Kitap

 

 

Yabancı Yayınları, Andrea Owen’ın “B*k Gibi Hissetmekten Nasıl Vazgeçilir” adlı kitabını yayımladı

 

Yabancı Yayınları, Andrea Owen’ın “B*k Gibi Hissetmekten Nasıl Vazgeçilir” adlı kitabını Müge Hestbaek’in çevirisiyle yayımladı.

Mutluluk ve başarıya ulaşmayı engelleyen kötü alışkanlıkları bırakmak için yanlış yaptığınız şeyleri dobra dobra anlatan bir rehber.

B*k Gibi Hissetmekten Nasıl Vazgeçilir, kadınların kişisel gelişimi için direkt bir yol çiziyor. En sık yapılan hataları hiç çekinmeden okurların yüzüne vurarak gerçekleri anlatan Andrea Owen, Imposter Sendromu’ndan sivri dilli iç eleştirmeninize ve başkalarını devamlı mutlu etmeye çalışmaya kadar, bu her zaman farkında olunmayan alışkanlıklara dikkat çekiyor. Her bölümde kadınların içinde bulunduğu otopilotu kapatıp hayat kalitelerinin düşmesine sebep olan eylemlerin üstünde bir hâkimiyet sağlamalarına yardımcı oluyor.

“Owens dobra bir şekilde gerçekleri anlatıyor ve hayatınızdaki pisliklerden arınıp içinizdeki güce odaklanmanızı sağlıyor.” —Jen Sincero, You Are A Badass’in çoksatan yazarı

“Andrea Owen yine içtenliğini ve dobralığını konuşturmuş. Zeki ve yetenekli kadınları strese sokan ve beklenti sarhoşluğuyla yaşamalarına neden olan yaygın davranışlara parmak basıyor.” —Christine Hassler, Expectation Hangover’ın yazarı

“Kitabı okurken sürekli başımı sallayarak onayladığımı ve kitabın içindeki ‘komplikasyonlar’dan bazılarına benim de sahip olduğumu fark ettim. Bu sorunların bir çözümü olduğunu öğrendiğimde daha da heyecanlandım. Bu, somut ve yapılması mümkün bir çözüm. B*k Gibi Hissetmekten Nasıl Vazgeçilir’i kadın arkadaşlarıma önermeyi sabırsızlıkla bekliyorum!” —Rachel DeAlto, Flirt Fearlessly: The A to Z Guide to Getting Your Flirt On’un yazarı

“Bu kitabı okuduktan sonra b*k gibi hissetmekten vazgeçtim! Felaket senaryoları yaratmayı bırakmak, hayatınızdaki mutluluk kaynaklarını kabul etmek, hayatı kendi değerlerinize göre yaşamak istiyorsanız bu kitap tam size göre.” —Dr. Eris Huemer, La Shrinks oyuncusu ve The Break-Up Emergency’nin yazarı

16 Ağustos 2018

 

Yapı Kredi Yayınları, Tarık Dursun K.’nın “Bağışla Onları” adlı romanını yayımladı

 

Yapı Kredi Yayınları, yazarımız Tarık Dursun K.’nın “Bağışla Onları” adlı romanını yayımladı.

Kavgalar, kaygılar, umutlar, yolculuklar, zaferler, aşklar ve yanızlık… Bir tiyatro adamının kişiliğinde, Meşrutiyet yıllarından bugünlere, Türk tiyatrosunun ve sinemasının gerçek insanları, gerçek hikâyeleri: Her geçen gün daha da artan, her yenilginin ardından daha da bilenen bir tutkunun peşinde, zamana, mekâna, sevdaya ve hatta coğrafyaya meydan okuyan bir sahne insanının yaşamı, hatırasını dillendiren dostlarının, meslektaşlarının ve ailesinin serüvenine de ışık tutuyor. Farklı türlerdeki eserleriyle 1950 kuşağının önemli kalemlerinden biri olan Tarık Dursun K., ışıkların henüz yanmadığı ya da biraz önce söndüğü o zaman diliminine götürüyor okurunu; oyunun başladığı yere, sahnenin gerisine.

Sıradanlığı kabul etmeyecekti, hırslıydı, tutkuluydu, düşseverdi. Kendince değil, kendine değil, herkese; eğriyedoğruya, güzele çirkine, gence ihtiyara, kadına erkeğe, okumuşa okumamışa; yeni, bilinmedik, tanınmadık; içine girdiklerinde önce yadırgayacakları ama sonra sonra hoşlanıp mutlaka mutlu olacakları, yeniden biçimlenip yeniden kişiliklenecekleri bir dünya kuracaktı.

9 Ağustos 2018

 

Sebastian Fitzek’in “Noah” adlı romanı Pegasus’tan çıktı

 

Sebastian Fitzek’in “Noah” adlı romanı Fulya Aydınoğulları’nın çevirisiyle Pegasus’tan çıktı.

İsa doğduğunda gezegenimizde üç yüz milyon insan yaşıyordu. Günümüzde ise bu sayı yedi milyar. Buna dakikada yüz elli altı insan ekleniyor. Peki dünya bu yükü kaldırmaya hazır mı?

Bir adamın hafızası insanlığın kaderini değiştirebilir mi?

Adını bilmiyordu. Nereden geldiği konusunda hiçbir fikri yoktu. Neden Berlin’de olduğunu ya da neden bir metro istasyonunun tünellerinde uyuduğunu bilmiyordu. Sadece avucunda Noah yazılı bir dövme vardı, bu yüzden evsizler ona Noah diyordu. Kimliğine ulaşma çabası ise tam bir kâbusa dönecekti.

Aynı anda Manila’da yeni bir grip salgını global boyutlara ulaşmakta ve on binlerce kişinin hayatına mal olmaktaydı. Gölgelerde ise radikal bir grup dünyanın kaderini değiştirecek bir planı gerçekleştirmeye hazırdı ve insanlığı kurtaracak anahtar kim olduğunu bile hatırlamayan Noah’nın elindeydi.

8 Ağustos 2018

 

“Kürk Mantolu Madonna”nın İsveççesi Eylül ayında yayımlanıyor

 

Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri “Kürk Mantolu Madonna”nın İsveççesi Albert Bonniers Förlag adlı yayınevi tarafından Eylül ayı başında yayımlanıyor.

“Kürk Mantolu Madonna” daha önce Almanya ve İsviçre’de Almanca , Fransa’da Fransızca, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde İngilizce, İtalya’da İtalyanca, Rusya’da Rusça, İspanya’da İspanyolca, Hollanda’da Felemenkçe, Norveç’te Norveççe, Polonya’da Lehçe, Hırvatistan’da Hırvatça, Bosna-Hersek’te Boşnakça, Makedonya’da Arnavutça, Sırbistan’da Sırpça, Gürcistan’da Gürcüce, Moğolistan’da Moğolca, Mısır ve Suudi Arabistan’da Arapça yayımlanmıştı.

8 Ağustos 2018

 

Vedat Türkali’nin “Eski Filmler – Senaryolar” adlı kitabı Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı

 

Vedat Türkali’nin “Eski Filmler – Senaryolar” adlı kitabı Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

“Ertesi günü senaryoyu getirdi Türkân (Şoray); bana teksle ilgili öyle sorular yöneltti ki, gerçekten şaşırdım. Okuduğu bir şeyin sorulacak yerlerini bulup çıkarmak, okurun yeteneğini belirten önemli bir ölçüdür. Kuşkuya düştüm. On altı yaşındaki bu kız, birine okutmuş, ondan öğrenmişti soracağı yerleri, sorma biçimini. Üsteledim, soruşturdum biraz; belli ki kendi çalışmıştı senaryo üstünde. Bir gecede, nerde, kime okutacaktı Fatih’te bir zemin katında anasıyla kalan bu fukara kızcağız?… Otobüs Yolcuları filmi, başta yönetmen Ertem Göreç olmak üzere, hepimiz gibi, genç Türkân Şoray’ın da başarı filmi oldu.”
“Sinemada zaman, film şeridinin makine önünde kayması gibi akıp gider. Bir filmin yapımından önce, günleri, geceleri kaplayan ne coşkulu konuşmalar, ne tatlı söyleşiler yaşanır.”

“Sanatta her yeni atılımı, denemeyi ilgiyle anlamaya, doğru değerlendirmeye, en azından hoşgörüyle karşılamaya çalışmaktan yanayım öteden beri.”

