Kitap

 

 

Verlag auf dem Ruffel Fatma Akerson’un “Kırmızı Motosiklet” adlı kitabını Almanca yayımladı

 

rotemotorrad-2Verlag auf dem Ruffel Fatma Akerson’un “Kırmızı Motosiklet” adlı kitabını Dietmar Theis’in çevirisiyle Almanca yayımladı.

“Kırmızı Motosiklet”, “Kumsaldaki Minik Ayak İzleri” ve “Belakane” adlı üç uzun öykü ya da anlatıdan oluşan kitap Fatma Akerson’un kurmaca türündeki ilk yapıtı.

Öyküleri kısaca şöyle özetlemek mümkün: Kırmızı Motosiklet: Bir yabancıya yazılan on mektupta, küçük bir kızın büyüme öyküsü anlatılır. Öykü ilk sevgilinin karşıt görüşlü grupların çatıştığı bir sokak kavgasında ölmesiyle biter. Kumsaldaki Minik Ayak İzleri: Eylül’ün kendisinden çok yaşlı bir adamla olan ilişkisi. Bu adamın ölümsüzlük otunu bulmak için Utnapiştim’e gitmesi üzerine Eylül onu izler, ancak ot alınamaz, Eylül tek başına geri döner ve bu serüveni yazmaya karar verir. Eylül aslında bir romancıdır. Belakane adlı çok satan bir de roman yazmıştır. Belakane: Öykü, 12. Yüzyılın sonunda, bir Alman ozan tarafından yazılmış bir Ortadoğu öyküsüyle günümüzün Ortadoğu’su arasında gidip gelir. Öykünün kahramanı Belakane adlı bir çöl melikesidir. Arazisinde petrol çıkınca yaşamlar altüst olur.

 

Doğan Kitap/CEO Plus Duncan Clark’ın “Alibaba – Jack Ma’nın Evi” adlı kitabını yayımladı

 

Doğan Kitap/CEO Plus, Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen Duncan Clark’ın “Alibaba – Jack Ma’nın Evi” adlı kitabını Mehmet Gürsel’in çevirisyle yayımladı.

Bir Çin şirketi için tuhaf bir isim olan “Alibaba”, Jack Ma’nın aklına San Francisco’ya yaptığı bir seyahatte geldi: “Öğle yemeği yiyordum, yanıma garson geldi. Ona ‘Ali Baba’yı biliyor musun?’ diye sordum. ‘Evet!’ dedi. ‘Nedir peki?’ dedim. ‘Açıl susam açıl’ diye cevap verdi.”

Çin’in küçük üreticileri ile dünya devlerini buluşturan Alibaba, taşrada bir eyalette, kendisi ufak tefek, ama hayalleri kocaman bir öğretmenin girişimi olarak doğdu. Bugün Çin’in ve dünyanın en büyük şirketlerinden biri.

Sihirli Jack’in olağanüstü öyküsünü anlatan bu kitap, Çin’in 2000’lerde geçirdiği baş döndürücü dönüşümü de gözler önüne seriyor.

 

“Kemal’den Piraye’ye Mektuplar” İthaki Yayınları’ndan çıktı

 

İthaki Yayınları’ndan çıkan “Kemal’den Piraye’ye Mektuplar” ile Kemal Tahir’in 1940’larda Piraye’ye yazdığı onbeş mektup, bir kartpostal ve bir not ile Nâzım Hikmet’e yazdığı bir kartpostal, iki mektup ve iki farklı mektubundan sayfalar, Naci Sadullah’a yazdığı 1 mektupla birlikte Piraye Koleksiyonu’ndan gün yüzüne çıkıyor.

“Sevgili Yengeciğim, sana bu gece upuzun bir mektup yazmak içimden geldi. Hani işim gücüm yok da gevezelik etmek ihtiyacındayım sanma. Bilakis yarısına kadar gelmiş pek kolay bir hikâye (aman beni bitir kardeş) diye gözümün içine bakıyor. Lakin üstümüze ancak sevgili bir dostla görüşmeye feda edilecek nefis tembelliklerin çöktüğü rahat zamanlar olur ya, işte onlardan bir tanesinin içindeyim…”

 

Sebastian Fitzek’in “Uyurgezer” adlı romanı Pegasus Yayınları’ndan çıktı

 

Sebastian Fitzek’in “Uyurgezer” adlı romanı Ebru Akyürek Ersin’in çevirisiyle Pegasus Yayınları’ndan çıktı.

Taşınanların Bir Süre Sonra Delirdiği Veya İntihar Ettiği Bir Ev, Nereye Açıldığı Bilinmeyen Bir Kapı Ve Dehlizlerden Oluşan Karanlık Bir Labirent… Leon bir sabah uyandığında, karısının eşyalarını toplayıp kaçarcasına evden ayrıldığını görür. Kadının yüzünde ve kollarında morluklar vardır. Leon’un aklına gelen ilk şey artık geride kaldığına inandığı hastalığı olur: uyurgezerlik. Yoksa yine geceleri ikinci benliği devreye girip insanlara zarar vermeye mi başlamıştır? Bu soruya bir cevap bulabilmek için uykuya dalmadan önce başına hareket sensörlü bir kamera yerleştirir. Sabah görüntüleri izlediğindeyse dehşete düşer: Yatak odasındaki gardırobun arkasında daha önce hiç görmediği gizemli bir kapı vardır. Onu bilinçaltının en karanlık köşelerine girmeye zorlayan bir kapı…Hayal ile gerçeği ayıran çizgi bulanıklaştığında, insan kendini, kendisinden bile korkacak bir hale getiren ürkütücü bir kâbusun içinde bulabilir mi?

“Kâbusunuz olacak bir gerilim. Labirentlerin arasında kaybolacaksınız. Hatta kitabı okuduktan sonra bir daha uyumak bile istemeyebilirsiniz.” -Kirkus Reviews- “Eternal Sunshine of the Spotless Mind ile Inception’ın karışımı gibi!” -The Guardian

“Bu kitap Fitzek’in gerilim türünün en büyük yıldızlarından biri olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.” -Freundin

“Fitzek uzun süre akıllardan çıkmayacak bir gerilim yazmış.” -Publishers Weekly

“Fitzek’in gerilimleri nefes kesici. Her an her şeyle karşılaşabilirsiniz.” -Harlan Coben

“Muhteşem bir psikolojik gerilim.” -The Times

“Muazzam… Kitabı bir an bile elinizden bırakabilirseniz, hayranlık uyandıracak derecede disiplinli birisiniz demektir. Uyurgezer, ilk sayfasından son kelimesine kadar size nefes almayı unutturacak harika bir psikolojik gerilim.” -Booksection.de

 

Yazarımız N. İpek Gökdel’in “Karakalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikayesi” adlı romanının dizi ve film hakları O3 Medya’da

 

Yazarımız N. İpek Gökdel’in “Karakalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikayesi” adlı romanının dizi ve film hakları O3 Medya tarafından satın alındı.

O3 Medya, 20 Nisan 2017 tarihinde ajansımız ile karşılıklı imzaladığı sözleşmeyle geçtiğimiz yıl Sayfa6 Yayınları’ndan çıkan romanın yurt içi ve yurt dışında tüm film ve dizi haklarının sahibi oldu.

 

Yabancı Yayınları, Roshani Chokshi’nin “Yıldızlara Sarılı Kraliçe” adlı romanını yayımladı

 

Yabancı Yayınları, Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen Roshani Chokshi’nin “Yıldızlara Sarılı Kraliçe” adlı romanını Boran Evren’in çevirisiyle yayımladı.

New York Times Çoksatanı
Amazon – Ayın En İyi Kitabı
Goodreads – Ayın En İyi Kitabı

Kader ve kısmet. Güç ve tutku. Yıldızlar geleceğinizde yıkımdan başka bir şey olmadığını söylüyorsa, bir krallığı nasıl yönetirsiniz?

Maya lanetliydi. Ölüm ve yıkım getireceğini öngören bir yıldız haritasına sahip olduğundan, babasının krallığı ondan nefret ediyor ve korkuyordu. Kitapların arasına gömülüp kaybolmak isterken, Maya’nın babası olan Raca, krallığa karşı ayaklanmaları bastırmak için kızını evlendirmeye karar vermişti. Çok geçmeden Maya, Akaran’ın kraliçesi ve Amar’ın eşi oldu. Kendini içinde bulduğu iki role de hazırlıklı değildi: Akaran’ın kraliçesi olarak gücünü ve kendi sesini, Amar’ın eşi olarak ise şefkat, koruma ve tutku buldu.
Fakat Akaran’ın kendi sırları vardı. Binlerce kilitli kapı, camdan bahçeler ve meyve yerine dallarından anıların sarktığı bir ağaç. Çok geçmeden Maya hayatının tehlikede olduğunu anlayacaktı. Fakat Akaran’ın Raca’sı dışında kime güvenebilirdi ki? İnsanların ve Diğerdünya’nın kaderi tehlikedeyken, sevdiklerinin hayatını kurtarmak için, Maya’nın reenkarne hayatlar boyunca süregelmiş kadim bir sırrı çözmesi gerekiyordu.

