Yalnızlıkla Nasıl Savaşılır?

Evli bir çift olan Jodie ve Brad, telaşlı ve gergin bir hazırlıkla birini beklemektedir. Brad ara ara bu buluşmayı iptal etmek istediğini ima etse de Jodie bunu yapmaları gerektiğinde ısrar eder, fakat ikisi de bekledikleri kişinin planladıkları vakti geçirmesinden gerilmiştir. Nihayet kapı çalar ve bekledikleri kişi Tate gelir. Bir selamlaşma, Jodie ile aynı liseye gitmiş olduklarına dair bir konuşma ve yemek ikram ‘edememe’ faslından sonra asıl konuya nihayet girerler: Jodie uzun yıllardan beri kanserdir ve artık daha fazla dayanamadığından ölmek ister. Tate’i evlerine bunun için, onu öldürmesi, ölmesine yardım etmesi için çağırmışlardır. Konuyu ilk defa açıkça konuşmaya başladıklarında Brad bunun çok saçma olduğuna, yanlış olduğuna dair onlara çıkışır, karısına bunu yapamayacağını söyler, fakat Jodie istediğinin bu olduğunda ısrarcıdır. Tate ise tamamen Jodie için oradadır ve Brad’in rahatsız olup olmamasını umursamaz. Tate, ondan ne istedikleri konusu kesinleşince neden bunun için kendisini çağırdıklarını öğrenmek ister. Bir süre konunun etrafında dolandıktan sonra Brad nihayet bunun sebebinin, onlar lisedeyken çıkan, Tate’in hasta üvey kardeşini öldürdüğüne dair söylentiler olduğunu söyler. Tate olayın yalan olduğunu, kardeşinin çektiği acıya dayanamadığı için ona gerçekten yardım etmek istediğini ama o bir şey yapmadan kardeşinin kendiliğinden öldüğünü söyler. Kimi zaman gergin, kimi zaman hüzünlü bir konuşmanın ardından Tate kadına yardım edeceğine dair söz verir. Brad ise bu durumdan hiç hoşnut değildir. O gün gelip çattığında Jodie ve Tate bir gece otoyolun kenarında buluşur. Jodie nasıl öleceğini bilmemektedir. Hemen sona varmak istemediğinden Tate’le konuşmaya başlarlar. Bu hüzünlü, şefkatli, samimi bir sohbettir. Yakınlaştıkları bir anda öpüşürler. Kısacık bir öpücük. Bu ikisini de şaşırtmıştır. Jodie kocasını sevdiğini, Tate de bunu bildiğini, öyle bir adama ancak seven birinin katlanabileceğini söyler. Ardından lisedeyken kendisinden hoşlandığını itiraf eder. Geçmişlerinden, birlikte sınava ‘çalışamayışlarından’ bahsederler. Hoş bir sohbettir bu. Derken, Brad arar. Onun bu durumdan suçsuzca çıkabilmesi için bir plan yapmışlardır; Brad kasaba dışında bir oteldedir, oraya vardığında karısını arayacak ama ulaşamayacak, bu sebeple sesli mesaj bırakıp bir delil yaratacaktır. Jodie, açamadığı telefona bakıp, dokunup ağlamamak için kendini zor tutar. Derken vakit gelir. Tate, kadına bir CD çalar verip getirmesini istediği CD’yi içine koymasını söyler. Jodie, kulaklıklarını takacak, sesi açacak, uzaklarda ışığı parlayan bir benzin istasyonuna doğru yolun kenarından yürüyecektir. Arabasını Tate’in dediği gibi yolun kenarında bırakmıştır. Adam, kadın yolda kalmış gibi göstermek için lastikleri daha sonra halledecektir. Jodie kulaklıkları takar, Tate’e son kez bakıp yüzünü okşar, müziği son ses açıp yürümeye başlar. Tate, uzun bir süre kendiyle savaştıktan sonra direksiyona geçer ve kadının üzerine sürer. Bu olaydan haftalar sonra Tate Brad’i görmeye gider. Brad sürekli bir yerlerde karşısına çıkmaya başlamış, en son bir de sesli mesaj bırakmıştır. Aralarında bir bağlantı kurulmasına sebep olabileceğinden Tate çok sinirlidir. Brad’in onu aramasının sebebi ise karısının kimseye haber vermeden ikisi üzerine sigorta yapmış olmasıdır. Jodie kaza sonucu öldüğünden Brad’e sigortadan 250 milyon dolar kalacaktır. Bunun ne kadar şüpheli bir durum olduğu üzerine uzun bir süre tartıştıktan sonra Brad’le Tate birbirlerine girer, boğuşurlar. Brad, Tate’i karısını öldürmekle suçlar, Tate ise onu öldürmediğini, ona yardım ettiğini söyler. Derken Brad’i asıl perişan eden gerçek ortaya çıkar: Jodie öldüğü sırada hamiledir. Bu haber Tate’i de sarsar. Brad, bir aile kurmayı ne çok istediklerinden bahsederken gözyaşlarına boğulur ve onu teselli eden, az önce onu yere savurmuş Tate olur. Brad, Jodie’yi çok özlediğini söyler, ve sorar: “İnsan yalnızlıkla nasıl savaşır?” Nihayet Tate ile normal iki insan gibi konuşmaya başlamışlardır. Derken Tate gitmesi gerektiğini söyler; bir daha asla birbirleriyle temasa geçmeyeceklerdir. Gitmeden bir şey daha yapar; Brad’e tüm gerçeği anlatır: Herkes Tate’in üvey kardeşini öldürdüğünü söylemiştir ama gerçek bu değildir. Tate onu öldürmemiş, sadece ona yardım etmiştir.

Çevirmenin notları :

Neil LaBute, her oyununda olduğu gibi Yalnızlıkla Nasıl Savaşılır?’da da zaman kavramını unutmanıza sebep oluyor. Karakterlerin gerçekliği ve derinliği, diyalogların akıcılığı, hikâyenin insan ilişkilerini ve doğasını bu kadar başarılı bir biçimde aktarıyor oluşu okuru adeta içine alıyor ve oyun bittiğinde kendinizi o yıldızlı gökyüzünün altında siz durmuşsunuz, o kulaklıklar sizin boynunuzu sarmış, o yalnızlığa siz mahkûm kalmışsınız gibi hissediyorsunuz. Yalnızlıkla Nasıl Savaşılır? kesinlikle her okurun, her seyircinin tecrübe etmesi gereken bir oyun.

 

 

Yazar: Neil LaBute
Çevirmen : Sevda Deniz Karali
Tür : Dram
Bölüm : Üç perde
Oyuncu adedi : 2 erkek – 1 kadın