“Eski filmler sözü, kimi küçümsemeyi, kimi özlemi verir… Bıraktıklarımızın, Türk Sineması’nın geçmişiyle ilgilenenler için güvenilir belge niteliği taşıması gerekliliğine inanıyorum.”

“Dört senaryo var bu kitapta: Otobüs Yolcuları, Karanlıkta Uyananlar, Umutsuz Şafaklar, Bedrana. Üçüncü senaryonun apayrı bir serüveni oldu: Çalındı, bir şirketçe Batsın Bu Dünya adıyla film yapıldı.”
Vedat Türkali

27 Temmuz 2018

 

Sebastian Fitzek’in “Yolcu 23” adlı romanı Pegasus’tan çıktı

 

Sebastian Fitzek’in “Yolcu 23” adlı romanı Anıl Alacaoğlu’nun çevirisiyle Pegasus’tan çıktı.

Her yıl onlarca kişi gemilerde kayboluyor.
Üstelik arkalarında bir iz bile bırakmadan.
Onlar Yolcu 23’ler.
Bu da onların hikâyesi.

Burada kim olduğunuzun, kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok.
Eğer çok kötü bir şey yaptıysanız sıradaki Yolcu 23 siz olabilirsiniz.
Gemiye hoş geldiniz.
Polis ve psikolog olan Martin Schwartz, beş yıl önce karısını ve oğlunu kaybetmiştir. Bu üzücü olay, onların Sultan of the Seas adlı yolcu gemisindeki seyahatlerinde gerçekleşmiş ancak kimse Martin’in ailesinin ölümü hakkında ona net bilgi verememiştir.

Hayatındaki en önemli insanları kaybettikten sonra Martin büyük bir psikolojik yıkıma uğrar. Gizli polis olarak çalıştığı her davaya gözü kara bir şekilde dalıp kendini uyuşturmaya, acısını bir nebze de olsa unutmaya çalışır. Ummadığı bir anda, kendisini gerilim yazarı olarak tanıtan yaşlı bir kadından telefon alır. Kadın ona Sultan of the Seas gemisine mutlaka binmesi gerektiğini, orada ailesinin başına gelenleri aydınlatacak ipuçlarının olduğunu söyler. Aslında Martin o gemiye binip acı dolu geçmişiyle yüzleşmekten korksa da merakına yenik düşer ve yine aynı gemide kaybolmuş küçük bir kızın, elinde kendi oğluna ait bir oyuncak ayıyla ortaya çıktığını öğrenir.

18 Temmuz 2018

 

James Gleick’in “Zaman Yolculuğu : Geçmiş, Şimdi ve Geleceğin Kısa Tarihi” adlı kitabı Koç Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı

James Gleick’in “Zaman Yolculuğu : Geçmiş, Şimdi ve Geleceğin Kısa Tarihi” adlı kitabı Aylin Onacak’ın çevirisiyle Koç Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı

Zamanda yolculuk mümkün mü? Bu yolculuğu neden arzularız? Bütün olası dünyalar içinde en iyisi bu mu? Geçmiş değiştirilebilir mi? Sonuç, sebebi etkileyebilir mi?

Tüm zamanların en iyi bilim yazarlarından biri olarak kabul edilen James Gleick’ın Zaman Yolculuğu, hem bir fantezinin edebiyattan fiziğe, sinemadan gündelik hayatımıza uzanan olgunlaşma yolculuğunun öyküsünü anlatıyor, hem de Zaman’ın anlamına, dolayısıyla bilince, belleğe, yaşama ve ölüme dair yepyeni bir dil yaratıyor. Geçmiş, gelecek ve şimdi, uzayzaman sürekliliğinin dördüncü boyutunda yer alan bu yeni Zaman dilinde tek ve aynı noktada buluşuyor.

Bir zamanlar hayal gücünün kıvılcımıyla başlayan zamanda yolculuk ise sanal dünya vatandaşı 21. yüzyıl insanları için artık uzak değil. Ne var ki “sonsuzluk artık eskisi gibi değil, cennetimiz eskisi kadar güzel değil” diyor Gleick. Yine de bazı sorular değişmiyor: Bir zaman makineniz olsaydı, geçmişe gidip Hitler’i öldürür müydünüz?

13 Temmuz 2018

 

Everest Yayınları, Sam Shepard’ın “Motel Günlükleri” adlı kitabını yayımladı

Everest Yayınları, Türkiye telif hakları ajansımız tarafından yönetilen Sam Shepard’ın “Motel Günlükleri” adlı kitabını Ülker İnce’nin çevirisiyle yayımladı.

Bütün gün kamera arabasının arkasında motosiklet sürdü. Aradaki uzaklığı hep aynı tutmaya çalışıyordu. Kameranın odağının dışına çıkmıyordu hiç. İnanılmaz yüksekliklerden inen, ufka bıçak gibi saplanan geniş ışın kuşakları vardı, İtalyanların dinsel tablolarındaki gibi. Yaptığı işe kafasını vermeye çalışıyordu. Çekilen bu sahne neyle ilgiliydi acaba? Filmin hangi bölümüydü. Onu öldürmeye mi gidiyordu motosikletle? Yani Baş Oyuncuyu? Filmdeki kişiyi? Kadını?”

Modern Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden, Vahşi Batı, Aç Sınıfın Lâneti gibi klasikleşmiş oyunların yazarı, öykücü, oyuncu, yönetmen Sam Shepard’ın en önemli eserlerinden biri olan Motel Günlükleri, kısa öyküler, notlar, şiirler, günlük parçaları ve fotoğraflardan oluşan ayrıksı yapısıyla sıradışı bir kitap.

Shepard’ın Illinois’daki doğumunu, Güney Kaliforniya’nın kırsal bölgelerinde geçen çocukluğunu, çiftçi, garson, rock müzisyeni, tiyatrocu, film oyuncusu olarak yaşamın derinliklerine yaptığı yolculukları, anı parçacıklarını yaşamöyküsel tefekkürle birleştirerek dile getirdiği; çocukluk keşiflerine, filmler ve arabalarla geçen gençliğine, Amerikan yaşamına, derin Batı’ya ilişkin çarpıcı, keskin imgeler, hayaller ve fanteziler sunduğu, geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelen anlatı, bu niteliğiyle, yazarın tüm yapıtına da ışık tutuyor.

Sam Shepard’ın, kaleme aldığı senaryosuyla, 1984 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazandığı, Wim Wenders’in Paris-Texas filmine de kaynaklık eden Motel Günlükleri, hızlı, parçalı yapısıyla adeta hızlandırılmış bir film etkisi yaratıyor.

11 Temmuz 2018

KaraKarga Yayınları, Turgut Yasalar’ın “Ben Bir Dâhiyim Ama Henüz İlk Filmimi Çekmedim” adlı kitabını yayımladı

 

KaraKarga Yayınları, ajansımız tarafından temsil edilen yazar Turgut Yasalar’ın “Ben Bir Dâhiyim Ama Henüz İlk Filmimi Çekmedim” adlı kitabını yayımladı.

Herkesin film yapma hayali, bahaneleri bir kenara bırakıp harekete geçenlerin cesaretleriyle, emekleriyle, dayanışmalarıyla gerçeğe dönüştü. Ceplerinde beş kuruş yokken, milyon dolarlık filmler çektiler. Ödünç malzemeler, kobaylıktan elde edilen cüzi gelirler, boğaz tokluğuna toplanan ekipler, korsan çekimler, ödüllü çoğu filmin gerçekliğiydi. Bir film çekmeyi aşkla, tutkuyla isteyenlerin neler yapabileceğini, kapıların onlar için ardı ardına nasıl açılabileceğini belki de en güzel ifadeyle özetliyor Turgut Yasalar; “yokluğun estetiği”. Elinizdeki, yalnızca henüz ilk filmini çekmemiş genç yönetmenler için değil, hayalinin peşine düşmeye çekinen herkes için yüreklendirici bir çalışma.

28 Haziran 2018

Mithat Cemal Kuntay’ın “Fatih ve Fetih : Fatih Sultan Mehmet” adlı kitabı Alfa Yayınları’ndan çıktı

 

Telif hakları yönetimi ajansımız tarafından yapılan Mithat Cemal Kuntay’ın “Fatih ve Fetih : Fatih Sultan Mehmet” adlı kitabı Alfa Yayınları’ndan çıktı.