“Zengin bir yaratıcılığı, derin bir mitolojisi ve mükemmel bir dili var. Chokshi dikkat edilmesi gerekilen bir yazar.” –Kirkus Reviews

“Yıldızlara Sarılı Kraliçe’nin her kelimesi büyüyle yaratılmış. Renkli bir hayal dünyası olan zarifçe yazılmış bu kitap beni daha ilk satırdan büyüledi. Aşk, mitoloji ve inanılmaz bir dünyanın mükemmel bir ziyafeti.” –Sarah J. Maas, New York Times Çoksatan Cam Şato serisinin yazarı

“Chokshi’nin kalemi insanı esir ediyor ve sayfalar hayata dönüyor. Maya güçlü bir kadın kahraman ve romanda aşkın yanı sıra, aile sevgisine olan vurgu fedakârlık, kendini tanıma ve kendi kaderini yazma üstüne yazılmış bu fanteziyi kurgusal olarak daha da zenginleştiriyor.” –Publishers Weekly

“Tek kelimeyle fevkalade. Canlı ve zarif diliyle Roshani Chokshi okurları, yıldız haritaları, reenkarnasyon ve sevgiyle dolu büyülü bir yolculuğa çıkarıyor.” –Jodi Meadows, Sonsuz Ruh kitabının yazarı

 

Zayn Malik’in “Zayn” adlı kitabı hep kitap’tan çıktı

 

2010 yılında, onlu yaşlarının sonlarındaki beş erkek, ayrı ayrı katıldıkları bir yarışmanın ardından bir araya getirildi. Yeni bir “boys band” kurulmuştu: One Direction! Bir anda tüm dünyanın ilgisini çektiler. Sosyal medya onları konuştu. Öyle sadık bir hayran kitleleri oldu ki yaptıkları her şey, attıkları her adım hemen gündeme oturdu. Bu beş erkek birbirinden çok farklıydı. Zaman geçtikçe bu farklılıklar iyice belirginleşti. Ve bir gün, belki de grubun en sessiz ve en gizemli üyesi Zayn artık yoluna yalnız devam etmek istediğine karar verdi…

One Direction’da geçirdiği beş yılın ardından solo kariyerine devam eden, şarkıları çıkar çıkmaz listelerde en üst sıralara yerleşen, hem müzik hem de özel hayatıyla gündemden düşmeyen bir star Zayn Malik… Bu defa kendi hikâyesini anlatmak için karşınızda! One Direction’dan ayrılma kararına neden olan sorunlar, sonrasında yaşadığı kaygılar, o zor süreçte ona destek olan ailesi, herkesten uzaklaşma isteği, yeme bozukluğu çekmesine neden olan sıkıntıları… Sonra yeni bir başlangıç! İlk albüm heyecanı, kararsızlıkları, hayranlarına yaptığı jestler, severek dinlenen şarkıların arkasında yatan düşünceler… Hepsini tüm samimiyetiyle anlatıyor Zayn. Hikâyelerine, duygularına, yüzden fazla fotoğraf eşlik ediyor. Hepsi renkli, capcanlı! Üstelik çoğunu daha önce hiçbir yerde görmediğiniz fotoğraflar!

 

Barry Eisler’in “Tanrı’nın Gözü” adlı kitabı Arkadya Yayınları’ndan çıktı

 

Arkadya Yayınları Barry Eisler’in “Tanrı’nın Gözü” adlı kitabını Fer Özgüler’in çevirisiyle yayımladı.

Bilgi güçtü ve onunsa bilgiye ulaşmak için göze alamayacağı hiçbir şey yoktu.

Edward Snowden’i bir şekilde bertaraf etmeyi başaran NSA, yeniden bir “muhbir” tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Fakat bu sefer söz konusu olan tüm dünyayı harekete geçirecek kadar büyük bir tehdittir: Tanrı’nın Gözü.

NSA direktörü Anders, muhbiri etkisiz hale getirmeye çalışır. Fakat olay bir muhbirin bilgileri deşifre etmesinden öte, artık Suriye ile Türkiye’nin de dahil olduğu bir dünya meselesi haline gelir.

Acaba NSA direktörü Anders muhbirlere karşı oynadığı bu kedi fare oyununda ne kadar ileri gidecektir?

 

Barış Pirhasan’ın telif hakları ONK Ajans’ta

 

Yazar, şair ve sinemacı Barış Pirhasan’ın telif hakları bundan böyle ajansımız tarafından yönetilecek.

1951’de İstanbul’da doğan Pirhasan, EHSB (English High School for Boys, Ankara Fen Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı, NFTS (The National Film and Television School’da eğitim gördü.

İlk şiirleri Yeni Dergi’de yayınlandı. (1974-76) Bunu izleyen yıllarda Militan ve Sanat Emeği Dergilerinin yazı kurullarında yer aldı ve şiirleri yayınlandı. (1977-80). İlk şiir kitabı Tarih Kötüdür, 1982’de Yaşar Miraç’ın kurduğu “Yeni Türkü Yayınları’nda” çıktı. Bunu izleyen yıllarda Tarih Kötüdür/İmzasız El Yazıları (Adam Yayınları, 1984). Babam Benden Hiçbir Şey Anlamıyor (Yapı Kredi Yayınları, 1995) ve Aşkla Kedi Arasındaki Yedi Benzerlik (Sözcükler Yayınevi, 2012) adlı şiir kitapları yayınlandı. Hurrem adlı şiir-anlatı kitabı 2011 yılında İletişim Yayınları tarafından yayınlandı.

Pirhasan, sinema alanına 1983 yılında, senaryosunu takma adla yazdığı Badi Filmiyle girdi. Bu alanda yaptığı çalışmaları websitemizde yazarın sayfasında görmek mümkündür. Pirhasan, Berlin ve İstanbul’da sinema, şiir ve kısa öykü alanlarında çalışmalarına devam ediyor.

 

Filiz Ali’nin “Müzik ve Müziğimizin Sorunları” adlı kitabı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı

 

Filiz Ali’nin “Müzik ve Müziğimizin Sorunları” adlı kitabının yeni baskısı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

Müzik ve Müziğimizin Sorunları’nın bu yeni baskısı, Filiz Ali’nin kitabın yayımlanmasından sonra yazdığı yazıların eklenmesiyle genişletildi ve yazılar “Toplum ve Müzik”, “Dünyada Müzik”, “Müzik Eğitimi”, “Müziğimizin Sorunları”, “Gelişen Müziğimiz” başlıklı bölümler altında bir araya getirildi. 1976’dan 2013’e dek başta Türkiye’de müzik eğitimi olmak üzere, müziğimizin ve müzisyenlerimizin teorik sorunlarını, kültür dünyamızın kaybettiği değerleri ustalıklı bir biçimde eleştiren ve bu sorunlara çözüm önerileri sunan Filiz Ali yazılarında gençlere de özel bir yer ayırıyor. Hep çölde yetişen lalelerin peşinden koşmaya devam etmişim. Unutmamak gerek ki, yetiştiğim yıllarda Hasan Âli Yücel gibi bir Milli Eğitim Bakanı’nın sözleri henüz taptazeydi. Yücel, 1941’de –benim de 1958’de mezun olduğum– Ankara Devlet Konservatuvarı ilk mezunlarını verirken “Biz yarınların insanlarıyız. Emeklerimizi, bilgi ve duygularımızı, yaptığımız bütün işleri bizden sonra geleceklere bir miras değil, bir vasiyet olarak terk ediyoruz…” demişti. Bu söz bana yol gösterdi meslek hayatım boyunca. Öğrencilerime de aynı yolu göstermeye çalıştım hep. Ümidimizi kaybetsek de, cesaretimiz kırılsa da önce dizlerimizin sonra da ayaklarımızın üzerinde doğrulmaya ve doğru bildiğimiz yolda devam etmeye gayret ediyoruz birlikte..

 

Eduardo Galeano’nun “Tepetaklak – Tersine Dünya Okulu” adlı kitabı Sel Yayıncılık’tan çıktı

 

Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen Eduardo Galeano’nun “Tepetaklak – Tersine Dünya Okulu” adlı kitabı Bülent Kale’nin çevirisiyle Sel Yayıncılık’tan çıktı.

Eduardo Galeano insan onurunun, erdemliliğin, adalet duygusunun ve toplumsal belleğin yağma, talan, çıkar ilişkileri ve emperyal politikalarla alaşağı edildiği günümüzün “tepetaklak” dünyasında ayakta durmamız için kılavuzluk etmeyi sürdürüyor.

Yeni dünyayı saran belleksizleşme sendromuna keskin kalemiyle savaş açan Galeano, Meksikalı gravür ustası José Guadalupe Posada’nın kışkırtıcı tasvirleriyle zenginleşen Tepetaklak – Tersine Dünya Okulu’nda adaletsizliğin, ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin temel ilkelerini; dünyamızı tahrip edenlerin dokunulmazlık kalkanını; iletişimsizliğin ve tüketimin yayılma stratejilerini; suçlu yaratma ve kitleleri köleleştirme sanatını yine benzersiz üslubuyla ele alıyor. Okurunu ise çığırından çıkmış dünyayı eski haline döndürebilme umuduyla keyifli bir suça, unutturulmaya çalışılan tarihsel olayları ifşaya ortak ediyor.

 

Gary Small & Gigi Vorgan’ın “Bir Psikiyatristin Gizli Defteri” adlı kitabının yeni baskısı Doğan Kitap’tan çıktı

 

Haftalarca çok satanlar listesinde yer alan Gary Small & Gigi Vorgan’ın “Bir Psikiyatrın Gizli Defteri” adlı kitabının yeni baskısı Duygu Akın’ın çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.

Hep onlar mı bizi dinleyecek? Bu sefer geçmişini anlatan bir psikiyatristin ta kendisi. Koltuğa oturun ve kulak kabartın. Dr. Gary Small’un, Boston’un kalabalık acil servis koridorlarından Los Angeles’ın golf sahalarına uzanan hikâyesinde karşılaştığı vakalar kimi zaman tuhaf, kimi zaman da gizemli, ama hepsi gerçek.

