıncılık konusunda iyi bir çalışmayla, Fransız
kitapçılarının raflarında kendine yer buluyor.

Kadınların cesaretine methiyeler düzen Karanlığın Günü, Leyla
Erbil’in Fransızca’ya çevrilen ilk kitabı. Çağdaş Türkiye’nin
karmaşıklığına dair özenli bir metin olan Karanlığın Günü, yaşlı
bir kadının yaşadığı Alzheimer hastalığının çevresindekilerde
nasıl bir huzursuzluğa yol açtığını anlatıyor.

1980’li yıllardayız. Neslihan, İstanbul’a yerleşmiş bir
entelektüel ve romancıdır. Evlidir ancak sağı solu belli olmayan
bir aşığı vardır. Annesinin hastalığıyla mücadele etmesi gerekir.
Neslihan zamanla farkeder ki annesinin giderek ilerleyen
hastalığı onun için yakın geçmişe ulaşmanın son fırsatıdır.

Annesinin bakımının yapıldığı hastanede zaman durmuş gibi
görünse de, Neslihan’ın gündelik hayatı günlük gazetede yaptığı
iş ve ailesi arasında akıp gider. Annesinin korumacılığı ile
ondan kurtulma çabaları arasında kalır. Bu bakımdan günümüz
kadınlarına benzer. Ancak ifadesinde kendisini biricik kılan

bir yumuşaklık, bir mesafelilik ve bir açıklık vardır. Annesinin
yaşlılığa dair sözleri, Neslihan’ın yaşadığı binanın boşluğunda
yaşayan güvercinler gibi uçuşur. Kanat çırpışları gibi uzaklaşan
sözler, giderek daha az duyulur olur. Giderek de değer kazanır.
Bu, karanlık günlerin başlangıcıdır.

Jean-Guy Soumy