Fatih ve Fetih: Fatih Sultan Mehmet, Mithat Cemal’in 1953 yılında, İstanbul’un fethinin 500. yıldönümü kutlamaları vesilesiyle Son Posta gazetesinde tefrika edilen eseri olup sağlığında kitaplaştırılmamıştır.

Karşılaştırmalı tarihçiliğin en güzel örneklerinden biri olan elinizdeki bu eserde Mithat Cemal, İstanbul’un fethinin bilinen ve bilinmeyen yönlerini mercek altına alıyor. Eserde, İstanbul’un fethine dair yerli kaynaklardan Tursun Bey, Evliya Çelebi ve Tâcüttevârih yazarı Hoca Sadeddin, Namık Kemal, yabancı kaynaklardan ise başta Hammer olmak üzere Rus tarihçi Vasiliyev, İngiliz tarihçi Gibbon, Fransız yazar Gustave Schlumberger ve Bizans tarihçilerinden Ducas gibi yazarları ve eserlerini kritik eden Mithat Cemal, onların yaptıkları hataları da gözler önüne seriyor.

16 Haziran 2018

Kürk Mantolu Madonna Macarca yayımlandı

 

Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” adlı eseri ajansımız aracılığıyla, Európa Könyvkiadó  adlı yayınevi tarafından Edit Tasnádi’nin çevirisiyle Macarca yayımlandı.

Daha önce Almanya ve İsviçre’de Almanca , Fransa’da Fransızca, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde İngilizce, İtalya’da İtalyanca, Rusya’da Rusça, İspanya’da İspanyolca, Hollanda’da Felemenkçe, Norveç’te Norveççe, Polonya’da Lehçe, Hırvatistan’da Hırvatça, Bosna-Hersek’te Boşnakça, Makedonya’da Arnavutça, Sırbistan’da Sırpça, Gürcistan’da Gürcüce, Moğolistan’da Moğolca, Mısır ve Suudi Arabistan’da Arapça ve Pakistan’da Urduca yayımlanan eser bu yıl içinde İsveç’te İsveççe de yayımlanacak.

8 Haziran 2018

 

Paloma Yayınevi Dr. Sylvia Tara’nın “Yağın Gizli Yaşamı” adlı kitabını yayımladı

 

Paloma Yayınevi Dr. Sylvia Tara’nın “Yağın Gizli Yaşamı” adlı kitabını yayımladı.

Vücut yağı sadece fazla kilo değildir, o aynı zamanda yaşlanma ve bağışıklıktan ruh hâli ve doğurganlığa kadar her şeyi etkileyen dinamik, akıllı ve kendini idame ettiren bir organdır. Güncel araştırmalar, hiç yağı olmayan bir kızın ve kendini yemekten alamayan genç bir kadının hikâyeleri gibi merak uyandıran vaka çalışmalarıyla yazar, vücudumuzun en yanlış anlaşılmış organının arkasındaki şaşırtıcı bilimi ve onun kendini savunmak için gösterdiği inanılmaz beceriyi ortaya koyuyor. Virüslerin, hormonların, uykunun ve genetiğin yağ üzerindeki beklenmedik etkisini incelerken kilo vermenin gerçek sırrını açıklıyor: Yağınıza karşı değil, onunla birlikte hareket etmek.

“Sylvia Tara’nın ustalıklı bir şekilde gösterdiği gibi, vücut yağı pasif bir kalori deposundan çok daha fazlasıdır. Bu yanlış anlaşılmış ve son derece önemli organla dostluk kurmak için Yağın Gizli Yaşamı’nı okuyun.” — Dr. David S. Ludwig, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Profesör ve New York Times en çok satan kitaplar listesinden Always Hungry? isimli kitabın yazarı

“Vücut yağınızı kolayca yenebilirsiniz ama önce onu anlamalısınız! Doğru yaşam tarzı, yemek ve egzersiz yaklaşımı ile kilo verebilirsiniz ve onu uzak tutabilirsiniz. Bu merak uyandıran ve bilgilendirici başyapıtta bunu nasıl yapacağınızı öğrenin.” — Dr. Michael Dansinger, Tufts Tıp Merkezi’ndeki Diabetes Reversal Program’ın Kurucu Direktörü

“Dr. Sylvia Tara obezitenin gelişimi, önlenmesi ve tedavisi ile ilgili önemli kavramların üzerine eğiliyor. Bu kitap, çok sayıda bilim topluluğunun yanı sıra, yağ ve obeziteyle ilgilenen insanlar için çok ilginç bir okuma olacak. Bu kitabı okurken gerçekten keyif aldım!” — Dr. Carl Lavie, The Obesity Paradox’un yazarı

6 Haziran 2018

 

Yapı Kredi Yayınları, Sabahattin Ali’nin üç romanını tek kitap halinde yayımladı

 

Yapı Kredi Yayınları, Sabahattin Ali’nin  üç romanı, “Kuyucaklı Yusuf”, “İçimizdeki Şeytan” ve “Kürk Mantolu Madonna”yı bir kitapta topladı.

Edebiyatçının “gerçekçi olma mücadelesini vermesi” gerektiğini ileri süren Sabahattin Ali için edebiyatın amacı “insanlarda daha iyiye, daha güzele yükselmek arzusu uyandırmak”tır. Bu görüş doğrultusunda kaleme aldığı ve Türk edebiyatının akışını değiştiren romanlarında, gözlemlediği ve yaşadığı olayların tedirginliklerini, çelişkilerini, insanların bireysel yaşantılarının ardındaki toplumsal sorunları gerçekçi bir üslup ve okuru yakalamayı başaran samimi bir dille anlatır.

KUYUCAKLI YUSUF’ta bir Anadolu kasabasının gelişen ve değişen ekonomik ve toplumsal değerlerle biçimlenen yeni yaşamını, ruhsal yapısını sergilerken İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN’da İkinci Dünya Savaşı öncesinde, üniversite, kültür ve sanat çevrelerindeki farklı siyasal ve toplumsal eğilimleri eleştirir. KÜRK MANTOLU MADONNA’da ise çekingen ve içine kapanık bir genç taşralının, memleketinden uzakta, Almanya’da yaşadığı tutkulu aşk hikâyesini konu edinir.

5 Haziran 2018

Ryan Graudin’in “Kurttan Kurda” adlı romanı Pegasus Yayınları’ndan çıktı

 

Ryan Graudin’in “Kurttan Kurda” adlı romanı Filiz Sarıalioğlu’nun çevirisiyle, Pegasus Yayınları’ndan çıktı

Yıl 1956. Dünyayı Üçüncü Reich ve Japon İmparatorluğu yönetmektedir. Büyük Zaferi anmak için yönettikleri iki kıtayı da kapsayan bir motosiklet yarışı düzenlenir. Ödülse artık halkın arasına karışmayan Adolf Hitler’i, Tokyo’daki Zafer Balosu’nda görebilme şansıdır.

Eski bir toplama kampı tutsağı olan Yael çok fazla acıya tanık olmuştur ve kaybettiği sevdiklerini her zaman hatırlamak için koluna beş kurt dövmesi yaptırmıştır. Direniş ona tek bir görev verir: Yarışı kazan ve Hitler’i öldür. Görünüşünü değiştirebilme yeteneğiyle Yael, önceki senenin tek kadın yarışmacısı Adele Wolfe’nin yerini almalıdır. Yael diğer yarışmacılarla yakınlaştıkça kimliğini koruması ve görevine sadık kalması için gerektiği kadar acımasız olabilecek mi?

1 Haziran 2018

KaraKarga Yayınları Barış Pirhasan’ın yeni şiir kitabı “Ölümden Sonra Aşk”ı ve “Bütün Şiirleri”ni yayımladı

 

KaraKarga Yayınları, yazarımız Barış Pirhasan’ın yeni şiir kitabı “Ölümden Sonra Aşk”ı ve “Bütün Şiirler”ini yayımladı.

Ölümden Sonra Aşk

Umut, babadan kalan ağır miras; eğip bükmeden, kırıp dökmeden taşınacak. Gazi, Yenibosna, Berlin, Cohen, Sırrı Süreyya, Berkin… Tarihin kaldırımından yola fırlamış ne kadar romantik, delikanlı çocuk varsa, onların aşkına umut taşınacak.