Akıl hastalıklarının ilginç dünyasına kapı aralayan Bir Psikiyatristin Gizli Defteri sizi çok şaşırtacak…

 

Müjdat Gezen’in “Güle Güle Dünya Ben Burda Kalıyorum” adlı yeni kitabı Kırmızı Kedi’den çıktı

 

Telif hakları ajansımız tarafından yönetilen Müjdat Gezen’in “Güle Güle Dünya Ben Burda Kalıyorum” adlı yeni kitabı Kırmızı Kedi’den çıktı.

Kitabımın ismi Güle Güle Dünya Ben Burda Kalıyorum… ‘Burda’nın ortasındaki ‘a’ harfi konuşma dilinde düşüyor ya, o nedenle konuşur gibi olsun istedim bu kitap… Ama dünyaya, ‘Hoşça kal,’ demek istemediğimi de anlatmaya çalıştım.”

Müjdat Gezen yeni kitabı Güle Güle Dünya Ben Burda Kalıyorum’u dünden bugüne, çocukluğundan şimdisine, ülkenin hallerinden sanata kadar anılarıyla, düşünceleriyle dokuyor. Keyifli bir sohbet ortamında okurunu kâh güldürüyor, kâh hüzünlendiriyor.

“Bu memlekette artık üç şeye güvenim yok diyorum. Bir: Adalet. İki: Hoşgörü. Üçüncüsü mü?.. Artık onu da siz bulun… Aklınıza herhalde üç yüz şey geliyordur…”

 

Kürk Mantolu Madonna Gürcüce yayımlandı

 

Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” adlı romanı Gürcistan’ın Ustari Yayınevi tarafından Nana Janashia’nın çevirisiyle Gürcüce yayımlandı.

 

 

 

Kürk Mantolu Madonna ABD’de de yayımlanıyor

 

Telif hakları yurt içinde ve yurt dışında ajansımız tarafından yönetilen Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri “Kürk Mantolu Madonna”nın İngilizcesi İngiltere’den sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde de yayımlanıyor. Other Press adlı yayınevi tarafından yayımlanacak olan kitap 31 Ekim tarihinde raflardaki yerini alacak.

Kürk Mantolu Madonna bugüne kadar Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Rusça, Arapça, Felemenkçe, Hırvatça, Lehçe, Boşnakça, Arnavutça, Moğolca yayımlandı. İspanyolcası ve Gürcücesi de bu yıl içinde yayımlanacak.

 

Zeyyat Selimoğlu’nun eserleri Eksik Parça Yayınları’nda

 

Eksik Parça Yayınları, telif hakları ajansımız tarafından yönetilen değerli yazarımız Zeyyat Selimoğlu’nun bütün yapıtlarını yayımlamaya, yazarın Kavganın Sonu ve Başı, Direğin Tepesinde Bir Adam ve Kıçüstünde Toplantı adlı öykü kitaplarıyla başladı.

“Kavganın Sonu ve Başı parıltılı bir ilk kitaptır. Yazarının sonradan neler yazabileceğini merak ettiren üstelik.

Bir çağrı gibidir; hem dönem öykücülüğüne hem de Zeyyat Selimoğlu’nun  “hikâye anlatma” tonunu göstermeye… Dilindeki yalınlığa, ironik söylemine, anlattığı küçük insanların doğasına dair işaret fişeğidir.

Deniz ve doğa insanı yeni bir bakışla onun öyküsüne girer. Bir yerin, bir coğrafyanın anlatıcısı olarak karşımıza çıkan Selimoğlu, dildeki yalınlıkla insan ruhuna, eylemine dönük nelerin nasıl anlatılabileceğini derinden hissettirerek gösteriyor bize.

Denizde ve denizin kıyısındaki hayatların bir sarmala dönüşüp durmasının öyküsünü yazıyor Selimoğlu. Yer yer birbirine ulanan öyküler süreduran hayatların da nerede/nasıl biçimlendiğinin gerçekliğini dile getiriyor. Gemicileri birbirine yakın/uzak kılan her durum onun öyküsünün ana izleğidir. Çizdiği karakterler ise denizin ruhunu yansıtır.” –  Feridun Andaç

“Direğin Tepesinde Bir Adam, Zeyyat Selimoğlu’nun deniz insanlarını anlatan öykülerini bir araya getiriyor.

Karadan kopup açık denizlere açılan gemilerde çalışan insanların hayatlarından kesitleri etkileyici bir yalınlıkta yansıtır. Öyle ki; insandaki insanı anlatırken onların dünyalarını biçimleyen denizin gerçekliği de bütün yanlarıyla öykülere siner.

Lirik, etkileyici, bir o kadar da dil şenliğinde bir dünyanın yansılarını getirir bize bu öyküler.

Direğin Tepesinde Bir Adam’ı okuduğumda, süslemelerden uzak, söz sanatlarına itibar etmeyen, kendine özgü bir gerçekçilik anlayışı olduğuna karar vermiştim. Kitap da Sait Faik Armağanı’nı kazanmıştı.

Kitabı yeniden okurken, onun öyküleri üzerine yıllar önce vardığım yargıları, bugün övgüyü artırarak tekrarladım.” – Doğan Hızlan

“Kıçüstünde Toplantı denize, deniz insanına “adanış” öyküleridir. Bu yanıyla benzersiz bir zenginlik içerir Zeyyat Selimoğlu’nun öyküleri.

Deniz insanının gerçekliği bu öykülerde bir sese, bir renge bürünerek çıkar karşımıza. Gemi yaşamındaki güngörmüşlük deneyimleri anlatılan insanların gerçeği ise Selimoğlu’nun anlatıcılığının başarısı olarak Türkçenin kaydına geçer. Okudukça okuma hevesinizi kabartan bir tınıda üstelik…

Denizi, deniz insanlarını tanıyan, birçoğumuzun yabancısı olduğu bu dünyayı bütün samimiyeti ve canlılığıyla gözler önüne seren yazarların başında gelir Zeyyat Selimoğlu. Gemi adamlarının yaşamını içeriden bir bakışla öylesine doğal bir biçimde yansıtır ki öyküyü okurken mekânlar, kişiler bir film izliyormuş gibi gözünüzün önünde canlanıverir. Geçimini denizden sağlamaya çalışan insanları bu kadar iyi tanıması, o dünyaya yabancı olmadığının göstergesidir. Deneyim ve gözlem, Selimoğlu’nun yaratıcı gücüyle birleşince benzersiz öyküler çıkmış ortaya.” –  Cemil Kavukçu

 

Yabancı Yayınları Taylor Jenkins Reid’in “Belki Bir Başka Hayatta” adlı romanını yayımladı

 

Yabancı Yayınları Taylor Jenkins Reid’in “Belki Bir Başka Hayatta” adlı romanını Gökçe Çiçek’in çevirisiyle yayımladı.

People Dergisi En İyi Kitap Seçkisi
US Weekly “Mutlaka Okunmalı” Seçkisi
“2015 Yazı En İyi Kitabı” Seçkisi: • Glamour Good • Housekeeping • USA TODAY • Cosmopolitan • PopSugar • Working Mother • Bustle • Goodreads

Ya hayatta mümkün olan her şey, bir şekilde gerçekleşiyorsa? “Olur mu, olmaz mı? Beni eve bırakmasına izin verirsem, bu beni mi, yoksa onu mu daha fazla etkileyecekti? Önce Ethan’a, sonra da Gabby’ye baktım. Hayat uzundu ve karşımıza sonsuz sayıda fırsatlar çıkarıyordu. Bu tür ufak kararların önemsiz olduklarını, ne yaparsam yapayım sonunda olmam gereken yere varacağıma, kaderimin eninde sonunda beni bulacağını düşünürdüm. Bu yüzden kararımı…” Sonsuza Dek, Ayrı ve Evet, Dedikten Sonra romanlarının çoksatan yazarından kaderimizin verdiğimiz kararlara bağlı olduğunu gözler önüne seren nefes kesici bir roman. Gece yarısından hemen sonra en yakın arkadaşı Gabby, Hannah’ya gitmeye hazır olup olmadığını sormuştu. Kısa bir süre sonra da Ethan, eğer kalmak istiyorsa Hannah’yı daha sonra bırakabileceğini söylemişti. Hannah, Gabby ile giderse hayatı nasıl bir yöne gidecekti? Peki ya, Ethan ile kalırsa? Farklı bölümlerle eşzamanlı ilerleyen hikâyede, Hannah verdiği farklı iki kararın sonuçlarını yaşıyordu. Birbirinden tamamen farklı iki sonuç. Bu iki alternatif gerçeklik yaşanırken Belki Bir Başka Hayatta kader ve gerçek aşk ile ilgili soruları aklımıza getiriyor: Kader diye bir şey var mı? Şans, hayatımız üzerinde ne kadar etkiye sahip? Ve belki de en merak uyandıran soru: Ruh eşi diye bir şey var mı? Hannah olduğuna inanıyordu. Ve her iki hayatta da onu bulduğuna… Peki ya siz?

“Eğlendirici ve öngörülemez; Reid hayatta mutlu olmak üzerine inandırıcı bir hikâye sunuyor.” – Kirkus Reviews, Starred Review-

“İçinde ters köşe olan romantik bir hikâye arayanlar hayal kırıklığına uğramayacaklar.” – -Library Journal

 

Vedat Türkali’nin Telif Hakları ONK Ajans’ta

 

ONK Ajans, Türk Edebiyatı’nın büyük ustası Vedat Türkali’nin telif haklarının yönetimini üstlendiğini büyük bir onurla duyurur.

