Bulaşıkçılar

 

Sahip olduğu holdinginin iflas etmesinin ardından Emmett bütün umudunu kaybetmiş bir halde lüks bir restoranın alt katında, kir ve buhardan geçilmeyen bir bulaşıkhanesinde işe başlar. Zengin nişanlısının böyle bir yerde çalıştığını öğrenmesinden de çekinen Emmett, burada Dressler ile fikir ayrılıkları yaşamaya başlar. Dressler ise uzun yıllardır orada çalıştığından kendini çok yaşlı olan Moss ve “Yeni Çocuk” olarak adlandırdığı Emmett’den üstün görmektedir ve bu otoritesinin diğerleri tarafından da kabul edilmesini ister. Dressler’a göre bulaşık yıkamak bir sanat, bir uyanış ve erdem bellirtisidir. Düşük maaşla, neredeyse hiç gün yüzü görmeden, izin almadan ve bu havasız ve kokulu yerde çalışmaktan son derece mutlu olan Dressler bulunduğu konumdan ve şartlarından asla şikayet etmez ve diğerlerinin de onunla aynı fikirde olması için üst sınıfı onlara karşı korumaya çalışarak çalışma arkadaşlarını baskıyla ezmeye çalışır. Bu arada uzun zamandır birlikte çalıştıkları ve nerdeyse ölmek üzere olan Moss’u da kendi yanında tutma çabalarına devam ederek tüm tahakkümlerine, sonu gelmeyen boş gurur gevezeliklerine mecazi olarak kişisel değerler üzerine yaptığı söylemlere devam eder. Ne yazık ki sonunda Emmett de, Moss da dünyayı onun gözünden görmeyi başaramaz ve sembolik anlamda gösterilen üst sınıfa katılma arzuları da son bulur. Peki yaşadığı hayal kırıklıklarına ve sorgulamalarına rağmen Emmett arzularını gerçekleştirebilecek mi?

Çevirmenin notları :

Sınıf ayrılığı, iş yaşamından salt bir şekilde ayrılmış hayatın anlamı gibi önemli ve merak uyandıran sorular oyun boyunca karşımıza çıkar. Lakin, oyunun sonunda hepimiz kendimize tek bir soru sorarken buluyoruz; “Ya tüm bunların hiçbir anlamı yoksa?”. Yazarın zekice yarattığı bu üç karaktere karşı seyircide büyük bir empati uyanır. Oyun boyunca zarifçe kurgulanmış diyalogların eşliğinde karakterler arası çatışmanın duygusu, seyirci de kendi iş yaşamında ya kendilerini ya da birlikte çalıştıkları insanları görürler. İş yerlerinin bulunduğu durum, işçi hakları ve işverenin işçilere bakış açıcı gibi yer yer politik konulara da değinildiği oyunda, sınıf çatışması, yaşamın işten geri kalanının anlamı ve bizlerin ona verdiği değer gibi ögeler seyircinin kendini de sorgulamasına olanak sağlıyor. Oyunda kıvrak mizah ögesinin sıklıkla kullanıldığı kısa sahneler aynı zamanda karakterler arasındaki felsefik diyalogların da hızlı ve etkileyici akışını sağlıyor. 2005 yılında Arts Club Theatre’da dünya prömiyeri yapılan oyun bu zamana kadar bir çok tiyatro tarafından yurtdışında sahnelenmiştir. En son 2014 yılında Birmingham Repertory Tiyatrosu tarafından David Essex’in (Dressler) de içinde olduğu bir kadroyla sahneye konmuştur.

 

 

Yazar : Morris Panych
Çevirmen : Ceren Aksakal
Tür : Kara Komedi
Bölüm : 2 perde
Oyuncu adedi : 4 erkek