Ölümden Sonra Aşk, acısıyla ve güzelliğiyle yayılmacı. Barış Pirhasan terk ediyor, özlüyor, unuttukça hatırlıyor, korkuyor, bıkıyor, kavuşuyor ve insanı şiir yazmaya özendiren bir mana trafiğine çıkarıyor.

Bütün Şiirleri

Barış Pirhasan’ın 1985-2012 yılları arasında yazdığı tüm şiirleri bu kitapta toplandı.

Durmadan koşan, durduğunda bile giden ve en huzurlu anında bile kıpırtılı şiirler bunlar.

Hâlin, hareketin, oluşun zarif tariflerini vermiyor; gelişigüzel, alışılmış, sığ ve süslü ne varsa, onun röntgenini çekiyor. Şair bir yandan kendini de dikizliyor.

Aşk ve kedi, Amerika ve hastanedeki melekler, kırmızı tarihten sallanan beyaz mendiller, coşkulu bir ritimle birbirine karışıyor…

– Aşkla Kedi Arasındaki Yedi Benzerlik (2012)
– Babam Benden Hiçbir Şey Anlamıyor (1995)
– Tarih Kötüdür / İmzasız El Yazıları (1985)

29 Mayıs 2018

Altın Kitaplar Dr. Michael Greger’in “Ölmek Ya Da Ölmemek” adlı uluslararası bestseller kitabını yayımladı

 

Altın Kitaplar Dr. Michael Greger’in Gene Stone ile birlikte kaleme aldığı “Ölmek Ya Da Ölmemek” adlı uluslararası bestseller kitabını yayımladı.

Ailenizde prostat kanseri öyküsü mü var? O süt bardağını bırakın ve diyetinize olabildiğince keten tohumunu ekleyin. Karaciğer hastalığıyla mı savaşıyorsunuz? Kahve içmek karaciğer enflamasyonunuzu azaltabilir.
Meme kanseriyle mi mücadele ediyorsunuz? Soya tüketmek daha uzun süre hayatta kalmakla ilişkilendiriliyor.
Kalp hastalığından mı endişelisiniz? Hastalığı önlemekle kalmayıp durdurabildiği de defalarca ortaya konulan işlenmemiş bitkisel temelli bir diyete geçin.

Erken ölümün başlıca on beş nedeni —kalp hastalığı, kanser, diyabet, Parkinson, yüksek tansiyon ve diğerleri— her yıl milyonlarca insanın hayatına kastediyor. Böyle olmak zorunda değil. Dr. Greger’ın tümü güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen önerilerini takip ederek bu hastalıkları önleyebilirsiniz! Tamamen kullanışlı, uygulanabilir öneriler ve beslenme biliminin en yeni, en şaşırtıcı verileriyle dolu bu reçete uzun, sağlıklı bir hayat sürmek için tam ihtiyacımız olan şey.

“Bu kitap, hastalıklardan korunmak isteyenlere yardımcı olacaktır.” —Dalai Lama

“Dr. Michael Greger bu kitapta, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için gerekli olan faydalı yiyeceklerin rolünü tüm berraklığıyla gözler önüne seriyor.” —Daily Mail

23 Mayıs 2018

İllüstratör Soosh’un “Babam Yanımdayken” adlı kitabı Redhouse Kidz Çocuk Kitapları tarafından yayımlandı

 

İllüstratör Soosh’un “Babam Yanımdayken” adlı kitabı Redhouse Kidz Çocuk Kitapları tarafından yayımlandı.

Kocaman resmedilmiş bir baba ve onun yanında minicik bir kız… Babam Yanımdayken’de bu baba-kızın hayatlarından sıcacık kesitler sunuluyor. Birlikte yemek hazırlamak, kitap okumak, sarılıp uyumak gibi en özel anlar, öykü boyunca suluboya çizimlerle resmediliyor. Babaların çocuklarının hayatlarında oynadıkları birçok farklı rol, bu sahnelerde yalın ve dokunaklı bir üslupla anlatılıyor.

Babam Yanımdayken, yaptığı baba-kız çizimleriyle kısa sürede üne kavuşan, sosyal medya fenomeni Soosh’un ilk kitabı. Babalar ve çocukları arasındaki o sıcacık ilişki, bu kitapta Soosh’un bakmaya doyamayacağınız çizimleri eşliğinde anlatılıyor.

22 Mayıs 2018

Everest Yayınları Adalet Ağaoğlu’nun “Başka Karşılaşmalar” adlı kitabını yayımladı

 

Everest Yayınları, yazarımız Adalet Ağaoğlu’nun “Başka Karşılaşmalar” adlı kitabını yayımladı.

Yazma meselesini sürekli sorgulayan her yazar, hele durağanlığın bittiği, yerin yerinden oynadığı şu dünyada, elbette birtakım sıçramalar yapacaktır. Artık yazının bir değeri kalıp kalmadığını da sorgulayabiliriz. Ama şu aşamada, yazı sürdükçe demek istiyorum, bir evin bir köşesinde ‘huzur içinde bunamaya terkedilmek’e boyun eğemiyorum. İçinde yaşadığım zaman çok karmaşık, kaotik. Bu durumda nasıl huzur içinde ölebilirim ki?

Başka Karşılaşmalar, Adalet Ağaoğlu’nun deneme, değini ve söyleşilerinden oluşan bir derleme. Karşılaşmalar’da olduğu gibi, yazar yine okurunu karşılıyor bu kitapta. Ancak bu kez başka kentlerde “karşılaşıyor”, müzeleri ve sergileri geziyor, radyo ve tiyatro kulislerinden geçiyor, sinemaya uğruyor, çeşitli objelere dokunuyor. Başka Karşılaşmalar’da Ağaoğlu, başka karşı duruşlar sergiliyor.

18 Mayıs 2018

Şükran Kozalı’nın “Eğreti Gelinler” adlı eserinin yeni baskısı Mona Kitap’tan çıktı

 

Ajansımıza bağlı yazarlardan Şükran Kozalı’nın “Eğreti Gelinler” adlı eserinin yeni baskısı Mona Kitap’tan çıktı.

Denizli’den başka hiçbir yerde yaşanmamış olan “eğreti gelin” geleneğini el altından yürüten zengin aileler, ergen oğullarını kadın bedeniyle tanıştırıp evliliğe hazırlarken, kendi evlerinde özel döşeli bir oda açıyorlardı. Bedenlerini karın tokluğuna delikanlılarına sunan bu kadınlar, eğreti gelinlikleri süresince yol yordam öğrenip bilgilenip, sahte bir mutlulukla yetinmek zorunda kalıyorlardı. Kozalarını delip kelebek olmak isterlerse de, kızgın buhara sokulup canlanmaları önleniyor: Eline bohçasıyla yüreği tutuşturulan eğreti geline, “Bu evde işin bitti!” deniliyordu. Evsiz barksız kaldığında bir zamanlar gelinlik yaptığı tutkulu erkekler bazen onları korumaları altına alsa da geçmişleri hep keskin ve kırıcıydı… Aşkları ise büyülü ve kalıcı…

“Eğreti gelinleri, onların delikanlılarını, Çökelez’i, Selmin’i ileri bir tarihe, bugüne getirdiğimde şehir şehir gezdirirken anlamsız bir bütünün içinde ufalanıp dağılıyorlar. Kuşku yok, onlar Göller Şehri’nde yaşadılar. İşleri, ünleri, gıcılı yağan kar zamanları, yarısı beyaz diğer yarısı pembe mayhoş, şehla, telli çekirdeksiz narları, buzdan kılıçlı çatılarıyla…”

18 Mayıs 2018

ODTÜ Yayıncılık, António R. Damásio’nun “Spinoza’yı Ararken” adlı  kitabını yayımladı

 

ODTÜ Yayıncılık, António R. Damásio’nun “Spinoza’yı Ararken” adlı  kitabını yayımladı.