1919 yılında Samsun’da doğan Vedat Türkali, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nde tamamladı. Maltepe ve Kuleli askeri liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951’de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.

Vedat Türkali 1944-1950 yılları arasındaki ağır baskı döneminde devrimci sanat çevrelerinde elden ele gizlice dolaştırılan şiirleriyle, özellikle “İstanbul” şiiri ile tanındı. Şiir uğraşını hapishane yıllarında da sürdürdü. 1958 yılında tahliye olduktan sonra sinema alanında çalıştı. 40’ın üzerinde senaryo yazdı ve üç filmin yönetmenliğini yaptı. Yazdığı dört tiyatro oyunu, ulusal gelenek ve değerlere dayanan özgün, öncü nitelikler taşır. Türkülerle işlenmiş epik yapıdaki 141. Basamak, 1970’de Ankara’da sergilendi. Aynı özellikteki Bu Ölü Kalkacak, 1976 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda sergilenirken yasaklandı. Dallar Yeşil Olmalı, 1985’te yayımlandı. Yazdığı son tiyatro oyunu olan Şeytanın Kaşık Oyunları (2000) deprem konusunu işlemektedir.

Vedat Türkali’nin ilk romanı Bir Gün Tek Başına, 1974 yılında yayımlandı. Aydınlar arası hesaplaşmaya dayanan umutsuz bir aşk romanı niteliğindeki ikinci romanı Mavi Karanlık 1983 tarihini taşır. Üçüncü romanı Yeşilçam Dedikleri Türkiye Türk romanında bir dönüm noktası olarak anılmaktadır. 1990’da yayımlanan Tek Kişilik Ölüm, gerçek kişilere ve gerçek olaylara dayalı bir dönem romanıdır. Takip eden on yıl boyunca Türkiye Komünist Partisi’nin tarihi niteliğindeki, İkinci Dünya Savaşı döneminin siyasal yapısının sergilendiği Güven adlı iki ciltlik romanını kaleme aldı; roman 2005’te yayımlandı. 2004 yılında yayımlanan Kayıp Romanlar adlı romanı ise 90’lı yıllar Türkiye’sini, siyasi sürgünden ülkesine dönen emekli bir doktorun gözünden anlatır. Yalancı Tanıklar Kahvesi (2009), 12 Eylül’e giden süreçte geçer. 2014’te Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Bitti Bitti Bitmedi adlı romanında ise Türkiye’nin tartışmalı konularından olan Ermeni meselesini mercek altına almıştır.
Vedat Türkali’nin düzyazıları, söyleşileri, savunmaları Tüm Yazıları Konuşmaları adı altında, 2001 ve 2014’te iki ayrı cilt halinde yayımlandı. Yazarın Kürt sorunu ile ilgili yazıları da Özgürlük İçin Kürt Yazıları adı altında, 2002 ve 2014’te yine iki ayrı cilt halinde yayımlanmıştır.

Vedat Türkali’nin, çocukluğundan tutuklanma sürecine kadarki yaşamından kesitler içeren, Komünist (2001) adlı bir de anı kitabı bulunmaktadır.

Edebiyatın neredeyse bütün alanlarında ürünler veren Vedat Türkali’yi 29 Ağustos 2016’da kaybettik.

 

Oktay Akbal’ın “Suçumuz İnsan Olmak” adlı eseri Kenan Ece’nin sesinden Seslenen Kitap’ta

 

Oktay Akbal’ın “Suçumuz İnsan Olmak” adlı romanı Kenan Ece’nin okumasıyla Seslenen Kitap’ta satışa sunuldu.

Türk edebiyatında gerçekçilik akımının öncülerinden Oktay Akbal, ilk basımı 1957 yılında yapılan romanı “Suçumuz İnsan Olmak”ta, toplumun geleneklerine tek başına karşı çıkmaya çalışan bir insanın, bazen yakaladığını sandığı mutluluk ve bazen yaşadığı yenilmişlik duygusu arasındaki gelgitlerini anlatıyor. İçimizden biri sayılan sıradan insanların da rastlantılar sonucu sıra dışı aşklar yaşayabileceğini akıcı bir dille ortaya koyan Oktay Akbal, daha ilk sayfalarda romandaki kahramanları ile özdeşleştirdiği okuru öykünün içine çekip alıyor. İçimizden biri ile bizi kendimizle tanıştırıyor. Türk Dil Kurumu’nun 1958 yılı Roman Ödülü’nü kazanan “Suçumuz İnsan Olmak”, Türkiye Radyoları’ndaki “Arkası Yarın” programı ve daha sonra çekilen sinema filmi ile ünlendi.

http://www.seslenenkitap.com/Kitap/1278/Sucumuz-Insan-Olmak

 

Isaac Deutscher’in “Troçki” biyografisi Rasih Güran’ın çevirisiyle üç cilt halinde Alfa’dan çıktı

 

Isaac Deutscher’in “Troçki” biyografisi telif hakları ajansımız tarafından yönetilmekte olan Rasih Güran’ın çevirisiyle üç cilt halinde Alfa’dan çıktı.

Machiavelli’ye göre, bütün silahlı peygamberler galip gelmiş, silahsızlar mağlup olmuşlardır. Deutscher, Troçki’nin, çağımızın en büyük devriminde nasıl silahsız olarak galip geldiğini, daha sonra ise zafer kazanmış, zırhının altında ezilen silahlı bir komutan olarak karşımıza çıktığını, ardından da sürgün ve ölüm yıllarını anlatıyor.

“Olanları hiç olmadığı kadar ayrıntılı ve eksiksiz anlatıyor. Sovyet Rusya ve uluslararası komünizm tarihiyle ilgilenen herkesin mutlaka okuması gerekiyor.” – A.J.P. Taylor

“Deutscher’ın son derece canlı anlatımı ve kahramanına duyduğu yakınlık ve içten bakış, onu birinci sınıf bir biyografi yazarı yapıyor.”  – Times Literary Supplement

 

Peter Brown’ın yeni kitabı “Vahşi Robot” hep kitap’tan çıktı

 

Peter Brown’ın yeni kitabı “Vahşi Robot” Güneş Çıgay’ın çevirisiyle hep kitap’tan çıktı.

Bir robot, vahşi doğada hayatını sürdürebilir mi?

Robot Roz, gözlerini ilk açtığında uzak bir adada yalnız olduğunu fark etti. Neden ve nasıl oraya geldiğini bilmeyen Roz’un tek amacı bu doğal ortamda varlığını sürdürebilmekti. Bu vahşi ortamda hayatını tehlikeye atan birkaç olay yaşadıktan sonra yaşamını devam ettirmek için en uygun yöntemin doğaya ayak uydurmak olduğu sonucuna vardı. Bir yanlışlık sonucu zarar verdiği yuvadan sağ kurtulan tek kaz yavrusunun sorumluğunu alıp ona ebeveynlik etmeye başladı. Roz, bu davranışıyla yavaş yavaş adadaki hayvanların dostluğunu kazandı. Ta ki robot geçmişi onu bu uzak adada bulana dek…

Geçen aylarda Öğretmenim Bir Canavarve Arkadaşım Olacaksın adlı resimli kitapları yayımlanan Brown, vahşi yaşama ve hayvanlara uyum sağlayan Roz’un macerası ile 8 yaş üstü okurlara hitap ediyor.

Brown’ın resimli kitapları çok satanlar listesine girmeyi ve eleştirmenlerden övgüler toplamayı her zaman başarıyor. Bu robot temalı yeni öykü kitabının pek çok okuru kendine hayran bırakacağını kestirmek zor değil. – Booklist

Beğenilen resimli kitap yazar/çizerinin ortaokul çağındaki okurlar için kaleme aldığı bu gayet güçlü ilk eser, pek çok okurun kütüphanesinde kendine sağlam bir yer edinecek gibi görünüyor. – School Library Journal

Mutlu son yavanlığına düşmeyen Brown, akıllıca bir şekilde belirsiz bıraktığı sonla kitabın tamamına hâkim olan duygusuz ve nötr tonu sonuna kadar korumayı biliyor. – Publishers Weekly

Kışkırtıcı olsa da gönülleri fethetmeyi başarıyor. – Kirkus

 

Cengiz Aytmatov’un kitapları Nora Kitap’ta

 

Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen Cengiz Aytmatov’un eserleri bundan böyle Nora Kitap tarafından yayımlanacak.

Nora Kitap, 1928 yılında Kırgızistan’da doğan ve 2008 yılında, geride dev bir külliyat bırakarak yaşama veda eden, yazdıklarıyla Sovyet edebiyatının en önemli yazarlarından biri haline gelen bu büyük ustanın eserlerini yine ajansımız tarafından temsil edilen Mehmet Özgül’ün orijinal dilden yapılmış usta işi çevirileriyle sunuyor.

Aytmatov’un Nora Kitap tarafından yayımlanan ilk dört kitabı şunlar : Beyaz Gemi, Elveda Gülsarı, Cemile ve Toprak Ana.

 

Van Gennep Yayınevi “Kürk Mantolu Madonna”yı Felemenkçe yayımladı

 

Hollanda’nın Van Gennep Yayınevi haklarını ajansımız aracılığıyla aldığı Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” adlı eserini Erdal Balcı’nın çevirisiyle Felemenkçe yayımladı.

 

 

Pegasus Yayınları Nele Neuhaus’un “Şer Odası” adlı romanını yayımladı

 

Pegasus Yayınları Nele Neuhaus’un “Şer Odası” adlı romanını Özden Özberber’in çevirisiyle yayımladı

Korkunç bir cinayet, Kirli ilişkiler, Yasaklanan bir oyun… Güzel bir haziran sabahı, Opel Hayvanat Bahçesi çalışanlarından biri fillerin yaşadığı alanda bir insan eli bulur. Çok geçmeden bir de ayak bulunacaktır. Ceset, öğrencilerinin hayranlık duyduğu ancak yozlaşmış politikacılar ile zengin iş adamlarının nefret ettiği bir lise öğretmeni ve ateşli bir çevreci olan Hans-Ulrich Pauly’ye aittir. Pauly sadece politika ve sermaye arasındaki karanlık ilişkileri ortaya çıkarmak için çabalayan biri değil, aynı zamanda karizması ve fikirleriyle, bu karanlık figürlerin çocuklarının, ebeveynlerinin gölgesinden kurtulup istedikleri hayatı yaşamalarına yardımcı olan biridir. Şüpheli listesi bir hayli uzundur ve ortaya çıkan yeni bulgular soruşturmayı daha da karmaşık bir hale getirmekten başka işe yaramaz. Ama bulmacanın çözümü hiç beklenmedik bir yerdedir…

“Nele Neuhaus yine karanlık bir sırrın son sayfaya kadar açığa çıkmadığı, temposu hiç düşmeyen muhteşem bir roman yazmış.” – Hessischer Rundfunk

“Nele Neuhaus heyecanı en üst düzeyde tutmayı çok iyi biliyor.” – Krimi-couch.de

 

Anna-Marie McLemore’un “Kanatların Ağırlığı” adlı romanı Novella Dinamik’ten çıktı

 

Anna-Marie McLemore’un “Kanatların Ağırlığı” adlı romanı Murat Karlıdağ’ın çevirisiyle Novella Dinamik’ten çıktı.

Aşk birden ortaya çıkar ve kimseye haber vermez. Birbirlerine düşman iki ailenin çocukları olan Lace ve Cluck için her şey olduğu gibi kalabilir ve asla tanışmayabilirlerdi. Fakat Cluck’ın hayatını kurtarmasıyla kendini onun dünyasında bulan Lace artık dönülmez bir yola girecektir. Ailelerinin gizli geçmişlerindeki sırlar yüzünden büyük bir tehlikenin ortasında kalan ikili için tutunacakları tek dal aşk olacaktır.

2016 William C. Morris Yılın En İyi Gençlik Romanı Finalisti
YALSA Yılın En İyi Gençlik Kurgu Romanı Ödülü 2015
CYBIL En İyi Gençlik Kurgu Romanı Ödülü Adayı
BuzzFeed En İyi Gençlik Romanları Seçkisi
Junior Library Guild En İyi Gençlik Romanları Seçkisi 2016
International Latino Book Awards Finalisti

“Kanatların Ağırlığı, Eva Luna’yı andıran şiirsel dili ile Gece Sirki’nin büyüleyici fantastik dünyasının heyecan dolu bir birleşimi.” – Sabaa Tahir, Küller ve Kor kitabının New York Times çoksatan yazarı

“Anna-Marie McLemore’un ilk romanı, karakterleri ve sihirli diliyle sizi son sayfaya kadar büyüleyecek.” – Emery Lord

“Kanatların Ağırlığı muhteşem bir ilk roman. Sihirli bir dünyadaki kalp sızlatan romantizme kimse karşı koyamaz.” – Jessica Spotswood, “Chatham Cadısı Günlükleri” serisinin yazarı

“McLemore takip edilmesi gereken bir yazar. Esrarengiz havası kitabı sarıp okuyucuyu adeta büyülüyor.”  -The Guardian

 

Dinah Jefferies’in “Ayrılık” adlı romanı Nemesis Kitap’tan çıktı

 

Dinah Jefferies’in “Ayrılık” adlı romanı Gökçe Müderrisoğlu Aktaş’ın çevirisiyle Nemesis Kitap’tan çıktı.

Malakka’da 1955 yılı. Lydia Cartwright hasta bir arkadaşını ziyaret etmek için ayrıldığı evine geri döndüğünde hiç beklemediği bir manzarayla karşılaşır. Hizmetçileri gitmiştir. Telefon hatları kesilmiştir. Kocası Alec ortada yoktur. Peki ya küçük kızları Emma ve Fleur? Çocukları nereye kaybolmuştur? Korku dolu ve umutsuz bir halde onları savaş boyunca İngiltere adına çalışmaları için Malakka’ya gönderen resmi görevliyi arar. Ondan kocasının İngiltere’ye geri döndüğünü öğrenir. Ama Alec’in onu almadan gitmesi ve geride hiçbir mesaj bırakmaması Lydia için yüzleşmesi zor bir durumdur. Savaştan kaçıp kendi ülkesine dönmenin ve kızlarına kavuşmanın hayali dışında yaşama tutunmasını sağlayacak hiçbir şeyi kalmayan Lydia’yı vuran ayrılık sonunda onu büyük bir ihanetle karşı karşıya bırakacaktır.

 

Martı Yayınları, Marieke Nijkamp’ın “bu iş burada biter” adlı kitabını yayımladı

 

Martı Yayınları, Marieke Nijkamp’ın “bu iş burada biter” adlı kitabını Eylül Başak Şen’in çevirisiyle yayımladı.

Herkesin eli silahlı bir çocuktan korkmak için sağlam bir nedeni vardır.

10.00
Alabama’nın Opportunity kasabasındaki Opportunity Lisesi’nin müdiresi konuşmasını bitirir ve öğrencileri yeni döneme karşılarken onları başarıya davet eder.

10.02
Öğrenciler bir sonraki derslerine gitmek için yerlerinden kalkarlar.

10.03
Konferans salonunun kapıları açılmaz.

10.05
Birileri ateş etmeye başlar.

Newtown ve Columbine’de yaşananlara benzer kitle saldırıları devam ettiği sürece, bu kitap gibi insanı avucuna alan, iyi kurgulanmış ve yakıcı kitaplara olan ihtiyacımız dinmeyecek. – Give a Boy a Gun ve Fallout yazarı Todd Strasser

 

 

Kürk Mantolu Madonna Moğolca yayımlandı

 

Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” adlı eseri Monsudar Yayınevi tarafından Moğolca yayımlandı.

“Kürk Mantolu Madonna”nın ajansımız tarafından bugüne kadar gerçekleştirilen yurt dışı satışları şöyledir :

Fransızca (Éditions du Rocher, 2007) / Arnavutça (Shkupi, 2010) / Rusça (Ad Marginem, 2010) / Hırvatça (Hena Com, 2012) / Almanca (Dörlemann, 2013) / Boşnakça (Btc Sahinpasic, 2014) / Arapça (Dar Athar, 2015) / İtalyanca (Scritturapura, 2015) / Lehçe (Rebis, 2015) / İngilizce (Penguin, 2016) / Moğolca (Monsudar Publishing, 2017) / İspanyolca (Salamandra, 2017 yılı içinde yayımlanacak) / Felemenkçe (Van Gennep, 2017 yılı içinde yayımlanacak) /  Gürcüce (Ustari, 2017 yılı içinde yayımlanacak)

 

Sel Yayıncılık Eduardo Galeano’nun “Ateş Anıları II – Yüzler ve Maskeler” adlı kitabını yayımladı

 

Sel Yayıncılık, Eduardo Galeano’nun “Ateş Anıları II – Yüzler ve Maskeler” adlı kitabını Süleyman Doğru’nun çevirisiyle yayımladı.

Eduardo Galeano’nun en önemli eserlerinden Ateş Anıları üçlemesinin ikinci cildi Yüzler ve Maskeler’in odağında bu kez, Yeni Dünya’da köleliğe ve sömürüye başkaldırıların yaşandığı, bağımsızlık savaşlarının verildiği on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllar var.

Özgür ve birleşik Latin Amerika için mücadele eden büyük lider Simón Bolivar’dan, ezilenlerin sesi Kübalı şair José Martí’ye kadar pek çok karakter üzerinden gelişen ve birinci ciltteki gibi mozaik tarzında sürdürülen yüzlerce hikâyede baskı ve zulme direniş destanlarına tanıklık ediyoruz. Ne var ki, eski sömürü yöntemlerinden vazgeçmek zorunda kalan emperyalistler bu kez yeni yöntemlere başvuruyor.

Araştırmacılık, gazetecilik ve devrimci perspektifin birleştiği Ateş Anıları üçlemesinde Galeano, şiirsel anlatımı ve cesur diliyle tarihin kayıp ve susturulmuş gerçekliklerini bir bir sahneye çıkarmayı sürdürüyor.

 

İletişim Yayınları Klaus Theweleit’ın “Failin Kahkahası” adlı kitabını yayımladı

 

İletişim Yayınları, Klaus Theweleit’ın “Failin Kahkahası: Breivik ve Diğerleri” adlı kitabını  Öndercan Muti’nin çevirisiyle yayımladı.

Klaus Theweleit, gaddarlığın anlamını sorguluyor. Arkasında nasıl bir mesele, nasıl bir sosyallik, nasıl “güdüler” var? Belirli ideolojik şekillenmelerin etkisi ne, internetin etkisi ne, “erkekliğin” etkisi ne? “Tamamen normal erkekler” ile “vahşi katliamcılar”ı birbirinden ayıran baraj kapakları bir kez yıkılmaya görsün, gaddarca şiddetin nasıl olağanlaşabileceğine de dikkat çekiyor bu arada yazar. Guantánamo örneğine de bakarak, kurumsal, resmî yapıların bu gaddarlığın üretimindeki olmazsa olmaz payına dikkat çekiyor. Zamanın ruhunun ve “insan”ın -bilhassa “erkeğin”- tekinsiz yanına ışık tutan bir kitap.