Haz, acı, kıskançlık ve korku; tüm bunlar ve diğer duygular günlük yaşamımızın vazgeçilmez unsurları. 17. yüzyılda, filozof Spinoza yaşamının çoğunu bu duyguların insanın hayatta kalmasını nasıl desteklediğini araştırmaya adadı. Yüzlerce yıl sonra bugün bile hislerimizin biyolojik kökenleri gizemini korumaya devam ediyor. Dünyanın önde gelen sinirbilimcilerinden António R. Damásio, Spinoza’nın görüşlerinin peşinden gidip kendi bilimsel çalışmalarıyla birleştirerek bu gizemi çözmeye çalışıyor.

8 Mayıs 2018

Kırmızı Kedi Yayınevi, Muzaffer Buyrukçu’nun “Mağara” adlı öykü kitabını yayımladı

 

Kırmızı Kedi Yayınevi, yazarımız Muzaffer Buyrukçu’nun eserlerini yayımlamaya devam ediyor. Buyrukçu’nun “Mağara” adlı öykü kitabı bugün itibarıyla satışa sunuldu.

 

Ormandaydı. Kapkara bulutlar üst üste yığıldılar. Ağaçların gövdeleri hep birden konuşmaya başladılar. Yere attı kendini, yüzünü toprağa gömdü, “Aanneeee!” diye bağırmaya başladı. Sonra kayboldu her şey. Elini göğsüne koydu ve güçlükle soludu. Sesi olmayan sorular sordu. Bu tokatla, isteklerine aykırı ya da yanlış işler yaptığı zaman büyükler tarafından cezalandırılması arasında büyük bir ayrım yoktu. Süren tek gerçek: Cezalandırılmaktı.

“Kişilerine iğne batırın, batırdığınız yerden kıpkırmızı bir kan sızdığını göreceksiniz. Öylesine canlı kişiler Muzaffer Buyrukçu’nun adamları.” – Cemal Süreya

8 Mayıs 2018

İthaki Yayınları Robert Jackson Bennett’in “Merdivenler Kenti” adlı kitabını yayımladı

 

İthaki Yayınları Robert Jackson Bennett’in “Merdivenler Kenti” adlı kitabını Yaprak Onur’un çevirisiyle yayımladı.

Bir zamanlar Bulikov kenti ilahların gücüne sahipti ve onlar bu gücü milyonları boyunduruk altına almak için kullandılar… ta ki o ilahlar öldürülene dek. Şimdiyse, Bulikov’un tarihi sansürlü ve yasaklıydı. Tüm kıta ise uzun yıllardır sömürdükleri ülke tarafından işgal edilmişti, Bulikov başta olmak üzere. Fakat artık mantık sınırlarının dışında işleyen, hiçbir yere çıkmayan sayısız merdivenle bezeli bu İlahi Kent, Kıta’nın eski görkemli günlerinin bir hayaletiydi yalnızca.

Her günü ayrı kaosla geçen Bulikov’da beklenmedik bir cinayet işlenince, bu cinayetin yarattığı diplomatik karmaşayı çözmesi için Shara Thivani ve sekreteri Sigrud, Bulikov’a gelmekle görevlendirildi. Her ne kadar tehlikesiz görünse ve resmiyette bir kültür elçisi olsa da Shara aslında Saypur’un elindeki en başarılı ve tehlikeli casus, aynı zamanda da bir Kıta tarihi uzmanıydı. Bulikov’a asıl geliş amacı da işlenen cinayeti çözmek, Saypur’a karşı gelişen bir tehdit olup olmadığını belirlemekti. Ancak kentin altında komplolar dönmeye, ilahların öldürülmesinden beri şahit olunmayan mucizeler yeniden vuku bulmaya başlayınca, bir zamanlar öldüğüne inanılan tanrıların, gerçekten ölü olup olmadığı şüphesi Shara’nın aklını kurcalayacaktı.

4 Mayıs 2018

Chris Anderson ve David Sally’nin “Rakamlar Oyunu – Futbol Hakkında Bildiğiniz Her Şey Neden Yanlıştır” adlı kitabı İthaki’den çıktı

 

Chris Anderson ve David Sally’nin “Rakamlar Oyunu – Futbol Hakkında Bildiğiniz Her Şey Neden Yanlıştır” adlı kitabı Egemen Özkan’ın çevirisiyle İthaki’den çıktı.

Gezegenin en popüler sporunu anlamak için ezber bozan bir el kitabı

Futbol her geçen gün kendini yeniliyor ve bu yenilenmenin merkezinde de rakamlar bulunuyor. Rakamlara doğru şekilde bakıldığında ilk akla gelen favoriler bile artık göz ardı edilebiliyor.

Rakamlar Oyunu’nda eski bir kaleci olan ardından da futbol istatistikleri uzmanına dönüşen Chris Anderson ve davranış analisti David Sally bir araya gelip müsabakanın galibini öngörmek adına rakamların aslında ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitap, kornerlerin ne ölçüde değerli olduğu, en çok kaçıncı golün önem arz ettiği, topa sahip olmanın futbolda galibiyete gerçekten de onda dokuz oranında yardım edip etmediği, bir oyuncunun değerinin nasıl ölçülmesi gerektiği gibi soru ve sorunlara isabetli, devrim niteliğinde yanıtlar verip futbolu izlemek ve anlamak için yepyeni bir yol gösteriyor.

4 Mayıs 2018

Melih Esen Cengiz’in “Paylaşılamayan Cinayet” adlı romanı Altın Kitaplar’dan çıktı

 

Yazarımız Melih Esen Cengiz’in “Paylaşılamayan Cinayet” adlı romanı Altın Kitaplar’dan çıktı.

Kraliçeler, sultanlar, imparatoriçeler… Onun kefaretini hangisi ödeyecek? Yıl 2008. Topraklarında güneş batmayan imparatorluğun kraliçesi Türkiye’ye geliyor. İstanbul Emniyeti’nde bütün birimler alarma geçmiş. O telaş içinde, asırlar ötesinden bir koku yayılıyor Fatih’ten, sıradan günlerine boğulmuş kadim şehir İstanbul’a; belki katillerinin bile yüzünü görememiş kurbanların pes etmeyen küf kokusu. İmparatoriçelerin, sultanların ve kraliçelerin gurur ve kibir dolu gölgeleri şehrin üstüne çökmüş… Cinayet Büro başkomiseri Selim’in huzuru kâbuslarla paramparçadır artık. Faillerini bulmaya çalıştığı kurbanların talihsiz ruhları onu gece gündüz taciz etmektedir. Tarih, Pierre Loti Tepesi’nin tutkulu polisine sırlarının kapısını aralayacak ve failleri gün ışığına çıkaracak mıdır, yoksa onu hiç umursamadan kurbanların biçare ruhlarının ıstırap dolu yakarışlarına mı terk edecektir? Cennet ve cehennemin, hayallerin ve gerçeklerin hikâyesi! Melih Esen Cengiz’den, Abdülaziz dönemi Osmanlı İmparatorluğu, 1950’ler İstanbul’u ve yakın dönemde geçen, sürpriz finaliyle okurları şaşırtacak bir polisiye roman…

30 Nisan 2018

Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri “Kürk Mantolu Madonna”nın dünya turu devam ediyor… Romanın Norveççesi 3 Mayıs’ta yayımlanıyor

 

Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri “Kürk Mantolu Madonna”nın dünya turu devam ediyor… Romanın Norveççesi Aschehoug adlı yayınevi, tarafından 3 Mayıs’ta yayımlanıyor.

Daha önce Almanya ve İsviçre’de Almanca , Fransa’da Fransızca, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde İngilizce, İtalya’da İtalyanca, Rusya’da Rusça, İspanya’da İspanyolca, Hollanda’da Felemenkçe, Polonya’da Lehçe, Hırvatistan’da Hırvatça, Bosna-Hersek’te Boşnakça, Makedonya’da Arnavutça, Sırbistan’da Sırpça, Gürcistan’da Gürcüce, Moğolistan’da Moğolca, Mısır ve Suudi Arabistan’da Arapça ve Pakistan’da Urduca yayımlanan eser bu yıl içinde İsveç’te İsveççe de yayımlanacak.

26 Nisan 2018

Pinhan Yayıncılık, Karl Jaspers’in “Felsefe Konuşmaları – Felsefeye Giriş” adlı kitabını yayımladı

 

Pinhan Yayıncılık ajansımız aracılığıyla haklarını aldığı Karl Jaspers’in “Felsefe Konuşmaları – Felsefeye Giriş” adlı kitabını  Abdurrahman Aliy’in çevirisiyle yayımladı.