 

“Kürk Mantolu Madonna”nın İngilizcesi’nin ince kapaklı baskısı yayımlandı

 

madonnapaperback4Telif hakları ONK Ajans tarafından sağlanarak, 5 Mayıs 2016 günü dünyaca ünlü İngiliz yayınevi Penguin tarafından sert kapaklı (hardcover) baskısı yapılmış olan, değerli yazarımız Sabahattin Ali’nin başyapıtı Kürk Mantolu Madonna’nın, 2 Şubat 2017 günü itibariyle ince kapaklı (paperback) baskısı, bu kez yeni bir kapak görseliyle, yeniden okuruyla buluştu.

 

 

 

 

 

 

 

Karen Armstrong’un “Tanrı’nın Tarihi” adlı kitabı Pegasus’tan çıktı

 

Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen Karen Armstrong’un “Tanrı’nın Tarihi” adlı kitabı Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu ve Oktay Özel’in çevirileriyle Pegasus Yayınları’ndan çıktı.

Tek bir Tanrı’nın varlığı inancı –Allah, Tanrı, Yahveh– 4000 yıldır sürüyor. Tanrı’nın tarihsel öyküsü, aynı zamanda insanoğlunun mücadele öyküsüne denk düşüyor. Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet, Tanrı’nın iyi olduğunu iddia ederken, organize din şiddete ve kökü kazınamaz bir önyargıya sık sık katalizör oluyor.

Bu müthiş, geniş çaplı ve orijinal inanç serüveninde, Karen Armstrong, toplumların tek Tanrı inancına olan mutlak sadakatini ve bunun yarattığı pek çok çelişkili görüşü inceliyor. Karşılaştırmalı, sıra dışı bir ibadet ve savaş öyküsü olan Tanrı’nın Tarihi bizi hayatımızın en temel gerçeğiyle yüzleştiriyor.

Klasik felsefeden Orta Çağ Mistisizmi’ne, Reformasyon’dan Aydınlanma’ya ve modern çağın kuşkuculuğuna, Karen Armstrong’un tek tanrılı dinlerin entelektüel tarihini tek bir ciltte toplamış olması bir mucize gibidir.

“Binlerce meraklı okuru tatmin edip bilgilendirecek müthiş ve takdire şayan bir eser.”  – The Washington Post Book World

“Üç büyük dinin karşılaştırmalı tarihini araştırmacı bir şekilde inceleyen bu kitap, dinî düşüncelerin kök saldığı, büyüdüğü ve yeşerdiği sosyopolitik zeminleri korkusuzca aydınlatıyor.” – Publishers Weekly

“Nüktedan, bilgilendirici ve düşündürücü: Armstrong karmaşık düşünceleri sadeleştiriyor ama basitleştirmiyor.” –  New York Times Book Review

“Yalnızca her şeyi bildiğini sananlar Armstrong’un Tanrı arayışından etkilenmeyecektir.”  – Economist

“Armstrong, üç büyük dinin değişken Tanrı algısının çok iyi yazılmış bir genel değerlendirmesini sunuyor. Ayrıca epey din tarihi bilgisi de vererek, bu dinlerle ilişkili çeşitli filozoflardan, mutasavvıflardan ve reformculardan bahsediyor.” – Library Journal

“Armstrong saygılı bir merak duygusu ve cömert bir ruhla bu eseri kaleme almış. Konu hakkında bilgi sahibi olanların hafızasını tazeliyor ve acemilere yol gösteriyor.”  – Daily Telegraph

“Son derece akıcı bir kitap… Bu soru çok önemli: Tanrı’nın bir geleceği var mı?”  – Sunday Times

 

Jennifer Armentrout’un “Hep Seni İstedim” adlı romanı DEX Kitap’tan çıktı

 

Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen Jennifer Armentrout’un “Hep Seni İstedim” adlı romanı Kader Ay’ın çevirisiyle DEX Kitap’tan çıktı.

Teresa’yı zor bir yıl bekliyor; korkunç bir ilişkiden yeni çıktı, küçük bir kaza bütün dans kariyerini tehdit ediyor ve en dayanılmazı, yıllardır âşık olduğu abisinin arkadaşıyla şimdi aynı kampüsteler. Jase’in belki de tüm hayatı zordu; kimselere söyleyemediği büyük bir sırrı saklıyor, kızlarla günlük ilişkiler yaşıyor çünkü başka öncelikleri var ve en dayanılmazı, sadece bir kez öptüğü bir kıza, sürekli inkâr ettiği bir aşk büyüyor içinde.

Ve bu sırada, kampüste büyük bir trajedi yaşanıyor…  Ama aşk söz dinlemiyor…

 

Peter Brown’ın iki kitabı hep kitap’tan çıktı

 

New York Times En İyi Resimli Kitap Ödülü dahil olmak üzere birçok ödülün sahibi olan ve kitapları New York Times Çok Satanlar Listesi’nde beş kez yer alan yazar ve çizer Peter Brown’ın “Arkadaşım Olacaksın” ve “Öğretmenim Bir Canavar” adlı kitapları hep kitap’tan çıktı.

“Arkadaşım Olacaksın” adlı kitapta güne büyük bir heyecanla başlayan, ilerleyen saatlerde yeni bir arkadaş bulacağından fazlasıyla emin Lucy’nin hikâyesi anlatılıyor. Lucy, arkadaş edinmek, kendini sevdirmek için olağanüstü çaba sarf etse de aradığını bulamaz. Tam vazgeçmek üzereyken beklenmedik bir olay her şeyi değiştirir. “Öğretmenim Bir Canavar” adlı kitabın kahramanı Bobby, dünyadaki en kötü öğretmenin kendi öğretmeni olduğunu düşünür. Sınıfta kâğıttan bir uçak uçurmaya kalktığında öğretmeni bağırıp çağırarak hevesini kursağında bırakır. Derken bir tatil gününde güzel vakit geçirmek için parka giden Bobby öğretmeniyle karşılaşır. Görünüşe aldanmamak gerektiğini de böylece öğrenir.

 

David Vann’in “Akvaryum” adlı romanı Can Yayınları’ndan çıktı

 

Can Yayınları David Vann’in “Akvaryum” adlı romanını Suat Ertüzün’ün çevirisiyle yayımladı.

On iki yaşındaki Caitlin, rıhtımda işçi olarak çalışan annesiyle yaşıyor. Annesinin çalışma saatleriyle kızın okul saatleri uyuşmadığından, çocuk sabahları sınıf arkadaşlarından iki saat önce okula gidip beklemek zorunda, okul çıkışında da annesinin işten dönüp kendisini alacağı saate kadar şehrin büyük akvaryumunda vakit geçiriyor ve geniş hayal gücüyle, balıklarla insanların yaşamı arasında paralellikler kurarak onları inceliyor: “Bir şehrin en sevdiğim yanı hep bu olmuştur; akvaryumların en büyüğü olarak içinde koca dünyalar saklıdır.”

Renkli bir masal havasında başlayan roman, bir noktadan sonra David Vann’ın alışılmış gerilim çizgisine doğru hızla yol alıyor ve şaşırtıcı gelişmelere açılıyor. Küçük kız, balıkların dünyası olan akvaryumun sessizliği, huzuru ve güzelliğinden insanların yaşadığı çok daha tehlikeli ortamlara adım atmak zorunda kalıyor.

 

Muzaffer Buyrukçu’nun “Gürültülü Birkaç Saat” adlı romanı Kırmızı Kedi’den çıktı

 

2006 yılında aramızdan ayrılan edebiyatımızın önemli ismi Muzaffer Buyrukçu’nun eserleri Kırmızı Kedi’den yayımlanmaya devam ediyor.

Buyrukçu’nun 1969 yılında okuruyla buluşan ilk romanı Gürültülü Birkaç Saat, tıpkı öyküleri gibi edebiyatımıza yeni bir soluk getirmiştir. Bu romanında, bir önceki öykü kitabı Bulanık Resimler’de olduğu gibi, son derece dinamik bir kurguyu, geri dönüşler ve psikolojik çözümlemeler eşliğinde tek bir mekâna sığdırır Buyrukçu: Soğuk bir kış akşamı meyhanede buluşan bir grup arkadaşın aralarındaki ilişki gittikçe elektriklenmektedir. Arkadaşlık kavramını, başta toplumsal ve politik yönleriyle olmak üzere tüm boyutlarıyla ele alan Gürültülü Birkaç Saat, yazarın aynı zamanda ilk ciddi çıkışını sağlamış, Kemal Tahir gibi ustalar tarafından övgüyle karşılanmıştır.

 

Tiyatro

 

 

Tom Basden’in “Joseph K.” adlı oyunu DasDas Sahne’de

 

josephk-2Tom Basden’in “Joseph K.” adlı oyunu İlksen Başarır’ın çevirisiyle, Serdar Biliş’in süpervizörlüğünde DasDas Sahne’de. Oyunda Mert Fırat, Didem Balçın, Onur Dilber ve Özgün Aydın rol alıyorlar.

Joseph K, otuzuncu yaş gününü eve sipariş ettiği pizzayla kutlamak üzereyken, pizzasını getiren iki adam ona tutuklu olduğu bilgisini verirler. Joseph K’nın suçunun ne olduğuna dair hiçbir bilgisi yoktur ama kendini temize çıkarmak zorundadır. Joseph, tehdit altında olan özgürlüğüne yeniden kavuşmaya çalışırken görünmez ve mantıksız bir adalet sistemiyle savaşa girer.

İngiliz yazar Tom Basden’ın kara mizah yüklü uyarlamasında, Joseph K. Franz Kafka’nın yüz yılı devirmesine rağmen zaman aşımına uğramayan Dava’sının yeniden görülmesi için modern dünyanın labirentlerine bırakılıyor.

Oyun 31 Mayıs, 7 ve 8 Haziran tarihlerinde saat 20:30’da DasDas Sahne’de izlenebilir.

 

Sebastian Seidel’in “Bir Baba Hamlet” adlı oyunu Yücel Erten’in çevirisiyle Baba Sahne’de

 

babahamlet-2Türkiye hakları ajansımız tarafından temsile dilen Sebastian Seidel’in “Bir Baba Hamlet” adlı oyunu yine ajansımız bağlı Yücel Erten’in çevirisiyle Baba Sahne’de sahnelenmeye başladı.

Tiyatro yapma aşkının baş döndürücü güzelliği ile aptallaştırıcı büyüsüne ayna tutan “Bir Baba Hamlet”’te, Şevket Çoruh ve Murat Akkoyunlu birlikte rol alıyor.

Kalaslarından dekor, heveslerinden oyun yapmak üzere yola çıkmış iki cüretkar oyuncu, kendilerine kurban olarak Shakespeare’in başyapıtı “Hamlet”i seçmişlerdir. Cansiparane bir cesaretle seyircinin önünde buna yeltenirler, ama kısa sürede temsil “can havli”ne dönüşür.

Biri, oyunculuk için istediği ortamı bulamadığı anlaşılan Shakespeare uzmanı gibi davranan yarım porsiyon aktör; diğeri de şarkı söyleme hevesiyle sürekli müzikallerden dem vuran bir şaşkın… Eli yüzü düzgün, başı sonu belli, dört başı mamur, babalar gibi bir Hamlet düşlerlerken, ortaya çıkan kepazelik “Bir Baba Hamlet”e döner. “Ha unutmadan, çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda!”

Oyun 25,26, ve 27 Mayıs, 3, 9 ve 10 Haziran tarihlerinde Baba Sahne’de izlenebilir.

 

Recep Bilginer’in “Yunus Emre” adlı oyunu İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda

 

Recep Bilginer’in “Yunus Emre” adlı oyunu İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmeye başlandı.

Zafer Kayaokay  tarafından sahneye konan oyunun konusu şöyle:

13. yüzyılda Anadolu herkesin yutmak istediği bir lokma gibidir. Bir yandan Bizans, bir yandan Moğollar, bir yandan Anadolu Selçuklu Devleti’nin iç kargaşası nedeniyle halk aç, yoksul, sefil ve yorgundur.
Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli bir ak güvercin donunda konar Anadolu toprağına. Biriliği kurmak, kurmak ve korumak, bu coğrafyanın bütünlüğü için Allah sevgisini yaymak, bilim ve sanatı tesis etmek, insan sevgisini mutlak kılmak için.
Bu sevgi insandan Allah’a, Allah’tan insana uzanan uzun bir yoldur. Yunus ise bu yolun sözü, özü, yol göstereni, Allah aşkının ta kendisidir. İnsandan yola çıkar. İnsanda Tanrı’yı, Tanrı’da insanı arar.

“Yunus Emre” 12 Nisan’dan itibaren Cevahir Sahneleri’nde izlenebilir.

 

Afife Tiyatro Ödülleri Adayları Açıklandı

 

Afife Tiyatro Ödülleri 2017 adayları açıklandı.

Telif hakları ajansımız tarafından sağlanan birçok oyun aday gösterildi.

Nefesinizi Nasıl Tutarsınız / DOT; yılın en başarılı prodüksiyonu, yılın en başarılı yönetmeni (Murat Daltaban), yılın en başarılı kadın oyuncusu (Gizem Güçlü), yılın en başarılı yardımcı erkek oyuncusu (Köksal Engür), yılın en başarılı yardımcı kadın oyuncusu (Esra Ruşan),  yılın en başarılı sahne tasarımı (Murat Daltaban), yılın en başarılı sahne müziği (Oğuz Kaplangı), yılın en başarılı ışık tasarımı (Cem Yılmazer) olmak üzere 8 dalda aday gösterildi.

Gülünç Karanlık / Bakırköy Belediye Tiyatroları; yılın en başarılı prodüksiyonu, yılın en başarılı yönetmeni (Nurkan Erpulat), yılın en başarılı erkek oyuncusu (Alican Yücesoy), yılın en başarılı kadın oyuncusu (Elif Ürse), yılın en başarılı yardımcı erkek oyuncusu (Erol Ozan Ayhan), yılın en başarılı yardımcı kadın oyuncusu (Yelda Baskın),  yılın en başarılı sahne tasarımı (Cem Yılmazer), yılın en başarılı giysi tasarımı (Tomris Kuzu), yılın en başarılı ışık tasarımı (Cem Yılmazer)  olmak üzere 8 dalda aday gösterildi.

Godot’yu Beklerken / Stüdyo Oyuncuları; yılın en başarılı prodüksiyonu, yılın en başarılı yönetmeni (Şahika Tekand), yılın en başarılı erkek oyuncusu (Cem Bender), yılın en başarılı yardımcı erkek oyuncusu (Yiğit Özşener ve Onur Berk Aslanoğlu), yılın en başarılı sahne tasarımı (Esat Tekand), yılın en başarılı ışık tasarımı (Şahika Tekand) olmak üzere 6 dalda 7 adaylık aldı.

Yen / CRAFT; yılın en başarılı prodüksiyonu, yılın en başarılı yönetmeni (Çağ Çalışkur), yılın en başarılı erkek oyuncusu (Bora Akkaş), yılın en başarılı yardımcı kadın oyuncusu (Neslihan Yeldan), yılın en başarılı genç kuşak sanatçısı (Berker Güven ve İdil Sivritepe) olmak üzere 4 dalda 5 adaylık aldı.

Karıncalar – Bir Savaş Vardı / İBB Şehir Tiyatroları, yılın en başarılı erkek oyuncusu (Mert Turak), yılın en başarılı sahne tasarımı (Eylül Gürcan), yılın en başarılı sahne müziği  (Tolga Çebi), yılın en başarılı ışık tasarımı (Mahmut Özdemir) olmak üzere 4 dalda aday gösterildi.

Akciğer / Tiyatro.in; yılın en başarılı yönetmeni (Mehmet Birkiye),  yılın en başarılı kadın oyuncusu (Nergis Öztürk), dallarında 2 adaylık aldı.

Joko’nun Doğum Günü / Yolcu Tiyatro; yılın en başarılı yardımcı erkek oyuncusu (Cenk Dost Verdi), yılın en başarılı giysi tasarımı (Makbule Mercan) dallarında 2 adaylık aldı.

Tüy kalemler / Tatbikat Sahnesi; yılın en başarılı giysi tasarımı (Aslı Filinta) ve yılın en başarılı ışık tasarımı (Mustafa Bal) dallarında 2 adaylık aldı.

Yutmak / CRAFT; yılın en başarılı kadın oyuncusu (Merve Dizdar) dalında aday gösterildi.

Hedwig ve Angry Inch / Kazan Dairesi; yılın en başarılı yardımcı kadın oyuncusu (Ayşe Günyüz) dalında aday gösterildi.

Kundakçı / Oyun Atölyesi; yılın en başarılı sahne müziği (Çağrı Beklen)  dalında aday gösterildi.

İstila / B Planı; yılın en başarılı genç kuşak sanatçısı (Efe Tunçer) dalında aday gösterildi.

 

Sam Steiner’den “Limon Limon Limon Limon Limon” Dot’un 7 Serisinin ikinci oyunu

 

DOT bu tiyatro mevsiminde başlattığı, günümüz sorunlarını tartışan, metne ve performansa odaklanan, akşam yedide perdesini açan bir saatlik oyunlar dizisi “7 Serisi” nin ikinci oyunu olarak Sam Steiner’in “Limon Limon Limon Limon Limon” adlı oyunu sahnelemeye başlıyor.

Melisa Kesmez tarafından Türkçe’ye çevrilen oyunu Mert Öner yönetiyor, Esra Ruşan ve Serhat Parıl oyunda rol alan sanatçılar.

 

Peter Shaffer’in “Karanlıkta Komedi” adlı oyunu Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda perdelerini açıyor

 

Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen Peter Shaffer’in “Karanlıkta Komedi” adlı oyunu Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda 30 Mart’ta yapacağı gala ile perdelerini açıyor.

Bohem bir heykeltraş olan Brindsley hayatını değiştirecek bir fırsat yakalar. Ülkenin en zengin kolleksiyoncusu George Bumberger, eserlerini görmek için akşam evine gelecektir. Nişanlısı Carol ise bu durumu kendi açısından fırsata çevirerek, babası Albay Melkett’ i aynı akşam Brindsley’in evine davet eder. Ancak Carol, Brindsley’in eski eşyalarla dolu evinde bu iki önemli konuğu ağırlamak istemez ve Brindsley’in eşyalarıyla komşusu Harold’un eşyalarını gizlice değiştirirler. Ana sigortanın bir anda atmasıyla kesilen elektrikler, üst üste gelen davetsiz misafirler, ansızın çıkagelen eski sevgili Clea ve gizlice alınmış eşyaların vakitsiz gelen Harold’dan saklanarak zifiri karanlıkta geri götürülme telaşı… Üst üste gelen bu içinden çıkılmaz durumlarla Brindsley başa çıkabilecek mi? Başından sonuna kadar yaşanan sakarlıklar, yanlış anlaşılmalar ve korkuların doruğa çıktığı karanlığın komedisi Karanlıkta Komedi oyununda, aydınlıkta saklanan kişilikler karanlıkta açığa çıkıyor.