20. yüzyılın en önemli filozoflarından Karl Jaspers psikiyatri ve teoloji alanlarındaki ufuk açıcı fikirlerinin de desteğiyle çağdaş felsefeye yeni bir yön vermiştir. Jaspers bu eserinde uzmanlara yönelik zorlu bir metin ortaya koymak yerine felsefenin genel sorunlarını halka anlatıyor. 1950/51 yılında sunulan bu 12 radyo konuşması “felsefeye giriş” için bir rehber niteliği taşıyor.

25 Nisan 2018

N. İpek Gökdel’in “Karakalem – Ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi” adlı kitabının yeni baskısı DEX’ten çıktı

 

Ajansımıza bağlı yazarlardan N. İpek Gökdel’in “Karakalem – Ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi” adlı kitabının yeni baskısı DEX’ten çıktı. Bu romandan esinlenerek uluslararası bir streaming platformu için hayata geçirilen dizi pek yakında ekranlarda olacak.

İstanbul başka şehirlere benzemez!.. Berlin ikiye ayrıldı, dünya gene de dönmeye devam etti. New York’un kalbine uçak sapladılar, düzen yeniden kuruldu. Ama İstanbul öyle mi, ya! Bu şehir dengede tutuyor dünyayı. Tahterevallinin ortası burası! İstanbul düşerse bil ki son yakındır!

Bu, küçücük bir çocukken ailesini yitirmiş bir delikanlının öç hikâyesi. Bu, bahtsız güzel kadınların, tutkulu âşık adamların umutlarının ve savaşlarının hikâyesi. Bu, tılsımlı bir gömleğin, esrarengiz bir karganın, İstanbul’un dehlizlerinde saklanan sırların akla hayale gelmeyen hikâyesi. Bu, kehanetlerin ve kerametlerin destanı…

Savaş bitmez, durulur. Her muharebe başka bir cengi doğurur. İyilik oldukça kötülük de vücut bulur. Tarafını ak seçenler bilir, kara olanlar da Allah kuludur.

12 Nisan 2018

Tiyatro

 

 

Türk Tiyatrosu’nun çok değerli oyun yazarı Haşmet Zeybek’in telif hakları yönetimi ONK Ajans’ta

 

2013 yılında, belki de en verimli çağında erken bir yaşta kaybettiğimiz Türk Tiyatrosu’nun çok değerli oyun yazarı Haşmet Zeybek’in telif hakları yönetimini, varisleriyle imzaladığımız bir sözleşmeyle üstlendiğimizi duyurmaktan onur duyarız.

Haşmet Zeybek 1 Ocak 1948’de, Tarsus’un Gülek köyünde dünyaya geldi. Karaisalı Yatılı Ortaokulunu bitirdi. Lise öğrenimini Adana ve Tarsus liselerindeki okuyarak tamamlamadı. Tarsus ve İstanbul’da kendi kurduğu tiyatro toplulukları ile diğer özel tiyatrolarda oyuncu, oyun yazarı ve yönetmen olarak görev aldı. Bir köy seyirlik oyunu örneği olan Düğün ya da Davul oyunu ile TRT 1970 Bilim ve Sanat Ödülleri Yarışmasında başarı ödülü aldı. Konusunu Alpagut Linyit işletmesinde geçen bir olaydan alan Alpagut Olayı adlı oyunuyla tanındı. Sinema ve TV dizileri için çok sayıda senaryo yazdı.

31 Mayıs 2018

Bakırköy Belediye Tiyatroları, Zehra İpşiroğlu’nun “Lena Leyla ve Ötekiler” adlı oyunuyla Ukrayna’da onur ödülü aldı

 

Bakırköy Belediye Tiyatroları, yazarımız Zehra İpşiroğlu’nun “Lena Leyla ve Ötekiler” adlı oyunuyla Ukrayna’nın en büyük uluslararası tiyatro festivallerinden biri olan Kherson Melpomene of Tavria Tiyatro Festivali’nde onur ödülü aldı.

“Lena Leyla ve Ötekiler” 1989 sonrası dünyada pek çok farklı alanda önemli bir sorgulama alanına dönüşen ‘göç ve kimlik’ meselesine kadın penceresinden bakıyor.Sovyet Birliği döneminde çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını yaşamış bir kadının aşkın peşinden Türkiye’ye gelişi ve kendini kültürel uyumlanma çabası ile burada varetmeye çalışması dünya tarihinin yakın dönemine de ayna tutuyor. Çernobil Nükleer Santrali’nin patlaması sonucu yaşanan büyük kayıplar, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile dünyanın geçirdiği dönüşüm ve küresel bir şehir olarak büyüyen İstanbul, kentte merkezin dışında oluşan yoksul kenar mahalleler, o bölgelerde yükselen muhafazakarlık gibi tarihsel süreçler bir kadının göç ve kimlik arayışının paralelinde ilerliyor.Oyun aslında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından kapitalizmin en güçlü araçlarından birine dönüşen küreselleşme fikri için de önemli önemli sorular barındırıyor. Bu büyük vaad mobil yaşam, çokkültürlülük, dünyanın küçülmesi gibi söylemleri içeriyor. Evet küreselleşme ile sermayenin hareket kabiliyeti artıyor ancak söz konusu olan insan göçü olduğunda beraberinde ne tür sorunlar yaşanıyor? Zehra İpşiroğlu yazdığı oyun ile buraya ait kültürel, sosyal, siyasi ve ekonomik sorunları yabancı göçün penceresinden tartışabileceğimiz yeni bir imkan sunuyor.İçinde kaybolduğumuz meselelere mesafeli bakabilmemizi sağlayan aslında bir yabancı olan Lena’nın gözü. Lena, Leyla’ya dönüşmeye çalışırken bizde kendi sorunlarımızı hem içerden hem de dışardan görebileceğimiz güçlü bir bakış açısı kazanmış oluyoruz.

25 Mayıs 2018

27 Mart Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi Değerli Yazarımız Zehra İpşiroğlu’ndan

 

27 Mart Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi’ni bu sene değerli yazarımız Prof. Dr. Zehra İpşiroğlu kaleme aldı.

Bildiriyi aşağıda sunuyoruz :

Tiyatronun Ustaları

Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum!

Doğru söz delilik.

​Bertolt Brecht

“Onların” peşindeyim. Klişe üretmeyenlerin, boş laf söylemeyenlerin, sahneyi bir ego gösterisine dönüştürmeyenlerin, sulu espriler ya da ucuz etkilerle izleyiciyi tavlamayanların, yaşamdan kaçmayanların, zamanımızı çalmayanların, baştakilere yaranmak için kırk takla atmayanların peşindeyim. Beni güldüren, ağlatan, şaşırtan, yadırgatan, düşündüren, ezberimi bozan, belki de bir an durup kendime döndüren tiyatro ustalarının peşindeyim.

Neden sahnedeler, ne yapıyorlar, ne söylemek istiyorlar? Ve işte şimdi, şu an onlarla aramda nasıl bir iletişim kuruluyor, nasıl bir enerji akıyor, ne hissediyorum? “Onları” yakalayamazsam, tiyatroda sıkıntıdan patlayabilirim, uyuyup kalabilirim, benim burada işim ne diye kendime kızabilirim… Her şeyin ucuz bir tüketime dönüştüğü bir ortamda hiç de kolay değil onları yakalamak. Tıpkı iyi bir roman okumanın, iyi bir film izlemenin de kolay olmadığı gibi.

Diyelim ki bir izleyici ya da eleştirmenim. Sadece tiyatro tüketiminin tuzağına düşmemek de yeterli değil şüphesiz. Çünkü ben öyle bir ülkeden geliyorum ki tiyatronun insanca yaşayabileceğimiz barışçıl ve demokratik bir toplumu savunma gizilgücünün ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Acaba benim tiyatro ustalarım bana bu yolda ne söylüyorlar?