 

David Hare’in “Blu” adlı oyunu Meltem Cumbul’un rejisiyle Toy İstanbul’da

 

Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen İngiliz yazar David Hare’in Blu adlı oyunugenç ve yetenekli bir ekip tarafından Meltem Cumbul’un rejisiyle sahnelenmeye başlıyor. Oyunun müziklerini Nurkan Renda ve Zigan Aldi bestelerken, ışık tasarımını Ayşe Ayter, kostüm tasarımını ise Hakan Bahar üstleniyor.

+18 sahnelenecek oyunun kadrosunu Elçin Afacan, Serkan Rutkay Ayıköz, Nazlı Benan Özkaya, Can Remzi Ergen, Ayşe Özköylü, Barbaros Ergün, Dilhan Naz Özgülüş, Zehra Bilgin, Emre Yetim, Peral Filiz, Gamze Dar ve Ozan Erdönmez oluşturuyor.

14 Ocak 20.30’da ilk kez sahnelecek Blu, her hafta Cumartesi 20.30’da ve Pazar 19.00’da Toy İstanbul’da tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek.

 

Donald Margulies’in “Zamanın Durduğu An” adlı oyunu Tiyatro Fora’da

 

Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen, Pulitzer Ödüllü ünlü oyun yazarı Donald Margulies’in  “Zamanın Durduğu An” adlı oyunu Tiyatro Fora’da perdelerini açıyor. İlk oyun 20 Aralık Salı günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde. Tufan Karabulut’un sahneye koyduğu oyunda Burcu Alp, Tufan Karabulut, Arda Kavaklıoğlu ve Gümeç Alpay rol alıyorlar.

“Zamanın Durduğu An” Ortadoğu’daki savaşın ve terör olaylarının dehşetini belgeleyen gazeteci bir çiftin hayatını mercek altına alıyor.

Kısa süre önce, Irak’ta yol kenarına yerleştirilen bir bombanın patlamasıyla ciddi biçimde yaralanan foto muhabiri Sarah, bir süre tedavi gördükten sonra hastaneden taburcu edilmiştir. Bir yandan aldığı fiziksel yaralarla başa çıkmak, bir yandan da geride bıraktığı hayatının üzerindeki duygusal izlerini silmek için çaba sarf etmektedir.

Tehlikeli koşullarda yaşamaya alışık iki kişi için normal bir hayat sürdürmek mümkün müdür? Gizlenmiş ihanetler ve farklı fikirler arasında bir hayatın geleceği olabilir mi?

 

Sam Bobrick’in “İki Bekar” adlı oyunu Duru Tiyatro’da

 

Duru Tiyatro Sam Bobrick’in, Ekin Tunçay Turan tarafından Türkçe’ye çevirlen “İki Bekar” adlı oyununu sahneliyor.

Emre Kınay ve Evrim Alasya’nın rol aldığı oyunun rejisi de Emre Kınay’a ait.

Yalnız bir kadın olan Shanette ile, yine yalnız bir adam olan Jack, ortak arkadaşlarının isteği  üzerine bir düğün yemeğinde bir araya gelirler… İlerleyen dakikalarda Jack yeni tanıdığı Shanette’ in sözlerinden ve davranışlarından rahatsızlık duymaya başlar ve bu tatsız başlangıç, gecenin sonunda Jack’ in çareyi bu tuhaf kadından kaçmasıyla son bulur… Bir tesadüf sonucu tekrar karşılaşan ikili, Shanette’ in ısrarcı tutumu sonucunda kavgalı, gürültülü, tuhaf, komik bir ilişki yaşamaya başlar… Shanette’ in eski arkadaşı çatlak Ernie’ nin kendisini kıskanıp öldürmesinden korkan Jack, Shanette’ in de çılgınlıklarına dayanamaz ve ondan ayrılır. Bu arada Shanette, Jack’ e gerçekten âşık olmuştur, tekrar bir araya gelmek için türlü numaralar yapar. Bu sırada Jack’ in başına da gelmeyen kalmaz. Sonunda Shanette, Jack’ in kendisini istemediğini düşünerek ülkeden ayrılır… İki yıl sonra Paris’ te yine tesadüfen karşılaşırlar. Shanette artık daha olgunlaşmış biridir, Jack’ i de unutamamıştır. Jack de başlangıçta Shanette’ e itiraf edemese bile onun gibi birini bulamamış ve tüm çılgınlıklarına rağmen onsuz yapamayacağını anlamıştır. İkili her şeye rağmen tekrar birlikte olmaya karar verir.

 

Tiyatro.iN “Akciğer” ile Moda Sahnesi’nde

 

Duncan MacMillan’ın “Akciğer” adlı oyunu Tiyatro.iN tarafından Moda Sahnesi’nde sahneleniyor. Oyunu Türkçe’ye Barış Arman çevirdi, Mehmet Birkiye sahneye koydu.

Ölümü yenmenin bir yolu da- belki de şimdilik bildiğimiz tek yol- neslin devamını sağlamak değil midir? Bizden sonra devam edecek dünyaya, bizden bir parça bırakmak. O parçada bizi biz yapan şeylerden hiç değilse birazının bu dünyada kalmaya devam edeceğine inanmak.

Ben çocuğumda yaşayacağım! Ve dünyada kalmaya devam edeceğim. Belki de sırf bu yüzden -bilincine varmadan- çocuklarımızı, bize benzemesi, bizim gibi davranması için bu kadar zorluyoruz. Gelecek dünyada onlarda var olmayı garanti altına almak için.

Peki ya bu gelecek dünyanın, bizim yaşam süremiz içinde yok olacağına dair bir kuşkumuz oluşursa. Hadi daha somut söyleyelim; iklim değişikliğinin insan hayatını bizim yaşam sürecimiz içinde yok edebileceği ihtimalinin çok ciddi bir olasılık olduğunu öğrenirsek, yine de çocuk yapar mıyız? Yapmaya kalkarsak bunu nasıl rasyonelize ederiz? Nasıl akla uydururuz? Ya da yapmamaya karar verirsek, milyonlarca senelik bu dürtüye nasıl karşı koyarız?

Bu karşıtlık Akciğer ’de; bir gerçeği görmek ve görmezden gelmek arasında bir ileri, bir geri gidip gelen çaresiz bir çifte kara komedinin kumaşını dokuyor. Akciğer; iklim değişikliği eşiğinde ki bir dünyada, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan insanoğlunun bu sorusunu, ironik bir klişe ile soruyor; “Çocuk yapmalı mı yapmamalı mı? İşte bütün mesele bu?”

Bu soru, bir çiftin içine düştüğü boşluğu ima eden boş bir alanda, delicesine dönüp duruyor. Sorunun sorulduğu ana sıkışmış bu çift, bu sorunun olası binlerce cevabının yarattığı karmaşa ile bir kaosa doğru hızla ilerliyor. Ve bu kaos giderek oyunun kendi zamanını ve mekanını inşa ettiği bir yapıya, bir düzene doğru evriliyor.

Akciğer 2016-2017 sezonu boyunca moda sahnesinde sergilenecek.

 

“Şahane Züğürtler” İBB Şehir Tiyatroları’nda

 

Jacques Deval’in “Şahane Züğürtler” adlı oyunu İBB Şehir Tiyatroları’nda perdelerini açtı.  Asude Zeybekoğlu tarafından Türkçe’ye çevrilen oyunu Haldun Dormen sahneye koydu.

Rusya’daki devrimden sonra pek çok Rus asilzadesi batı ülkelerine kaçtı. Ouratieff çifti de bu ailelerden biridir. Çar’a ait yüklüce bir serveti de beraberinde getiren çift bu paraya dokunmaz, çeşitli evlerde hizmetçilik ve uşaklık yaparak hayatlarını sürdürmeye devam ederler. Ancak bu parada herkesin gözü vardır ve Ouratieff çifti parayı korumak için büyük bir gayret içindedir. Neticede, çok büyük bir servete hükmetmekle beraber yoksul bir hayat yaşayan çiftin başına akılalmaz olaylar gelir. Fransız bulvar tiyatrosunun öncülerinden aktör, yazar ve yönetmen Jacques Deval’in 1933’te yazdığı komedi, eğlenceli iki saat geçirmek isteyenler için kaçırılmaz bir fırsat.

 

“Pencere” yeni sezonda da Oyun Atölyesi’nde

 

pencere2Oyun Atölyesi, Türkiye’de telif hakları ajansımız tarafından temsil edilen David Hare’in “Pencere” adlı oyununu yeni sezonda da sahnelemeye devam ediyor.

Haluk Bilginer tarafından dilimize çevrilen oyunu Birkan Uz sahneye koydu. Haluk Bilginer, Esra Bezen Bilgin ve Kürşat Demir oyunda rol alan sanatçılar.

Tom ve Kyra… Farklı dünya görüşleri olan bir kadın ve bir adam… İlişkilerinin bitmesinden 3 yıl sonra Tom’un Kyra’yı ziyaret etmeye karar verdiği o soğuk gecede, tüm yargılarından kurtulup yeni bir hayat kurabilecekler mi?