Diyelim ki bir tiyatro yazarı, yönetmeni ya da oyuncuyum. Yaşamın akışındaki acıları, çatışmaları, haksızlıkları yüreğimde hissediyorum. Nefreti, şiddeti, yalanları, hile ve komploları görüyorum. Savaşın, sömürünün, sürgünün, adaletsizliğin, acının, yokluğun yarattığı bir karmaşa içinde yitip gitmek üzereyim. Çaresizlik mi? Hayır, ben tiyatrocuyum ve yaşamı bir yerinden yakalayabilirim, anlamak için çaba harcayabilirim, yaşamı okuyabilirim. Ama bu benim ülkemde hiç de kolay değil, çünkü yaşam çoğu zaman bütün acı, gülünç ve absürt yanlarıyla sanatı kat kat aşıyor. Bunu her gün yeniden ve yeniden yaşıyorum. Tam bir şeyi yakaladım dediğimiz anda olaylar öyle bir kasıp kavuruyor ki ortalığı, sözcüğün bittiği yerde buluyoruz kendimizi.

Bir dönemin büyük oyunları da karanlığında gizlenen birer masalı andırmıyorlar mı? Öyleyse önemli olan bu masalı yeniden keşfetmemiz mi? Evet, benden önce yaşamış büyük ustalar var bana yol gösterecek, yazdıkları oyunlar yüzyılları aşıp, bugünlere gelmiş. Onlar acıyı, hüznü anlatıyorlar, karşı koymayı, direnmeyi. Onlar umudun sesi… Yazar, yönetmen ya da oyuncuysam onlardan da öğrenecek çok şey vardır mutlaka.

Tiyatro, yaşamla arasındaki bu kıl payı kesişmeyi yakalamışsa mucizeler yaratabilir. İyi ama, nasıl? Bu acaba nasıl bir toplumda yaşadığımıza mı bağlı? Tüketim toplumunun uyuşukluğu içinde donup kalmışsak, tiyatro krizini aşmak için gerekli olan, Dario Fo’nun alaycı sözleriyle, “cadı avı” mıdır; tiyatrocuların korkmaları, sarsılmaları mıdır? Öyleyse baskıcı toplumlarda tiyatronun işi daha mı kolay? Böyle bir ayırım yapılabilir mi? Hayır, çünkü tüketim de, baskılar da bütün ülkelerde farklı dozlarda yaşanıyor. Eşitsizlik giderek artıyor, demokrasi anlayışı çöküyor, savaşlar ortalığı yıkıp yakıyor, yaşadığımız dünya kıyasıya harap ediliyor. Kendi ülkemdeki sorunlar başka ülkelerde yaşananlarla girift bağlantılar içinde gelişiyor.

Öyleyse aslolan bütün sınırları aşan bir duyarlılık, empati, dayanışma duygusu ve direnme gücü değil mi? Tabii yürekten inanmak da gerekiyor yapılan işe, her tür dayatmaya karşı koyarak özgün olmak, anlamaya çalışmak ve yaşamın bunca kargaşalığı içinde kendi yolunu bulmak. Bu başarılmışsa mutlaka aynı heyecan, aynı duyarlılık, aynı sorgulayıcı bakış izleyicide de uyanacaktır.

Şimdi bir oyun izleyeceğiz… Ne hissedeceğiz, ne düşüneceğiz? Acaba hüzünlenecek miyiz yoksa gülecek miyiz? Hoşumuza gidecek mi izlediklerimiz, yoksa anlamsız mı gelecek, neden? Kafamızdaki duvarları yıkacak mı, bize yeni bir güç, yeni bir umut verecek mi? Oyunun sonunda bütün bunları bizlere yaşatan tiyatrocuları büyük bir heyecan ve sevgiyle gönülden alkışlayabilecek miyiz?

Şimdi söz izleyicide.

​Yazar, Eleştirmen, Akademisyen

Profesör Dr. Zehra İpşiroğlu

26 Mart 2018

Tiyatro Martı, Eugene Ionesco’nun “Kral Ölüyor” adlı oyunundan uyarlanan “Kral”ı sahnelemeye başlıyor

 

Tiyatro Martı, Eugene Ionesco’nun “Kral Ölüyor” adlı oyunundan uyarlanan “Kral”ı sahnelemeye başlıyor .

Lale Aslan’ın çevirisinden dramaturjiyi gerçekleştiren ve sahneleme metnini yazan Erdal Özyağcılar’a sahnede Güzin Özyağcılar, Nihan Büyükağaç, Barış Kıralioğlu, Gözde Çetiner, Ferdi Alver, Burak Tanay eşlik ediyor. Oyunun rejisi Serkan Üstüner’e ait.

Oyun 14 Mart Çarşamba Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde, 17 Mart Cumartesi Kozyatağı Kültür Merkezi Gazanfer Özcan ve Gönül Ülkü Sahnesi’nde, 24 Mart Cumartesi Mecidiyeköy artı Sahne’de, 30 Mart Cuma Kadıköy Halk eğitim Merkezi’nde izlenebilir.

7 Mart 2018

Robert Dubac’in “Oksimoron – Erkek Aklı” adlı oyunu Tatbikat Sahnesi’nde perdelerini açıyor

 

Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen Robert Dubac’ın “Oksimoron – Erkek Aklı” adlı oyunu 12 Mart’ta Ankara’da Tatbikat Sahnesi’nde perdelerini açıyor.

Emre Karayel’in rol aldığı, Erdal Beşikçioğlu’nun sahneye koyduğu oyunu Özge Kayakutlu Türkçe’ye çevirdi, Zeki Enes Akkan uyarladı.

Oyunun Ankara’daki prömiyerinden birkaç hafta sonra İstanbul’da da sahnelenmesi planlanıyor.

22 Şubat 2018

 

“Annie” müzikali Nisan’da İzmir’de perdelerini açıyor

 

Ülkemizde çoksesli müzik ile opera, bale ve müzikal gibi sahne eserlerinin zor ve ulaşılmaz sanatlar olmaktan çıkarılarak, bu alanlara çocuklar başta olmak üzere çok sayıda insanımızın sevgi ve merakını kazandırmak, toplumumuzun bu sanatlara talebini arttırmak ve bu sanatları toplumun tüm kesimlerinin yararına sunmak amacıyla projeler gerçekleştiren Mozart Akademi Türkiye hakları ajansımız tarafından temsil edilen bir Broadway müzikalini, Annie’yi Türkiye’ye getiriyor.

Thomas Meehan tarafından yazılan, besteciliğini Charles Strouse’un yaptığı, şarkı sözlerini Martin Charnin’in yazdığı Annie müzikalinin genel sanat yönetmenliğini İlhan Cinpir yapıyor. Eseri Serdar Saatman sahneye koyuyor.

Mozart Akademi müzikalde Annie rolünü üstlenecek çocuk oyuncuyu ve diğer çocuk rolleri belirlemek amacıyla 2017 yılında geniş kapsamlı bir seçme düzenledi ve seçilen çocuklar koro, dans ve sahne eğitimi görüyorlar.

Müzikal 21 Nisan 2018’de İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi’nde prömiyer yapacak. Bu sezon yapılacak temsillerin ardından eser 2018-2019 sezonunda da sahnelenmeye devam edilecek. Annie Müzikali’nin İzmir dışında da sahnelenmesi planlanıyor.

16 Şubat 2018

 

Tankred Dorst’un “Benim Adım Feuerbach” adlı oyunu perdelerini açıyor

 

Tankred Dorst’un “Benim Adım Feuerbach” adlı oyunu 25 Ocak Perşembe günü Mecidiyeköy artı Sahne’de perdelerini açıyor.  Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu bünyesinde Ayşenil Şamlıoğlu’nun sahneye koyduğu oyunda Selçuk Yöntem, Toprak Can Adıgüzel ve Gülçin Kültür Şahin ile sahneyi paylaşıyor.

Oyuncu, oyun kişisini yaratabilmek adına kendi derinliklerine ve yaşam bilgisine doğru dalışa geçer. Bu, aynı zamanda bir yüzleşme sürecidir. Ve oyuncu bu süreç içinde, belki de yaşamının sonuna kadar unutmak istedikleriyle göz göze gelmek, onları yeniden var etmeyi dilediği oyun kişisi adına kuşanmak durumundadır. Böylesine can yakıcı, terletici, ürkütücü sürecin karşısında, kimi oyuncular suyun üstünde yüzmeyi seçerler, kimileri on, kimileri yirmi, kimileri de bin metreye dalarlar. Her rol adına tekrar tekrar yaşanan bu dalışlar yıllarla birlikte çoğaldığında ne gün, ne an bilinmez ama bir gün bir an vardır ki vurgun yiyebilirsiniz…

“Benim Adım Feuerbach”  25-26 Ocak, 9 ve 18 Şubat tarihlerinde Mecidiyeköy artı Sahne’de, 29 Ocak’ta Kozyatağı Kültür Merkezi Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde, 30 Ocak’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde, 4 Şubat’ta Mall of Istanbul MOI Sahne’de, 10 Şubat’ta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde, 15 Şubat’ta Ankara’da ODTÜ KKM’de izlenebilir.

23 Ocak 2018

 

Hayati Çıtaklar’ın “Alyoşa” adlı oyunu perdelerini açtı

 

Yazarımız Hayati Çıtaklar’ın sanatçı Aliye Berger’in yaşam öyküsünden uyarladığı “Alyoşa” adlı oyunu İstanbul Devlet Tiyatrosu Üsküdar Tekel Sahnesi’nde perdelerini açtı.

Siyah beyazın içindeki tonları başka hiçbir yerde bulamadığını söyleyip hayatı bir çocuk sevinciyle rengarenk gören, “İçtenlik öğretilmez. Ne yaşamda, ne sanatta. Okulu yoktur. Ne isem o oldum. Yaşadığım, güzellikleriyle, acılarıyla, aşklarıyla, ölümleriyle, başkaldırışım ve baş eğmelerimle, umutlarım ve umutsuzluklarımla yaşadığım, benim olan dünyayı yansıtmak istedim yapıtlarımda. … Ama en çok, tüm bunları kucaklayan ve adına hayat dediğimiz olaydan, serüvenden etkilendim. Aşkla yaşadım. Ölümler bile öldüremedi bu bendeki aşkı. Ve coşkuyla, aşkla, sevgiyle yarattım ne yarattımsa.” cümlelerini hayatının merkezine alıp doğaya, güzelliklere ve ruha inanan, eteklerinin içine kelebekler dikip onları öpüştüren, eserlerini tülbentlere, kasap kağıtlarına, çamaşırlarına basan, hiçbir ‘izm’ ile sınırlanamayacak sanatı ile bu ülkede kendisi olma, kendi gibi yaşama cesaretini göstermiş meraklı, öncü, düş dolu Aliye Berger’in fırtınalı yaşamına bir tanıklık, yaratıcı ve efsanevi kişiliğine saygı duruşu niteliğinde bir oyun “Alyoşa”.

Ahmet Somers’in sahneye koyduğu oyunda Seray Gözler, Asuman Çakır, Erhan Tuna, M. Coşkun Ülgen, Melike Durak Aras, Gözde Yıldırım, Onur Somay ve Şebnem Bilgeer rol alıyorlar.

 

“Damdaki Kemancı” Ocak’ta Zorlu PSM’de

 

Hakları ajansımız aracılığıyla sağlanan, müziklerini Jerry Bock’un bestelediği, sözlerini Sheldon Harnick’in yazdığı, Sholem Aleichem’ın Tevye ve Kızları öykülerinden Joseph Stein’ın kitaplaştırdığı “Damdaki Kemancı”, Zorlu PSM prodüksiyonu ve Talimhane Tiyatrosu işbirliğiyle Ocak’ta Zorlu PSM’de başlıyor.

Sevilen oyuncu Binnur Kaya ve devlet tiyatrolarının ünlü oyuncusu Mehmet Ali Kaptanlar’ın başrollerini paylaştığı yapımda kalabalık bir oyuncu kadrosu yer alacak. Zorlu PSM’nin sahneye koyduğu ilk Türkçe müzikal yapım olan Damdaki Kemancı’nın 2, 3, 25 ve 26 Ocak 2018’de Drama Sahnesi’nde perdelerini açacak.

 

“Arzu Tramvayı” 29 Kasım’da UNIQ Hall’de perdelerini açıyor

 

Eserlerinin telif hakları Türkiye’de ajansımız tarafından temsil edilen Tennessee Williams tarafından yazılan ve tiyatro için bir dönüm noktası olarak kabul edilen, Broadway’in ardından Hollywood’u da derinden etkilemiş, uyarlama filmleri ile pek çok ödül almış olan “Arzu Tramvayı”, 29 Kasım’da UNIQ Hall’de perdelerini açıyor. 1982 yılında Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter tarafından sahnelenen eserin, yeniden sahnelenmesi için uzun zamandır bekleniyordu ve 35 yıl sonra bu eser BKM ve ID İletişim’in yapımcılığında yeniden sahneleniyor.

Zerrin Tekindor, Onur Saylak, Şebnem Bozoklu ve İbrahim Selim’i bir araya getiren oyunun çevirisi Haluk Bilginer tarafından yapıldı, yönetmenliği ise Hira Tekindor’a ait. Arzu Tramvayı’nın premieri, 29 Kasım’da Uniq Hall’da gerçekleşecek. Oyun 29 Kasım’dan sonra Uniq Hall ve Zorlu PSM’de izleyicisiyle buluşmaya devam edecek.

 

Sadık Şendil’in senaryosundan tiyatroya uyarlanan “Bizim Aile” İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndan

 

Sadık Şendil’in unutulmaz senaryosundan Sinem Bayraktar tarafından müzikal bir oyun olarak tiyatroya uyarlanan “Bizim Aile” İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda 15 Kasım’da Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde perdelerini açıyor.

Aziz Sarvan tarafından sahneye konan eserde Funda Postacı Kıpçak, Nevzat Çankara, Tevfik Şahin, Müge Çiçek Türkoğlu, Ercan Demirhan, Yalçın Avşar, Mehmet Soner Dinç, Onur Demircan, Yiğit Ali Uslu, Tarık Köksal, Pınar Demiral, Zeki Yıldırım, Tankut Yıldız, Züleyha Karyağdı, Esra Ülger, Serkan Bacak, Gülsün Odabaş, Alp Tuğhan Taş, Cihat Faruk Sevindik rol alıyorlar. Oyunun müzikleri Mertol Şalt’a ait.

 

Hale Kuntay’ı kaybettik…

 

kuntay-2Değerli çevirmen Hale Kuntay’ı dün akşam kaybettiğimizi büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Çalışmalarını genellikle Alman dilinden yapan Hale Kuntay, İngilizce ve Fransızca’dan da oyunlar çevirmişti. Kuntay’ın 1955’ten bu yana ara vermeden yaptığı çalışmalar arasında; “Nikah Kağıdı”, “Evet, Evet, Evet”, Ağustos Böceği”, “Paşaların Paşası”, “Cennetlik Kaynana”, “Tarla Kuşuydu Jüliet”, “Kontrabas”, “Mefisto”, “Avluya Bakan Pencere”, “Ölüm Tuzağı”, “Elveda Saray Bosna”, “Ustalar Sınıfı” izleyicilerin ilgisini çeken oyunların yanı sıra “Kutup Ayısı Polaria” ve “Sihirbaz Oz” gibi çocuk oyunları da bulunmaktadır. Çevirdiği kitaplar arasında “Küçük Kara Balık” ile “Kızım Olmadan Asla” en çok baskısı yapılmış olanlardır.

1996-1997 yılında ilk kez düzenlenen Afife Tiyatro Ödülleri seçici kurul üyeliğine atanarak 7 yıl çalışan Hale Kuntay, 4 yıl da Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri jürisine hizmet vermiştir.

Hale Kuntay’ın cenazesi 9 Eylül 2017 Cumartesi (yarın) günü öğle namazını müteakip Zincirlikuyu Camii’nden kaldırılarak Zincirlikuyu Mezarlığı’nda defnedilecektir.

 

“Kürk Mantolu Madonna” ekim ayında Zorlu PSM’de

 

KMM-TIY-2Yazarımız Sabahattin Ali’nin unutulmaz eseri “Kürk Mantolu Madonna”nın usta tiyatrocu Engin Alkan tarafından ajansımızdan alınan izinle hayata geçirdiği tiyatro uyarlaması yine Alkan’ın rejisiyle Ekim ayında Zorlu PSM’de perdelerini açacak. Yapımcılığını Tuba Ünsal ve Nisan Ceren Göknel’in üstlendiği, Menderes Samancılar, Tuba Ünsal, Alper Saldıran ve Sercan Badur’un rol alacağı oyunun müziklerini Sezen Aksu, sahne ve ışık tasarımını Cem Yılmazer’in yapacağı açıklandı.